Kürd mü Ekrad mı ya da Kürdistan neresi?

Kürd mü Ekrad mı ya da Kürdistan neresi?

Aşiretten kabileye geçiş, insanlık tarihinin en önemli aşamalarından biridir. Kabile olabilenler ilk kentleri ve kalecikleri kurdular, zamanla kentlerini büyüttüler ve daha büyük kentler ve muhkem kaleler yaptılar. Bir süre sonra koşullar zorladı, bir araya gelebilen kabileler şa’bları, sonra kavimleri oluşturdular. Bunun da ötesine geçebilen topluluklar imparatorluk kurdu. İnsanlığın sosyal evrimi, binlerce yılda bu lineer çizgide gelişti.

 

Önasya özelinde düşünüldüğünde, yeni yurtlar arayan kabileler, uzayıp giden topraklarda zaman zaman bir araya gelerek “kabileler federasyonu” kurdular, önemli işler başardılar.

 

Kabileler federasyonu, ilkçağlardan beri Mezopotamya, İran ve Anadolu coğrafyasında Sümerler, Akadlar, Guttiler, Asurlar, Babiller, Elamlar, Hititler, Kimmerler, Hurriler, Mitanniler, Medler, Hunlar, İskitler, Sakalar, Helenler, Romalılar, Bizanslılar, Persler, Emeviler, Abbasiler, Selçuklular, Osmanlılar, Tatarlar… önemli devletler ve imparatorluklar kurdu.

 

Önasyada ortaya çıkan devletlerle uzlaşan aşiretler, kentlileşerek medenileştiler ve böylece onlardan biri oldular. Kentleşmekten uzak duran aşiretler ise zorluklar içinde dağlık yerlerde yaşamaya devam ettiler.

 

Büyük coğrafyanın dağ aşiretleri arasında hiç eksik olmayan asayiş sorunları, kentleri tehdit etmediği sürece önemsenmedi.

 

Yukarıda adları sıralanan devlet veya imparatorlukların sınırları içinde yer alan Kürt aşiretleri, eski çağların yazılı kaynaklarında, bugünkü anlamıyla Kürt ve Kürdistan şeklinde anılmadı. Günümüzde sıklıkla kullanılan Kürt ve Kürdistan, yerli ve yabancı Kürdologların da  belirttiği gibi 20.yy’da ortaya çıktı. Bu kavramların ortaya çıkışında Rus araştırmacıların önemli etkileri oldu.  

 

Oysa tarihin yazılı kayıtlarında yer alan bilgiler çok farklıydı. Sümerlerden 20. Yüzyıla kadar yaklaşık 5 bin yıldır  “Ekrad” denmekteydi.

 

Batılı Oryantalistler son yüz elli yıldan beri yoğun bir fonetik gayretle tarihte kullanılan kimi kelimeleri Kürt ve Kürdistan şeklinde okumaya çalışmışlarsa da ikna edici bir sonuç elde edememişlerdir.

 

Kürt isminin aslını bulmakta zorlanan araştırmacılar, benzer zorluğu “yurt” bulmakta da yaşamışlardır. Çünkü Kürtlerin asıl yurdunun neresi olduğu arayışına girenler, henüz somut bir sonuç elde edememişlerdir.

 

Her biri diğeri kadar değerli olan araştırmada Kürtlerin aslında Pers veya Gürcü veya Arap veya Türkmen … kökenli oldukları iddia edilmiştir ki, her iddia da ilginç kanıtlara dayandırılmıştır. Bir yandan da Kürtlerin etnik kökenine göre yurt arayışına girişmişlerdir.

 

En inandırıcı kaynakların Arap Müslümanlara ait olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü son yüzyılın bilimsel tezleri de Arapça kaynakları doğrular niteliktedir. Kürtler yani Ekrad, tek bir etnik kökenden gelmemektedir; bu tanımlama sosyolojik olarak dağlılar için kullanılan ortak bir kavram şeklinde yer almaktadır.

 

Kürt isminin ve ilk Kürt ailelerin köken olarak Arap olduğu yazılmış olsa da bölge aşiretlerinin tek bir etnik kökenden gelmediği yine Arapça kaynaklarda belirtilmektedir. Bundan dolayı da aslen Arap olan Kürtlerin yöre aşiretleriyle kaynaşarak diğer dağlı aşiretler gibi “Ekrad” olmuşlardır. Ama aslen Araptırlar, denmektedir.  

 

 

Kürdistan neresi

 

Kürtlerin kim ve Kürdistanın neresi olduğu soruları hep birlikte ele alınmış ve tartışılmıştır. Bugünkü İran sınırlarında olduğunu iddia eden bazı araştırmacılar, Kürtlerin aslında Pers kökenli olduklarını ve yurtlarının da İran’da olduğunu söylemekteler ve kanıtlarını da sıralamaktalar.

 

Kürtlerin aslında etnik bir kimliğe sahip olduğunu ve yurtlarının da Zagros Dağları olduğu tezini savunanlar da vardır. Bu tezi savunanlar, her fırsatta Mezopotamya’da ortaya çıkan uygarlıkların tamamının Kürtler tarafından kurulduğunu iddia etmekteler. En önemli kanıtları ise olasılıklarla okunmaya çalışılan kimi tabletlerdir ve aşırı zorlamalara dayanan fonetik çalışmalardır.

 

İslamî kaynaklarda Arap Kürtlerin, Zagros Dağlarının yaşama elverişli yerlerine yerleşerek yöredeki aşiretlerle kaynaştıklarına vurgu yapılır. Arap Kürt aşiretler, dağlarda yaşayan diğer aşiretlerle beraber tüm dağlılara Ekrad derler ve özel bir yurda vurgu yapmazlar. Hadis, tarih, tefsir, gezi, anı ve coğrafya kitaplarında Ekrad konusuna bu çerçevede değinilmektedir.

 

Bununla beraber göçler tezini savunan ve bol miktarda veri kullanan tarihçiler de Kürtlerin aslının Türkmen aşiretleri olduğunu ve göç yollarında yüksek ve güvenli yerleri yurt edindiklerini savunurlar. Özetle, çok sayıdaki araştırmada Ekradın ya tamamen Türkmen ya da yöredeki aşiretlerle kaynaşmış Türkmenler olduğu sonucuna vurgu yapılır.

 

Yunanlı, Romalı, Ermeni, Gürcü… tarihçiler de “dağlı” özelliği taşıyan aşiretlerin durumunu ifade eden bir birine yakın kelimeler kullanmışlardır. Bu kelimeler 20.yüzyılın filologları ve tarihçileri tarafından zorlamalarla Kürt ve Kürdistana yorulmuşsa da ikna edici bir sonuca varamamışlardır. 

 

Bir cevap yazın