Açılım sorunu ve siyasal aklın iflası

Açılım sorunu ve siyasal aklın iflası

Yabancıların yüzyılı aşkın bir süreden beri ısıttığı Kürt sorunu, “İslamsız Türkçülerin” katkısı oluncaya kadar ciddi bir gelişme gösteremedi.

 

Cumhuriyet tarihinde Kürt İsyanı diye iddia edilen 19 veya 27 isyanın hiçbiri Kürt İsyanı değildi. “Bu ülke bizden sorulur” diyen İslamsız Türkçüler, Kürtlere sürekli “Aslında siz ayrı bir devlet kurmak istiyorsunuz!” telkin ve tahrikinde bulunarak süreci hızlandıran en etkin faktör oldular. 

 

Kürt İsyanı diye takdim edilen olayların hiçbirinde “toprak, insan kaynağı, yönetim modeli, bayrak, marş talebi” olmadı. Bu vatanseverler; çatışma, müsademe, asayişsizlik, eşkiyalık… gibi güvenlik sorunları ile siyasal başkaldırıyı ayırt etmek istemediler.

 

Örneğin Şeyh Said İsyanında bile, sözünü ettiğimiz siyasal isyanların olmazsa olmazlarından sadece “yönetim modeli” talebinde bulunulmuştu ki, bu da Türkiye’nin geneli için ileri sürülen bir talepti. Asla Kürtçü ve ayrılıkçı bir kalkışma değildi. 

 

Ağrı Dağı İsyanı olarak tesmiye edilen olaylar serisi de, birçok sınır boyunda yaşanan asayişsizlikten ibaretti. Bu olaya katılanlar geriye siyasal anlam taşıyabilecek yazılı bir belge dahi bırakmadılar. 85 yılda yazılan en önemli metin,  Ahmet Arif’in bir şiirdir.

 

Cumhuriyet tarihinde ortaya çıkan en önemli asayişsizlik PKK muhalefetidir. PKK; irtica, sağ, sol diye iddia olunanların hepsinden daha ciddidir ve siyasal denebilecek tek Kürtçü isyandır.

 

Buna rağmen;

 

PKK’nın kurulması, lider kadrosunun belirlenmesi, örgüt stratejisi, planlı eylemleri, ideolojisi, siyasal hedefleri, ülke içinde ve dışında tanıtılması ve finansal kaynakları… bunu açıkça yazmakta bir sakınca görmüyorum, Anglosaksonların İslamsız Türkçülerle yaptığı ittifakın bir ürünüdür. PKK ile yapılan sonuçsuz mücadele de baştan başarısızlık üzerine planlanmıştır. 

 

1973’ten 2014’e kadar PKK’nın yaklaşık 40 yıllık mücadelesinin geldiği aşamaya bakıldığında siyasal isyan anlamına gelebilecek “toprak, insan kaynağı, yönetim modeli, bayrak ve marş talebi” unsurlarının tamamını kapsamaktadır. Bunu görmemezlikten gelmek, bu amaca hizmet etmek olacaktır.

 

Açılım süreci, bu aşamada her an saçmalığa dönüşebilir. Bu nedenle olacakları 77 milyonun ve dünyanın gözleri önünde sonuçlandırmak gerekir:

 

1-Madde madde, paket paket her gün insanları “Açılım!”la meşgul etme yerine Abdullah Öcalan’ı affedip siyasal haklarını da iade etmek en doğrusu olacaktır.

 

2-PKK’nın taleplerine müzakere ile olumlu yanıt vermek mümkün değildir. Çünkü kimse Ak Parti’ye ülkeyi müzakere ile böl oyu vermedi. Bu ancak referandumla mümkün olabilir. “Hayır!” oyunun “Evet!”ten çok daha fazla çıkması da sorunu çözmeyecek, aksine terörü daha da azdıracaktır. Bu nedenle en makul çözüm, Öcalan’ın affedilip siyasal mücadelenin içine çekilmesidir. Halkı ikna işini de bizzat Öcalan’ın kendisi üstlenmelidir. 

 

3-Öcalan, Kandil, PKK ve HDP gibi saçmalıklara son vermek ve muhatabı meşru kılıp tekleştirmek için de Öcalan’ın affedilmesi gerekir. 

 

4-Öcalan da herhangi bir siyasi parti lideri gibi demokratik siyasetin bütün imkanlarından yararlanabilmeli, halkı ikna ettiği ölçüde de oy alabilmelidir.

 

5-Yeterli oyu alabilirse tek başına iktidar olup, bugün Ak Parti Hükümeti’nden ne istiyorsa onu bizzat kendi iktidarına yaptırmalı ya da koalisyonlara girip ortaklarını ikna edebildiği ölçüde amaçlarına hizmet ettirebilmelidir. Şiddet uygulanarak alınan %7 oyla, %93’ü amaçlarına amade etmeye sessiz kalmak kabul edilemez bir durumdur.

 

6-Bugün yaşananların her biri, Öcalan’ın tutuklu kalmasından çok daha ağırdır. Ne Öcalan ne Kandil ne de PKK meşru müzakereci olamaz. HDP de gayr-ı meşru odaklar olmadan sürece dahil olamadığına göre muhatabın affedilmiş Öcalan olması siyasal onur, hassasiyet ve basiret açısından daha uygundur. 

 

7-Öcalan’ı hapisten çıkarmakla Türkiye’yi kaybetmeyi eşit gibi görmek ise siyasal aklın iflası olmalıdır. Asıl vahim olan budur.

 

Süreç sözünü ettiğimiz istikamette gelişme gösterirse Öcalan hareketi, bölücü bir parti olmaktan vazgeçip Türkiye’nin tamamını yönetmeyi yeğleyecektir.   

 

Bir cevap yazın