Muhalefetin çabası

Muhalefetin çabası

Bugünlerde köşe yazılarının ibresi doğal olarak Prof. Dr. Ahmet Davudoğlu’na kaymışken aynı konunun bir de benden okunması okuyucuyu sıkabilir. İzin verirseniz bu konuya kısa bir süre sonra müdahil olayım.

 

BDP-HDP’nin durumunu da başka bir yazıda değerlendirmeye bırakarak yakın geleceğin siyasal gündemine dönersek; CHP ve MHP’deki parti içi muhalefetin ne yapabileceği merak konusu.

-Kılıçdaroğlu, karşısına çıkan parti içi muhalefet engelini kongrede aşabilecek mi? 

-Bahçeli’ye alçak sesle yürütülen muhalefet, su yüzüne çıkabilecek mi? 

-Kılıçdaroğlu kongreden yara almadan çıkarsa “çatı” organizasyonu devam edecek mi?  

-Ak Parti’de muhalefetin işini kolaylaştırabilecek gelişmeler olabilir mi?

 

Ak Parti muhaliflerinin öncelikli gündemi bu.

 

Görüldüğü kadarıyla Kılıçdaroğlu parti içi muhalefeti yenecek güçte. Kılıçdaroğlu CHP’ye planladığı açılımları yapma ortamı bulduğunda parti içi muhalefet, projeyi akamete uğratmak için pasif direnişe geçti ve kısmen de başarılı oldu.

 

Kılıçdaroğlu muhaliflerinin çoğu, CHP’yi muhafazakar seçmen karşısında zor durumda bırakan kişilerden oluşuyor. İçlerinde bir iki kişi hariç, ikna odalarında nam yapmış, Ramazan’da gün ortasında kadeh kaldırıp poz vermiş, ikili ilişkilerinde dindarlarla problemli kişiler.

 

CHP, yakın geleceğinde dindar seçmene ters düşecek kişi ve politikalardan kurtulmak isteyecektir. Görünen o. Kontrol ettikleri Alevi seçmene de “Aramıza katılabilecek Sünni seçmene saygılı olun!” talimatı verilecek.

 

Ak Parti’nin Alevilerden ne kadar oy alabildiğini tartışabiliriz. Şimdilerde CHP’nin 2015 seçimlerinde Sünni seçmene dönük yatırımları da gündem oluşturacak gibi.

 

Bu gelişmeler hangi partiye ne kazandırır bir yana, Türkiye’de olması çok istenen Sünni-Alevi çatışmasını uzun süre kesintiye uğratacaktır. Huzurdan herkesin kazançlı çıkacağı kesin. Benden görüldüğü kadarıyla, budan en çok da Aleviler yararlanacaktır. Çünkü karşı atılımı, Ak Parti de yapılacak. Ak Parti’de Aleviler; CHP’de de Sünniler kıymete binecektir. Daha açıkçası her parti dinden ve dindardan yararlanmaya başlayınca da “din istismarı” ters gelişmeyle nötrlenecektir.

 

Kılıçdaroğlu’nun çalışma ekibi, 2015 seçimlerine hazırlık olsun diye dini haklar, Kürt sorunu, işsizlik, dış politika konularında hazırladıkları raporları Kılıçdaroğlu’na sunmak üzereler. Kılıçdaroğlu da bu görüşlerin bir kısmını kongrede, diğerleri de yakın zamanda kamuoyuna açıklayacaktır.

 

Cumhuriyet tarihinin en ilginç 18,5 ayının başbakanı, ünlü CHP’li İlahiyatçı Prof. Şemsettin Günaltay (1949-1950)’dır. CHP, İslam konusundaki sessizliğini Günaltay’la bozmuştu. 1950’den sonra DP, dini kullanmaya başlayınca CHP de buna karşı durmak için dini istismar edenleri eleştirmeye yöneldi. CHP’nin sola kaymasıyla da bu strateji, dini değerleri eleştirmeye, bir süre sonra da dinsizliğe dönüştü.

 

Ortalama, hatta ortalamanın üstü okumuş-yazmış muhafazakarlar, CHP dendiğinde konuya CHP’nin din düşmanlığı ile başlar. Siyasette zaman zaman görülen anormal “hormonlu büyümeler” ve “hormonlu çöküşler”in kaynağında da bu gündem var! Dindarı rahatsız etmek veya dindarı sahiplenmek!

 

Bunun değişmesi hangi partiye ne kazandırır, bu ayrı bir konu. Nüfusun %99’unun Müslüman (Alevi-Sünni) olduğu bir ülkede dindar-din düşmanı, dindar-dinsiz, laik-antilaik, ilerici-gerici tartışmalarının İslam üzerinden yapılması, iç barışı her durumda zayıflatan bir sorundur. Türkiye bu sorununu çözmeden veya bu tür tartışmaları sonlandırmadan Ortadoğu’daki problem çözücü misyonunu da üstlenemeyecektir. 

 

Muhalefet gündemine alacağı her sorunu bir şekilde çözebilir ama Ak Parti’de ortaya çıkabilecek sorunlardan yararlanabilecek mi, derseniz, eğer bütün ümitler buna bağlanmışsa “Çabalar boşuna!”

 

Yok; eğer amaç, halkı gönlünü fethedip bir miktar da oy almaksa bu mümkündür!

 

 

Bir cevap yazın