Büyük buluşlar!

Büyük buluşlar!

Rûm suresinin 3’üncü ayeti: “Dünyanın doğum yaptığı yerde ve zamanda…” diye başlar.

Dûn / edna; aşağısı, doğum yapılan yer, bölge. Dünyayı değiştiren büyük buluşların coğrafyası demektir.

Ayet; zaman ve mekân zarfı ile başladığından dünyanın doğum yaptığı yer ve zamanda, demektedir.

Geniş Rûm coğrafyası, kitlesel isyanlara gerek kalmadan, insanlığın bin yıllarını etkileyen büyük buluşların ve eylemlerin başladığı yerdir.

Rûm suresinin 3’üncü ayeti, Rûm coğrafyasını dünyanın döl yatağı ve doğum yeri olarak gösterir.

Bu vurgu aynı zamanda Rûm bölgesinin doğal sınırlarını da çizer.

 

Örneğin;

1-Tarih boyunca sayısız buluşlar “kent”lerde yapılmıştır. İlk kent de, MÖ 17.000’lerde Rûm coğrafyasının merkezi denebilecek Konya – Çatalhöyük’te kurulmuştur.

En büyük buluş kenttir.  

Rûm’da daha sonraki bin yıllarda kurulan Göbeklitepe(MÖ 11.600), Çayönü(MÖ 10.000), Hacılar(MÖ 8.000)… ve daha nice kentin öncüsü Çatalhöyük’tür.    

Bu devrim o kadar etkili olmuştur ki, şu an dünya nüfusunun %90’ından fazlası kentlerde yaşamakta. İnsanlığın bu konudaki hedefi ise kırsalı da kentlere dönüştürmektir.

 

2-Dünya nüfusunu 7,5 milyara ulaştıran buluş, tarım devrimidir. Tarımsal devrimin başladığı yer, MÖ 12.000 veya 11.000’li yıllarda Rûm’un merkezi denebilecek Türkiye’nin güneyi ve Suriye’nin kuzey bölgesidir.

Tarımsal devrimin başlangıcı ne kadar eskiye ve geniş alana yayılırsa yayılsın merkezi yine geniş Rûm coğrafyası olmaktadır.

 

3-İnsanlığın geleceğini değiştirmeye devam eden büyük buluşlardan biri de hayvanların evcilleştirilmesidir. Bu da geniş Rûm coğrafyasında gerçekleşmiştir. MÖ 12.000’lerde köpek, 7.000’lerde domuz ve keçi, 6.300-6.500’lerde inek ve koyun, 3.500’lerde kedi, 3.000’lerde at, eşek ve deve evcilleştirilmiştir.

 

4-Yazının, rasyonel ve deneysel bilimin doğduğu yerler de büyük Rûm coğrafyasında yer alan Mezopotamya kentleridir.

 

5-Bireysel ve toplumsal hayatı temelden değiştiren inanç, ibadet ve ahlaka ilişkin devrimlerin merkezi yine Rûm coğrafyasıdır.

Tevrat, Zebur, İncil… bu coğrafyada hayat bulmuştur.

Kur’an, Rûm coğrafyasının dışında Arabistan’da okunmuş ve ezberlenmiştir.  

Bilindiği gibi Kur’an’ın içeriğinin önemli kısmı, önceki kutsal metinlerdeki konulardan oluşur.

Gelecekte zorluk çıkaracak bazı ibadet ve pratiklere ilişkin bazı konular, Kur’an’da yer almamıştır.

Hz.Muhammed’in Kur’an uygulamaları ölümünden kısa süre sonra üç kıtaya yayılmış ve Arap Yarımadası, Kur’an’ın yorumlanma merkezi olmaktan çıkmıştır. En önemli kitaplar da Diyar-ı Rûm’da yazılmıştır.

Bugün dünyayı değiştiren inanışlar ve pratiklere bakıldığında Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamiyet, diğer dinlere göre çok daha etkili olmuştur.

 

Rûm coğrafyasında, yardımlaşma ve dayanışma bağları zayıflamış, bireycilik ve çıkarcılık olabildiğince artmışsa, bunun en önemli nedeni Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam’a inananların dinlerini önemsemediğini gösterir.   

Ağır yenilginin nedeni bundan kaynaklanmaktır.

 

6-Bilim ve felsefenin farklı şekillerde canlanma merkezleri arasında Ionya (Ege) ve Ortadoğu gösterilebilir. Batı’da felsefe ne kadar gelişirse gelişsin Ionya ve Eski Yunan’a değinmeden felsefe yapılamamaktadır.

 

7-İmparatorluk gibi çok uluslu yönetimlerin ilk merkezi, geniş Rûm coğrafyasıdır. Akadlı Sargon’un kurduğu gevşek yapılı konfederatif merkezi yönetim bunun ilk örneğidir. Mısır, ilk kez Diyar-ı Rûm’da görülen gevşek yapılı merkezi yönetimi bozarak, katı merkeziyetçiliğe dönüştürmüştür.

Birçok imparatorluk Diyar-ı Rûm sınırları içinde büyüyebilmiştir. Roma, Bizans, Osmanlı imparatorlukları gibi.

***

Rûm suresinin 2 ve 3’üncü ayetlerinde anlatılanların özeti şudur:

Rûm coğrafyasında toplumsal yardımlaşma ve dayanışma bozulduğunda insanlar alabildiğine bireyselleşir ve bencilleşirler. Bu da Rûmların mağlup olmaları için yeterlidir.

Rûm bölgesi öyle bir yerdir ki insanlık tarihini değiştirebilecek buluşların merkezidir.

Toplumsal çöküşle başlayan yenilgi, çok uzun olmayan bir süreden sonra yerini sosyal bir canlanmaya, yardımlaşa ve dayanışmaya bırakır.

Rûm Sure, ümitsizliği ortadan kaldıran müjdeyi vermekte gecikmez:

Yenildikten sonra tekrar yenecekler” der.

 

Arapçada gelecek zamanı anlatan birden fazla edat vardır. SİN edatı da bunlardan biridir. SEVFE olsaydı, uzun zaman sonra tekrar galip gelecekler anlamına gelirdi. SÜMME’yi tam olarak tarihlendiremezsek de yine uzun gelecek zamanı anlatır.

SİN; SEVFE ve SÜMME’ye göre daha erken bir geleceği haber verir.

Büyük Rûm coğrafyasında galibiyetin habercisi,

Toplulukların iç ve dış ilişkilerinde yardımlaşmacı ve dayanışmacı olursa…

Toplumsal doku sıkılaşırsa…  

İnsanlar toplumun çıkarını önemserse…  

Paylaşma ve iyilik yaygınlaşırsa…

Rûm coğrafyasında, dünyayı değiştirecek büyük buluşların ayak seslerini duyabiliriz. (Devamı var)

Bir cevap yazın