Erdoğan mı Netanyahu – Lieberman mı?

Erdoğan mı Netanyahu – Lieberman mı?

Ortadoğu’daki gelişmeleri dünyadaki gelişmelerden bağımsız düşünemeyiz. Bununla beraber her bir ülkenin özel koşulları dikkate alındığında, Ortadoğu’nun iç içe birçok gelişmeyi barındırdığı söylenebilir. Ayrıca her ülkenin ayrı koşullara sahip olduğu ve dolayısıyla da değerlendirmelerin buna göre yapılacağı açıktır. 

 

ABD ve AB’de yaşanan ekonomik krizin arkasından Ortadoğu’da yaşanan “Arap Baharı”nın öncelikli nedeni, “rejim sorunu”na bağlanamaz. Çünkü Ortadoğu’da krallıkların, tek parti rejimlerinin ve diktatör cumhuriyetlerin kuruluş yıllarına bakıldığında, bunların hepsinin ABD, SSCB/Rusya, İngiltere ve Batı Avrupa ülkelerinin himayesinde kuruldukları ve bugüne kadar yaşatıldıkları görülecektir.

 

SSCB ve etkisindeki ülkelerde 1985’te başlayan ve 1992’de son bulan rejim krizlerinin ana nedeni, “ekonomilerinin rejimlerini yaşatacak katma değeri üretememesi” idi. O nedenle rejim sorunları erken bitti ama ekonomik yapıları hala olgunlaşamadı.

 

SSCB dağıldıktan sonra Rusya’nın “ekonomik performansı”nı merak edenler olacaktır. Rusya da, Ortadoğu ülkeleri gibi çok değerli yeraltı kaynakları olan bir ülke ve zenginliğini de büyük ölçüde buna borçlu. Ortadoğu bir baharla sarsılıyorsa, iki üç adım sonra, benzer bir bahar Rusya’yı da rahatsız edecektir denebilir. Bunu henüz kimse iddia etmiyor ama bizden duymuş olun!

 

***

 

Özelde İsrail sorununa değinmek gerekirse

İsrail’in ABD’ye yılda yaklaşık 10-12 milyar dolar maliyeti var.  Başka bir zararı da İsrail rahat hareket etsin diye Ortadoğu’da kurulan verimsiz ekonomik düzendir.

 

Bu yapıyı daha fazla sürdürmek mümkün görülmüyor!

 

Yakın gelecekte İsrail’de önce Netanyahu – Lieberman koalisyon hükümeti seçimleri kaybedecek. Hemen arkasından kurulacak yeni hükümetin tavrı, çok daha barışçı olacaktır. Yeni hükümetin ilk mesajlarından biri Türkiye’den özür dilemek ve tazminat ödemek olacağı kimseyi şaşırtmamalı! Bununla beraber Türkiye ve Mısır’ın kefaletinde Gazze ve Batı Şeria ambargolarında kabul edilebilir bir gevşeme de beklenebilir. İsrail’in Golan Tepeleri konusunda da atacağı bir adım, Ortadoğu’da eski düzeni temelden sarsacaktır.

 

Böylece krallıkların İsrail mazereti ortadan kalkacak, yerini “daha çok özgürlük ve daha çok demokrasi” tartışmalarına bırakacaktır. 

 

Bu arada kendini özenle tartışmaların dışında tutmaya çalışan yeni bir sınıfın Ortadoğu’da köşeleri suhuletle tuttuğunu görebiliriz. Bu kişiler ticareti ve üretimi pazarlayanlar olacaktır. Sosyal yardımlarla ve sübvansiyonlarla yaşamlarını idame ettirenlerin “daha çok özgürlük ve daha çok demokrasi” çığlıkları, yerini yavaş yavaş “emeğe kuvvet” bir yaşama bırakacaktır ki, bu da insanların başına gelen ilk sürpriz olmayacaktır.

 

***

 

Petrol gelirlerini mi merak ediyorsunuz; açıklayayım!

Petrol gelirlerinin daha fazlası Batı ekonomilerinin finansmanına aktarılırken, kalanı da altyapı ve kentleşme, tarım ve sanayi siteleri, okullaşma, kültür ve turizm gibi alanlara harcanacaktır. Fiziki değişimi fark eden halk, yeni düzeni kuranlara teşekkür edecektir! 

 

Ortadoğu’da on yıl sonra dönüp geriye bakıldığında görülecek net manzaraya gelince;

sadece Ortadoğu’da değil,  Rusya da dahil tüm dünyada bireylerin ekonomiye az çok pozitif katkı sağladıkları yeni bir dünya ekonomik düzeninin kurulduğu görülebilecektir. Bugün sanal olan refahın 10 yıl sonra, çok daha reel ve yoksul ülkelerin refahtan aldıkları payın daha fazla olduğunu kabul edeceklerdir.

 

*** 

 

Dünya ekonomisi sarsılırken İsrail’in bağışa ve hibeye dayalı ekonomisini daha fazla sürdürmesi mümkün değildir. Ortadoğu’da çanların İsrail için de çaldığı çok açık! 1997’de ABD’de “Erbakan mı Netenyahu mu” sorusu tartışılırken yanıt “Erbakan!” çıksaydı, yeni dünya düzenine ilk intibak eden ülke İsrail olacaktı. Ama olmadı; acılar Erbakan’a düşerken; talih Türkiye’ye güldü!

 

İsrail, dünyanın nereye gittiğini Türkiye’den çok daha erken görebilme imkanlarına sahip. Gördüklerine inansaydı ve ona uygun adımlar atsaydı, küçük ama gerçek anlamda süper bir yapı olabilirdi ama olmadı, çünkü kibri buna engel oldu! Hiçbir uyarıya da kulak vermedi!

 

Son virajda düzen değiştiren ilk ülke Türkiye olduğundan, başta ABD ve AB olmak üzere bütün ülkeler, buna İsrail de dahil, Türkiye’den sonraya kaldılar ve tarifsiz acılara düçar oldular/olacaklar!

 

Tartışılan ve cevabı aranan son soru şu:

 

Erdoğan mı Netanyahu – Lieberman mı?

 

Benim cevabı belli:

 

Erdoğan!

 

Bir cevap yazın