Bu koalisyon çok farklı!

Bu koalisyon çok farklı!

Statüko bir döngü oluşturmuştu, meşru veya değil, kendini bir şekilde savunuyordu. Bugün farklı bir noktadayız. Statükoyu zorlayan muhalefet, her engeli aştı ve 12 yıldır da iktidar.

Muhalefet iktidar oludunda statükonun her türlü saldırısına uğradı. Farkında veya değil; iktidarı savunayım derken, kendisi de bir statüko oluşturdu.

Eski statükodan bugüne CHP ve MHP kaldı.

Eskinin iktidar, bugünün muhalefeti, elde kalanla yola devamda kararlı.

Bu tür durumlarda sıklıkla gündeme gelen “Muhalefet neden birlikte hareket etmiyor” şikayeti, sanki karşılığını bulmuş gibi. 2009 Mahalli İdareler seçiminde lokal başlayıp 2014 seçimlerinde genele yayılan seçim işbirliği, CHP ve MHP’nin beklentilerini karşılamış olmalı ki, üçüncü adım atıldı, altın vuruş denebilecek dördüncü adım için de alt yapı oluşturuldu.

1970’li yıllarda AP-CHP koalisyonu için çaba gösterenler başarısız olmuştu.

CHP-MHP koalisyonunu çabalayanlar, dillendirmeye cesaret bile edemediler.

Refah Partisi’nin yükselişini önlemeye çalışanların en etkin çözümü, DYP-ANAP koalisyonuydu ki o da yürütülemedi. Bunlar olumsuz örnekler.

Oysa MSP, 1973’de CHP ile koalisyona evet diyebilmişti ve CHP, bırakıp gidinceye kadar da koalisyonda kalmıştı. CHP-MSP koalisyonu başarılıydı. Kıbrıs Barış Harekatı yapılmıştı. Koalisyon sayesinde MSP, seçmenini sağ-sol çatışmasının dışında tutabilmişti. CHP, koalisyonu bozduktan sonra MSP, uzlaşmacı tavrını sürdürerek iki kez de AP ve MHP ile koalisyon hükümeti kurmuştu. Bu da olumlu örnekti ve devamı da vardı:

Erbakan işi biraz daha ileri götürerek önüne çıkarılan seçim barajlarını 1991 Milletvekili seçimlerinde RP-MÇP(MHP)-İDP ile aşmıştı. Bu bir seçim koalisyonuydu ve üç parti için de sonuçlar çok başarılıydı.

Her kriz, bünyede var olan dinamiklerden hareketle aşılabilir. Madem Erbakan’ın MSP’si ve RP’si, koalisyonlardan her defasında kârlı çıkmıştı, bunun tekrarı da mümkündü.

Ak Parti, seçimde alınması çok zor oyları alarak demokrasi tarihimizin en meşru iktidarını oluşturmasına rağmen, paylaşılamayan “ihaleler”den dolayı, sürekli taciz edildi ve suçlandı.

Kaybettikçe öfkelenen, öfkeyle hareket ettiği için daha çok kaybedenler, tam öfkelerinde boğulmakta iken, ilahi ses taklidi yapan bir Guru, devreye girdi, öfkeli topluluğa şunları buyurdu.

“Geçmişte birbirinize muhaliftiniz, çok ağır suçlamalarla da birbirinizi itham ettiniz! Bunların hepsini unutun! Önce Mahalli İdareler seçiminde, sonra da Cumhurbaşkanlığı seçiminde birlikte hareket edin! Bu koalisyona katabildiğiniz kadar parti, oda, dernek, vakıf, cemaat, tarikat, gazete, tv, radyo, örgüt, yasal veya değil, yer altı ve üstü, farketmez katabildiğiniz kadarını katın! Bu arada da söylenenlere aldırmayın! Cumhurbaşkanlığı seçimini kaybedebilirsiniz, asla üzülmeyin! Siz siz olun, 2015 Milletvekili seçimlerine odaklanın! 2015’de tek liste olun! İşte size Ekmelettin İhsanoğlu, dini bütün kullarımızdandır, İmam Hatip’ten fazlasını okumuştur, onu da listeye baş yapın! Haydi, yolunuz açık olsun, istikbal sizindir kullarım!”

Guru, muhalefete reçetenin en acısı yazmıştı; ya buyruk doğrultusunda amel edilecekti ya da siyaset diyarından gidilecekti. Aslında buyruk mantıklı olması mantıklıydı, lakin bir sorun vardı ki onu aşmak zordu. Çünkü geçmişte söylenenler, bugün başa bela olmuştu. CHP MHP’ye, MHP CHP’ye çok ağır konuşmuştu. Hele koalisyona davet edilenlerin birbirlerine sarfettikleri öyle sözler vardı ki, yenilir yutulur cinsten değildi. Belli ki koalisyon, durumu kabullenmekte zorlanıyordu.

Guru ne güne duruyordu ki, o bugünler için vardı! Müracaat olundu, hazret de meşhur kelam-ı kibarların birini, bir kez daha irad etti: “Dün söylenenler dünde kaldı; kullarıma iletin, bugün yeni bir gün!

Hepsi olmasa da çoğu ikna olmuştu. Ama hala durumu kabullenmekte zorlananlar vardı.Guru’nun onlara da bir buyruğu vardı, “Durumu şaklabanlığa vurarak koalisyona katılacaklardı, Ekmelettin’e ve yeni stratejiye böyle hizmete edeceklerdi!

Ama hala bir sorun vardı.

Koalisyona alınanlar arasında akıllıların sayısı da az değildi! Zamanında AKP’ye karşı yürütülen her girişime “Evet!” demişlerdi ama çok geçmeden feci bir şekilde de geri püskürülmüşlerdi. Kalan son onur kırıntılarını ise bu acayip stratejide yitirmek istemiyorlardı.

Çünkü AKP’nin eli armut toplamıyordu!

Bu kadarının da farkındalardı!

 

Bir cevap yazın