Herkese iş mümkündür!

Herkese iş mümkündür!

Öncelikle Sayın Başbakan Prof.Dr. Ahmet Davutoğlu’nun, G-20’nin dönem başkanı Sayın Ali Babacan’ın ve Çalışma Bakanı Sayın Faruk Çelik’in istihdam konusundaki çabalarına inandığım için dikkatlerini çekmek isterim:

 

Herkese iş bulmak mümkündür!

 

Şöyle ki;

 

İstihdam dendiğinde ilk akla gelen sektör imar olmamalıdır! Ama “İşsizlik var!” dendiğinde de ilk akla gelen sektör, öncelikle imar olmalıdır. Çünkü imarda istihdam sınırsızdır!

 

-Özel ve kamu binalarının ve altyapının yenilenmesi…

-Yol, köprü, tünel, baraj inşaatları…

-Verimsiz hazine arazilerinin tarıma hazırlanması…

-Dağların ağaçlandırılması…

-Normal binaların daha kaliteli binalara dönüştürülmesi… doymak bilmeyen imara örnek gösterilebilir.

 

Ülke topraklarının her bir metrekaresine yapılacak yatırım, o toprakların değerini en az on misli, bazı durumlarda elli, hatta yüz misli artıracağından bu yatırımların geri dönüşü, kamu bütçesinin geleceğini güvence altına alacaktır.

 

Emek piyasası, esnek bir pazardır. Koşullara göre dinamik bir şekilde hareket eder. Örneğin, iç pazarda refah varsa emek, getirisi yüksek sektörlere yönelir. Kriz var ise işsizlik artma eğilimine gireceğinden iş arayanlar, doymak bilmeyen hatta yatırımın sınırsız olabileceği imara yönelir. 

 

Anlattıklarımızdan “vasıfsız” emeğe iş aradığımız anlaşılmamalıdır.

 

Öncelikle makro hedefler doğrultusunda her emeğe eğitim imkanı sağlanmalıdır. Yeni beceriler iş kazalarını minimize edeceği gibi az güç harcanarak daha çok verim de alınabilir. Her sektörlerde emek eğitilirken diğer yandan teknolojik gelişmeler de desteklenmelidir. Bunlar işsizin iş bulmasını kolaylaştıracağı gibi çalışanın verimliliğini de artıracaktır. 

 

İsteyenler imar dışı sektörlerde iş bulabiliyorsa, normal koşullarda imarda istihdam azalacaktır. Makro hedefler doğrultusunda imarda istihdam açığı varsa, kamu inşaatlarında uygulanacak resmi ücretlerin fiyatları kademeli olarak yükselecektir.

 

Hükümetlerin bütün sektörlerde uygulanabilecek “asgari ücret”i belirlemesi doğru değildir.

Emek piyasası, ekonomiye katma değer kazandıran ve sömürüyü olabildiğince önleyen farklı bir yöntemle koruma altına alabilir:

 

Hükümetler; yol, köprü, baraj, altyapı, toprakların ıslahı ve ağaçlandırma… işlerinde çalışmak isteyen herkese iş vermekle yükümlü ise, bize göre olmalıdır, bu işlerde çalışacaklara her yıl bütçede bir pay ayrılabilir.

 

Kamunun imar faaliyetlerinde çalışanların ücreti, bütçeden ayrılan pay ve çalışan sayısına göre, her gün esnek bir şekilde belirlenebilir ve çalışanın bankamatik hesabına mesai bitiminde aktarılabilir.

 

Ücret politikası bu kriterlere göre belirlenecekse, çalışanların sayısı artınca günlük ücret düşecek, azalancı artacaktır. Bunun tam olarak ne olacağını, ülke ekonomisinin reel göstergeleri ve emek piyasası belirleyecektir. 

 

Ülke toprağının her bir metrekaresinin yapılaşmaya, tarıma, hayvancılığa ve ağaçlandırmaya hazırlanması, yer altı kaynaklarının üretime açılması ve yeni yeni sektörlerin doğması… makro hedefler arasında yer alınca, Türkiye’nin işsizlik diye bir sorunu olmayacaktır. 

 

Ulusal ekonomiye ve asayişe zarar veren, insan onurunu ve aile yapımızı zedeleyen olgu işsizlik ise işsizliği yok etmek için “terör”den daha fazla kaynak ayırmak ve terörden daha fazla çaba göstermek gerekir.  

 

Üniversitelerin, iş dünyasının, siyasetin ve hikmet-i hükümetin gereği, bunları ön görmek ve stratejik planları buna göre yapmaktır.

 

Bu yazımızda değindiklerimiz, istihdam politikaları konusundaki görüşlerimizin bir kısmının özetinden ibarettir…

Bir cevap yazın