Türk usulü çözüm arayışı

Türk usulü çözüm arayışı

Bu millet uzlaşmacıdır. Kavgayı sevmez. Mızıkçılıktan hazzetmez. Kurnazlığa şapka çıkarır ama kurnaza da güvenmez!

Olur olmaz konulara laf saydıranı hafif bulur.

Bilgisinin tamamını kullanıp uzun uzun konuşanı sıkıcı bulur.

Bu millet, kısa cümlelerle sonuca varana kulak verir.

Her konuda net konuşan hakkında, hesabı zayıf der.

Arada bir az ve net konuşanın liderliğini ise takdir eder. Ağırbaşlı ve ciddi bir devlet adamı olarak görür.

***

Bağırtı ve çağırtıya kulan verenler milletin azınlık bir kesimidir. İşi bozulup borcu artanlar ile işsizler, birilerinin çıkıp masaya yumruk vurmasını ister.

Stratejisini asabiyeti tavan yapanlara göre belirleyenler için de uzlaşma beklemeye gerek yoktur!

İç ve dış risklerin gittikçe arttığı, birleştirici, uzlaştırıcı, asabiyetten uzak, aklı ve muhakemesi yerinde, her şeyi ben bilirim havasına girmeyen, herkes kendi işini yapsın diyen, medyadan ve özgürlüklerden korkmayan, devleti oluşturan kurumlar arasında denge kurabileceğine güvenilen… kişi ve kişiler ise her konuda uzlaşmaya yakındırlar.

Orta yolcu bir lider, uzlaşılan hiçbir konuyu gol attık/gol yedik diye düşünmez.

Siyaset, ticaret, adalet… kin tutmaya gelmez. Geçmişte “o onu demişti, bu da bunu demişti” diye bir hesabın içinde olunmaz.

Onur, gurur, kibir, önce ben, ben ne olacağım, ben demiştim… gibi kaygılar bireyleri de toplulukları da hatta ülkeyi de uzlaşmaktan ve problem çözmekten uzaklaştırır.

Doğru otursa da yanlış düşünenler çok geçmeden, çok akıllı gibi görünenlerin hesapları “istemedikleri kişilere” büyük yararlar sağlamış olabilirler.

Milletin gözleri önünde yaşanan uzlaşma, çatışma, ben de ben, mızıkçılık, kurnazlık hamleleri, sonunda kocaman bir güvensizlik havası yaratır ki, kazandım diyenler, çok geçmeden nasıl kaybettiklerini görürler.

Bu da hiç istemedikleri kişilere nefis yararlar sağlar.

Dikkatle izlemeye çalışıyorum:

Toplumun önemli bir kesimi tarafından antipatik bulunan Ak Parti-MHP-BBP ittifakı, ilan edildiği günden beri sarsılmadan duruyor. Bu ittifakta bir istikrar var!

Bir de yeni çözüm arayanlara bakıyorum; çok ilginç!

Uzlaşmada ve yapıcı davranmakta tarihe unutulmaz notlar düşen Kemal Kılıçdaroğlu ve ondan geri kalmayan Temel Karamollaoğlu bir yanda, Meral Akşener ise başka bir yanda görüntüsü çiziyor.

Bu doğru mu değil mi ayrı bir konu. Ama medyada sergilenen tablo, uzlaşmadan uzak gibi.

***

-Türkiye’yi toplama kamplarıyla rahatlatmayı düşünen varsa milletin beklediği bu değil!

-Önüne gelene ağır laflar söylemek milletin özlemi olamaz. Çünkü bunu hakkıyla yapan zaten var!

-Milletin umudu, devleti “devlet adamı” olduğuna inanılan bir liderin yönetmesidir.

-Milletin yarısını oy vermediği için terörist ilan eden,

-Muhalefet edenleri hain olmakla suçlayan, 

-Tarafsızları bertarafa layık gören birilerinden usanmış, hatta gına gelmiş ise, bu konuda samimi ise, yapılacak iş uzlaşma yolu aramaktır. 

Uzlaşmayan varsa da onu uzlaşmaya zorlamaktır.

———————

Bu millet uzlaşmacıdır. Kavgayı sevmez. Mızıkçılıktan hazzetmez. Kurnazlığa şapka çıkarır ama kurnaza da güvenmez!

Olur olmaz konulara laf saydıranı hafif bulur.

Bilgisinin tamamını kullanıp uzun uzun konuşanı sıkıcı bulur.

Bu millet, kısa cümlelerle sonuca varana kulak verir.

Her konuda net konuşan hakkında, hesabı zayıf der.

Arada bir az ve net konuşanın liderliğini ise takdir eder. Ağırbaşlı ve ciddi bir devlet adamı olarak görür.

***

Bağırtı ve çağırtıya kulan verenler milletin azınlık bir kesimidir. İşi bozulup borcu artanlar ile işsizler, birilerinin çıkıp masaya yumruk vurmasını ister.

Stratejisini asabiyeti tavan yapanlara göre belirleyenler için de uzlaşma beklemeye gerek yoktur!

İç ve dış risklerin gittikçe arttığı, birleştirici, uzlaştırıcı, asabiyetten uzak, aklı ve muhakemesi yerinde, her şeyi ben bilirim havasına girmeyen, herkes kendi işini yapsın diyen, medyadan ve özgürlüklerden korkmayan, devleti oluşturan kurumlar arasında denge kurabileceğine güvenilen… kişi ve kişiler ise her konuda uzlaşmaya yakındırlar.

Orta yolcu bir lider, uzlaşılan hiçbir konuyu gol attık/gol yedik diye düşünmez.

Siyaset, ticaret, adalet… kin tutmaya gelmez. Geçmişte “o onu demişti, bu da bunu demişti” diye bir hesabın içinde olunmaz.

Onur, gurur, kibir, önce ben, ben ne olacağım, ben demiştim… gibi kaygılar bireyleri de toplulukları da hatta ülkeyi de uzlaşmaktan ve problem çözmekten uzaklaştırır.

Doğru otursa da yanlış düşünenler çok geçmeden, çok akıllı gibi görünenlerin hesapları “istemedikleri kişilere” büyük yararlar sağlamış olabilirler.

Milletin gözleri önünde yaşanan uzlaşma, çatışma, ben de ben, mızıkçılık, kurnazlık hamleleri, sonunda kocaman bir güvensizlik havası yaratır ki, kazandım diyenler, çok geçmeden nasıl kaybettiklerini görürler.

Bu da hiç istemedikleri kişilere nefis yararlar sağlar.

Dikkatle izlemeye çalışıyorum:

Toplumun önemli bir kesimi tarafından antipatik bulunan Ak Parti-MHP-BBP ittifakı, ilan edildiği günden beri sarsılmadan duruyor. Bu ittifakta bir istikrar var!

Bir de yeni çözüm arayanlara bakıyorum; çok ilginç!

Uzlaşmada ve yapıcı davranmakta tarihe unutulmaz notlar düşen Kemal Kılıçdaroğlu ve ondan geri kalmayan Temel Karamollaoğlu bir yanda, Meral Akşener ise başka bir yanda görüntüsü çiziyor.

Bu doğru mu değil mi ayrı bir konu. Ama medyada sergilenen tablo, uzlaşmadan uzak gibi.

***

-Türkiye’yi toplama kamplarıyla rahatlatmayı düşünen varsa milletin beklediği bu değil!

-Önüne gelene ağır laflar söylemek milletin özlemi olamaz. Çünkü bunu hakkıyla yapan zaten var!

-Milletin umudu, devleti “devlet adamı” olduğuna inanılan bir liderin yönetmesidir.

-Milletin yarısını oy vermediği için terörist ilan eden,

-Muhalefet edenleri hain olmakla suçlayan, 

-Tarafsızları bertarafa layık gören birilerinden usanmış, hatta gına gelmiş ise, bu konuda samimi ise, yapılacak iş uzlaşma yolu aramaktır. 

Uzlaşmayan varsa da onu uzlaşmaya zorlamaktır.

Bir cevap yazın