Ortadoğu’da düzen değişecek mi?

Ortadoğu’da düzen değişecek mi?

İsrail’in siyonist bir devlet olarak varlığını sürdürmesi, Arap krallıklarıyla da ilgili bir durumdur. Birinin varlığı, diğerine bağlı. Birinin rejimi de diğerinin rejimine bağlı. Yalın bir ifadeyle, birbirlerine bağımlı ve borçlu bir yapı var Ortadoğu’da.

 

Ortadoğu’da Osmanlı sonrası Lozan’la başlayan düzen, petrolün kontrolüne bağlıydı. İsrail devletinin ve kendini savunmaktan aciz krallıkların kuruluşu da buna göre yapıldı.

 

Ortadoğu düzeni, birbirine bağlı bileşik kaplardan oluşuyorsa, birindeki rahatsızlık, zincirleme reaksiyon gibi diğerlerini de etkiler. Ortadoğu’da bir ülke ile oynayan, tamamı ile oynamış, birini koruyan da yapıyı yani tamamını korumuş olur.

 

Gelelim Ortadoğudaki gelişmelerin asıl nedenine…

 

SSCB, batılı bankerlerin büyük ümitlerle finanse ederek kurdurdukları tarihin en büyük ekonomik ünitesiydi. Uğruna çok acılar çekildi, çok paralar harcandı. 1960’lara gelindiğinde ise bütün çabalara rağmen SSCB ve bloğunun, oldukça verimsiz bir ekonomik ünite olduğu anlaşıldı. Tasfiyesi gerekiyordu. Bu da oldu…

 

Oysa SSCB’den beklenen şuydu:

 

Tarihte denenmiş bir model vardı. Aşağı Mısır’da (Goşan Bölgesi) özel mülkiyet ve serbest ticaret, Yukarı Mısır’da ise kamu mülkiyeti ve işçilik-kölelik düzeni uygulanmıştı. Yüzyıllar süren kesintisiz zenginlik böyle elde edilmişti. Romo’yı Roma yapan da bu zenginlikten aldığı paydı. Eski Mısır’daki bu düzen, eski dünyaya yaklaşık üç bin yıl katma değer üretebilmişti.

 

Eski Mısır’da tarıma dayalı ekonomik düzenin bir benzerinin sanayileşme çağında da kurulması mümkündü:

 

ABD ve Batı Avrupa’da, özel mülkiyet ve serbest ticaret (Kapitalizm), SSCB ve etkisindeki ülkelerde de kamu mülkiyeti ve kolektif üretim (Sosyalizm) uygulanabilirdi. Uyguladılar da. Goşan ekonomisinin tarihteki “başarı”sının bir benzerini kapitalist ekonomi, ABD ve Batı Avrupa’da sağlayabildi. Ama sosyalizmden umulan katma değer, bir türlü oluşmadı! Sosyalist işçiler-köleler dünyayı besleyemediği gibi kapitalizme de yük oldular. Hatta ABD’den buğday ithal edilmeseydi proletarya açlıktan kırılacaktı. Oysa planlanan ise sosyalizm üretecek hem kendini hem de kapitalizmi besleyecekti ama olmadı!

 

Uğruna iki büyük savaş yapılan global dünya düzeni, gelecek endişesine kapıldı. Bir yandan SSCB ve bloğu kapitalist ekonomiye entegre edilirken, Çin’de de kapitalizmin farklı bir üretim ünitesi kuruldu. Çin kapitalizminin veya sosyalizminin en büyük farkı da köle hakları dediğimiz işçi haklarının yok denecek kadar az olmasıydı. Yeni Çin düzeni, Batılı kapitalistleri ve Çinli elitleri tatmin etmiş olmalı ki, SSCB’ye yüklenen ama başarılı olmayan “dünyaya üretme” misyonu, Çin’e verildi.

 

Çin’ne yapılan yabancı sermaye yatırımlarının başlaması ve arkasından SSCB ve bloğunun çökmesi, dünyada bir şeylerin değil; çok şeylerin değişeceğinin habercisiydi.

 

SSCB ve Çin değişirken birbirine bağımlı dünya sisteminin her parçasında, çok geçmeden birçok şeyin değişeceği belliydi:

 

Bu aşamada hakkını yemeyelim, eski tabirle Goşan Bölgesi’nde yeni tabirle ABD ve Batı Avrupa’da başlayan ve devam edecek olan değişikliklerin habercisi Türkiye’ydi.

 

Bunu kim ve ne zaman farketti, bilemem! Ama Türkiye’de 1980’le başlayan ve 2010 yılına kadar süren “üç aşamalı süreç”te elde edilen sonuçlar, oldukça tatmin edici bulunmuş olmalı ki, Türkiye’nin eski, hoyrat, düşüncesiz ve verimsiz Batıcıları bir güzel tasfiye edildi! Zamanında dayatılmış tabular bir bir yıkıldı! Buna benzer gelişmeler, Türkiye örneğinde olduğu gibi birçok ülkede de yaşanacaktı. 

 

Türkiye ölçeğinde elde edilen sonuçlar 2008’de ABD’ye, 2010’da da AB ülkelerine uygulandı. İslam ülkelerinden bir ses çıkmıyorduysa bunu da kimse hayra yormamalıydı!

 

ABD’de 2008’de başlayan süreç bugün de işliyor. ABD, birinci aşamayı bitirip ikinci aşamaya geçecek ama statüko direniyor. ABD’de statüko çok güçlü, ikinci aşamaya geçişi engellemeye çalışıyor. Ama şansı yok! Süreç işleyecek. ABD ya ikinci aşamaya geçecek ya da bölünmeyi ve dağılmayı tartışacak! Bu iş bu kadar basit!

 

Batı Avrupa ülkeleri geçen yüzyılda reel ekonomiyi en iyi uygulayan ülkelerdi. Bugün AB, ne zaman biteceği bilinmeyen krizlerle boğuşuyor. Bunun da bir anlamı olmalı! Sofistike bir açıklamaya gerek yok; çünkü Avrupa da değişmek zorunda…

 

Dünyada SSCB ve bloğunda, Çin’de, ABD ve AB ülkelerinde devam eden krizler yanında kartondan krallıkların ve İsrail’in eski düzeni sürdürmesinin mümkün ve makul olacağını savunmak bana yakışmaz!

 

İsteyen varsın “Ne alaka!” desin!

 

Yazılarımı izleyenler bilir ki, ben siyasi konularda itikadı bozuk bir adamım! Öyle her anlatılana inanmam! Kendi anlatılarımı daha mantıklı bulurum!

 

Ortadoğu’da düzen kuranların, yurtlarında düzenleri bozulmuşken arka bahçelerinde her şeyin eskisi gibi kalacağına nasıl inanabiliriz?

 

Bu mümkün müdür?

 

Ortadoğu’da ve İsrail’de eski düzenin korunacağını nasıl bekleyebiliriz? (Devamı var)

 

 

Bir cevap yazın