AB Neyimize!

Dünyanın en büyük havalimanını yapabilecek kararlılığı gösterebiliyoruz.

Boğazın altını delip, üstünde köprüler yapabiliyoruz.

Çok geç de olsa Yüksek Hızlı Tren, metro, Hava Ray yatırımları yapabiliyoruz.

ABD, Rusya, AB’ye posta da koyabiliyoruz.

Güç gösterisine ihtiyaç mı var, yurt içi ve dışı ne kadar odak, devlet, ittifak varsa hepsine haddini bildirebiliyoruz.

Tek tek saymama gerek yok, yaptıklarımız ve yapabileceklerimiz bunlardan çok daha fazla.

Yapıp da konuşmak istemediklerimize gelince..

 

Mecbur muyuz;

-Medya özgürlüklerinde AB’nin gerisine düşmeye?

-Delilsiz ve somut iddiasız tutukla yapmaya?

-Ehliyet ve liyakat deyip KPSS’siz kamu görevlisi almaya?

-Laik bir ülkede bütün polis okullarını bir cemaatin tekeline vermeye?

-Bir bakanlığı bir tarikatın yönetimine bırakmaya?

-Hâkim ve savcı atamalarını illegal cemaatin denetimine vermeye?

-Zorunlu eğitimde 18 milyon öğrencinin bulunduğu bir sektörü haksızca bir grubun inisiyatifine bırakmaya?

-Türkiye’nin ihracat ve ithalatını 20.000 bin üyeli bir işadamı derneğine teslim etmeye?

-Kandırılmaya ve ütülmeye müsait bir ülke ve idare yaratmaya?

-Terörü önce şımartıp sonra cehennem çukurlarına gömmeye?

-Sırf solcu, CHP’li diye ülkeyi bu insanlara dar etmeye?

… … …

Fazlasına gerek yok! Bu iki tabloyu incelediğimizde sanki Türkiye, Kasım 2002’den Aralık 2013’e kadar bir koalisyonla yönetilmiş gibi.

Koalisyonun büyük ortağı ihale yapmış, küçük hatta gizli gibi görünen ortağı ise idare etmiş!  

Yaklaşık on yıl süren bu ortaklık çok hayırlı bir şekilde son bulmuş!

Garip gurebanın hakkını yiyenlerden kurtulmanın sevinci ile bir süre de bayram edilmiş.

Arkasından 15 Temmuz 2016 Vakası yaşanmış ki, halkın tepkisi görülmeye değer!

***

Büyük torpillerle Ak Parti listelerinden milletvekili, belediye başkanı ve meclis üyesi olanlar, 17-25 ve 15 Temmuz’da, Kılıçtaroğlu’na gösterdikleri yerli yersiz tepkinin nedense onda birini gösteremediler!

Sonuç olarak şunu söylemek mümkün:

2002 Kasım’ında kurulan koalisyonun küçük ortağı tasfiye edildi.

İdare de ihale de Ak Parti’ye kaldı.

Nedense Ak Parti’nin büyük çoğunluğu FETÖ konusunda sessiz kalarak tek parti iktidarından hoşlanmadıklarını gösterdiler!

 

Neden acaba!

17-25 Aralık 2013’ten sonra İsmail Yılmaz’ın yönettiği “Ne Dersiniz?” Programında FETÖ konusunda Yeni Asır TV’de 10’dan fazla eleştirel yayın yaptık. Bu konuşmaların DVD’leri duruyor. Bizim gündeme getirdiğimiz konuları Türkiye, ancak 15 Temmuz’dan sonra konuşmaya başladı!

Suskun milletvekilleri; 15 Temmuz’dan sonra hiçbir kanıt ileri sürmeden birden bire aktif hale geliverdiler.

Hem de akla zarar bir şekilde:

Bu gazete FETÖ’nün… Bunlar da o gazetenin köşe yazarı… Gereği yapılsın!… Çalıştıkları diğer kurumlarda da barındırılmasın!…

Vay uyanıklar!

Vay zalimler!

Vay ahlâksızlar!

Bu neyin fırsatçılığı oluyor şimdi?

Çok geçmeden Gazete’nin FETÖ ile uzun zamandan beri yargıya intikal etmiş nice davası olduğu görüldü. Bu gerçekler göz ardı edilerek ileri sürülen iddiaların iftira olduğu da kanıtlandı.

Peki; müfteriler ne yaptı acaba?!

Kimden hangi özrü diledi!

Kiminle helalleşti!

***

Görüldüğü gibi Türkiye bu karışık günlerde sanki yapacak başka bir iş yokmuş gibi bir de 250 yıllık Batılılaşma çabasından vazgeçme noktasına geldi!

Hayatında bir cümlecik “özgün fikir” olmayan nice kişi, Osmanlı’dan beri sayısız bedeller ödenen “Batılı değerleri” bir çırpıda silip atmaktan yana!

15 Temmuz’da fırsatını bulup kâğıt kalem imzaya gerek duymadan idam fermanları yazabilenler, nedense bu konuda sus pus!

Yoksa bir fırsatını bulup, zamanını kollayıp bu konuda da iş işten geçtikten sonra mı aktif hale gelecekler? 

Bir Müslüman, bir Vatansever; böyle tarihsiz, bilinçsiz, şuursuz, kimliksiz… insanların bu ülkenin geleceğine vaziyet edebilme ihtimaline karşı endişeye kapılmasın da ne yapsın?!

Bu konuda Müslümanlık ve vatanseverlik neyi gerektirir?!

Bilgisi olan var mı?

***

AB standartlarının neler olduğu konusunda az buçuk fikrimiz var!

Peki; Rusya, Çin, Hindistan, İran hakkında neler biliyoruz?

54 İslâm devletinde bireysel hak ve özgürlükler hangi düzeyde?

AB’nin bireysel haklar ve özgürlükler standartlarından rahatsız olan vardır kuşkusuz. Çünkü nüfus 80 milyon oldu!

Peki; AB’den daha ileri olmasına gerek yok, ona eşdeğer hangi standart Rusya, Çin, Hindistan ve 54 İslâm ülkesinde var?

Lütfen biri açıklama yapsın!

Türk usulü başkanlık sisteminin ne olduğunu yakında tam olarak ayrıntıları ile öğreneceğiz.

Lütfen biri de çıksın AB’ye eş değer bireysel hak ve özgürlükler hakkında bir açıklama yapsın!

 

***

Bir cevap yazın