AK Parti neden önde değil? (2)

AK Parti neden önde değil? (2)

Ak Parti zorunlu eğitimi 12 yıla çıkarmakla kalmadı, bundan çok daha önemlisi, liseyi bitirenlerin üniversiteler kapısında oluşturacağı yığılmaları önlemek için üniversitelerin sayısını artırdı. Bu önemli bir öngörüdür ve ülkemizde alışık olmadığımız başarılı bir hükümet icraatıdır.

1946 yılına kadar Türkiye’de sadece İstanbul Üniversitesi vardı. Türkiye bir üniversiteye ikincisini eklemek için tam 23 yıl bekledi.

Hal böyle olunca da üniversitede okumak herkesin harcı olamadı. Zaten memleketin önemli makamları, devlet terbiyesinden yoksun ailelerin çocuklarına terkedilemezdi! Osmanlıdan gelen “Paşa babanın paşa oğlu!” geleneği, Cumhuriyet’i kursak da değişmeyecekti.

Ak Parti, modern zamanların bireye sağlayabileceği en büyük imkan olan “oku ve eşit ol” fırsatını, son on yıldaki yatırımlarıyla büyük ölçüde sağladı. Özellikle yaşına, cinsiyetine ve tipine bakılmaksızın, isteyen her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, üniversite bile okuyabilir hale geldi. Daha şimdiden üniversitelerde önemli kontenjan açıkları oluşmaya başladı. Üç-dört yıl sonra üniversiteler ve bankalar, kredi ve iş bulma garantili teklifleriyle öğrencilerin arkasından koşturmaya başlayacaklar. Bu da yetmeyecek, bugün bazı batılı ülkelerin yaptığı gibi yurt dışından Türkiye’ye önce üniversitelere, bir süre sonra da liselere öğretim üyesi ve öğrenci taşımaya başlayacaklar.

Sayıları 170’i aşan üniversiteler, tam kapasiteye çıktığında liselerden mezun olan her öğrenci Türkiye’nin herhangi bir ilinde üniversitede okuyabilecektir. Son alınan kararla dünyanın en prestijli üniversiteleri de Türkiye’de şubeler açabilecekse… Bütün bunlar Türkiye’nin eğitim kalitesini yükseltebilecek ve tersine bir beyin göçü sağlayacaksa… Bilim insanları için en cazip çalışma olanakları Türkiye’de olacaksa… Ak Parti seçim kaybeder mi?

Kaybetmemesi gerekir!

Çünkü hem icraatlar çok başarılı hem de geleceği ait umutlar yapılanlardan daha güçlü. Bu koşullarda beklenti, “oyların artacağı” yönünde olacaktır. 

Aynı şeyi İzmir için de söyleyebilir miyiz?

Bence çok kolay değil!

CHP’ye “muhalefet” yapması gereken Ak Parti’nin “tahmin” yapması beni şaşırtıyor! Genelde iş yapma yerine tahmin yapma CHP’lilerin hastalığıdır ama bakıyorum bu hastalık İzmir’de Ak Parti’ye de bulaşmış.

Örneğin Ak Parti’nin eğitim ve öğretim projeksiyonlarına biraz dikkatli bakanlar az önce özetlemeye çalıştıklarımdan çok daha fazlasını görebilir.

Ak Parti’nin bu kadar başarılı icraatlarına karşı CHP’nin yaptığı muhalefet tam bir fiyasko (!!!) olmalıdır.

Öyle değil mi, arkadaşlar, CHP’nin eğitim politikaları konusunda Ak Parti’ye yaptığı muhalefet tam bir fiyasko değil mi? Yoksa ben mi yanılıyorum. Ne dersiniz?

Ak Parti’nin 12 yıllık zorunlu eğitim yasasına CHP’nin neler dediğine bakan var mı?

-“Kız çocukları cahil kalacakmış!”

-“Çocuk gelinler artacakmış!”

-“Cumhuriyet kazanımlarını yitirmişiz!” vs.

27 yıllık tek parti döneminde nüfusun %80’ini köyde yaşamaya mahkum eden CHP, 1940’a gelindiğinde 40.000 yerleşimin 31.000’inde ilkokul yoktu. Bu sayı 1950 gelindiğinde 30.000 olmadı. Oysa bugün nüfusun %80’i kentlerde yaşıyor ve her T.C. vatandaşı cinsiyet ve tip farkı gözetmeksizin üniversitede okuma imkanına kavuşmuş durumda…

Hangi Cumhuriyet kazanımını kaybedilmiş?!!!

Bir kız çocuğu 8 yıl okuyunca mı cahil kalıyor, 12 yıl okuyunca mı?

8 yıl okuyup eve kapanan bir kız mı çocuk yaşta evlenir yoksa 12 yıl okuyan mı?

İzniniz olursa CHP’ye daha zor bir soru sormak istiyorum: 8 mi büyük 12 mi? Hı, hangisi daha büyük?!!!

Bir parti Cumhuriyet’i bu kadar mı berbat savunur, arkadaş!

Acaba CHP, Cumhuriyeti var gücüyle eleştirse bu kadar zarar verebilir mi?

Yoksa CHP, Cumhuriyeti eleştiriyor da biz mi bunun inceliğine vakıf olamıyoruz?…

Bunu soran da yok, cevabını bileni merak eden de!

Ak Parti’nin daha nice devrim niteliğinde icraatları var ve bunların halka anlatılması ve eleştirilere de cevap verilmesi gerekiyor.

Ak Parti’den beklenenler nedense İzmir’de bir türlü olmuyor:

Asıl ve yedekleriyle 160’a yakın Ak Parti İl yönetiminde görev alanlar, 30 ilçe ve 2.200 civarında mahalle ve köy yönetimlerini, onlar da 350.000 üyeyi  harekete geçirecek ve birbirini tamamlayan mesajlar serisiyle iletişimin birçok imkanlarından da yararlanarak seçmene dönük “anlatım”lar yapacak… Yerel seçimlerde de Ak Parti İzmir’de açık ara birinci olacak!

Beklenen bu!

Ama bir türlü yapılmıyor.

Yapılmayınca da Ak Parti İzmir’de birinci parti olamıyor! 

Böyle devam ederse, bu kadar başarılı icraatlar seçmene İzmirce anlatılmazsa, CHP’nin “tam bir fiyasko” denebilecek eleştirileri, ne yazık ki, yakın seçimde karşımıza “kaziye-i muhakeme” olarak çıkar ki, o gün sarf edilecek “ahh!”ların “vahh”ların bir kıymet-i harbiyesi de olmayacaktır.

Benden söylemesi…

Bir cevap yazın