Umarım oyun içinde oyun yoktur!

Umarım oyun içinde oyun yoktur!

ErdoğanPutin dayanışması Batı’nın korkulu rüyasıydı.

Bir gelişme oldu, çok şey değişti: Türkiye, Rusya gibi önemli bir dostunu kaybetme noktasına geldi! Bu, Batı’nın istediği bir sonuçtu.

Batı’nın ikinci kazancı da Türkiye’nin, Batı’nın desteğine muhtaç hale gelmesiydi ki bu da oldu!

 

Bu gelişme bir kurgu mu, yoksa doğaçlama mı, bunun üzerinde düşünmek gerekir.

Rus uçaklarının sınırlarımızı sıklıkla ihlal etmesi sonucu bir Rus uçağı düşürüldü ise bu noktada Türkiye’nin onur mücadelesini anlamak gerekir. Bu demektir ki, “sorun” Rusya ile aramızda kalacaktı, konu abartılmadan bir şekilde çözülecektir!

Eğer işin içinde bir “düzenek” var ise, sorun büyüyecek, demektir.

 

G-20 Zirvesi öncesinden beri Türkiye, sınırlarının ihlal edildiğini yüksek sesle gündeme getirmekteydi. Bununla yetinilmedi; sorun ABD, AB ve NATO yetkililerine büyükelçiler düzeyinde ve telefon diplomasisi aracılığıyla iletildi.

 

Bizlerin vakıf olamayacağı görüşmelerde tahminimiz o ki Türkiye angajman kurallarını uygulaması yönünde “cesaretlendirildi”.

 

Olası bir uçak düşürme olayının kötü senaryosunda, Türkiye’ye, “cesaret veren” ABD, AB ve NATO ne kadar risk alabilirdi, verilen cesaretin sınırını görmek lazım!

Hemen belirtelim, işin içinde “düzenek olmasa” bile, müttefiklerimiz çokça denenmiş dostluk stratejilerinin bir benzerini sergileyeceklerdir:

-Önce demeç düzeyinde itidal çağrısı yapılacaktır…

-İş kötüye gitmeye başladığında taraflara karşılıklı görüşme çağrısı yapılacaktır…

-Sorun karmaşıklaştığında da görüşmeler Batı başkentlerine taşınacaktır…

-Bir sonraki aşamada NATO’da yapılan uzun toplantılar sonunda Türkiye’ye müttefiklik vurgusu yapılarak, Patriyot gibi çakar-almaz füzesavarlar gönderilecektir…

-İş Batı başkentlerinde türkü çağırılarak çözülmeye çalışılırken Türkiye – Rusya ilişkileri iyice can sıkıcı hale gelecektir. Ülkelerin kayıpları arttıkça iç ve dış politikada da kayıplar artacak, işler yavaşlayacak, hatta durağanlaşacaktır…

-İngiliz diplomasisine de gün doğacaktır… Bunu da belirtmiş olayım.

-Dönüp arkaya bakma ihtiyacı hissedenler şunu gördüklerinde eminim ki çok şaşıracaklardır: İki dost ülke çok şey kaybetmiş, Batı kâra, inisiyatif ise İngiltere’nin eline geçmiştir! 

 

Büyük olasılıkla gelişmeler bu şekilde olacak gibi!

Bu gelişmeden emin isek işin içinde bir düzeneğin olduğunu görmek gerekir!

 

Anti-parantez hatırlayalım:

Türkiye-İsrail ilişkilerini bozmak isteyenler bir düzenek hazırladılar. Gemiye binecek yolcuyu bulmak çok kolaydı. Zor olan, İsrail ordusunda uluslar arası sularda müdahale kararı verecek bir generali bulmaktı. Bu da ayarlanmıştı ve olan da olmuştu!… 

Türk-Rus ilişkilerini bozmak da kolaydı, önemli olan sınır ihlali uçuşuna izin verecek bir Rus komutanı ayarlamaktı. O da bulundu ise olacaklar belliydi!… Türk yetkililerin ne yapacağı da belliydi. Çünkü Batılı dostlar “Angajman hakkınızı kullanabilirsiniz, arkanızdayız!” demişlerdi!

 

Düzenek konusunu biraz daha açmakta yarar var:

-Batı Erdoğan’dan kurtulmak için ciddi hamleyi ‘Gezi’ eylemlerinde yapmıştı; başaramadı! Daha güçlü bir hamle gerekiyordu.

-17-25 Aralık hamleleri ile de sonuç alınamadı!

-Seçim sonuçları daha risksiz olabilir, denildi; 7 Haziran’da olacak gibi oldu! Bu strateji de 1 Kasım’da etkisizleştirildi…

-Şunu söylemek zorundayım: Halkın desteği Erdoğan’ın arkasında ise ve destek de %50 ise izlenecek yol basit olamazdı…

-Erdoğan’ın gücüne güç katan Putin ile arası bozulabilirdi. Bu, Erdoğan’ı dünyada yalnızlaştırmak için iyi bir seçenekti. Savaş çıkmayabilirdi; her iki ülkenin arasının bozulması yeterliydi. Buna bir de ekonomik kriz eklenebilirse iş tamam sayılırdı.

-En kötü ihtimalle Türk-Rus ilişkileri bozulacak ve Türkiye, Batı başkentlerine muhtaç olacaktı. Erdoğan’ın karizması çizilecek, ülke ekonomisi de bozulursa, gerisini erken seçime havale etmek en kolay kurtuluş yolu olacaktı.

-Olayın, Putin tarafını da iyi düşünmek gerekir. O da Batı başkentlerinin aracılığına sığınmak zorunda kalacaktır ki bunu da Batının, özellikle AB’nin kâr hanesine yazmak zor olmayacaktır.

 

Uçak krizi, Batı açısından bir taşla kuş katliamı, bana da “iyi bir ders” olacak gibi görünüyor!

Ders vermeye alışmış biri olarak ders almak bana biraz zor gelecek!

İnşallah yanılıyorumdur!

 

Bir cevap yazın