1 Nisan’ın şakası olmaz!

1 Nisan’ın şakası olmaz!

1 Nisan’da  yaşanacaklara şaka mı dersiniz yoksa şok mu, onun kararı siz verin! 31 Mart akşamı saatler 24’e varmadan  “şaka”nın, aslında gerçeklerden ibaret olduğu anlaşılacaktır.

Bu kadar TV kanalının, radyo ve gazetenin yarattığı gündemin Türkiye’nin  gerçeklerini  yansıtmadığı da görülecektir.

Yaşı elverenler,  1989 ve 1994 Mahalli İdareler seçimlerini hatırlayacaklardır.

1989’da Turgut Özal’ın ANAP’ı  belediye seçimlerinde devletin bütün imkânlarını kullanmasına rağmen ağır bir yenilgi almıştı.

Yüzde 42 olan oyu yüzde 19’a düşmüştü.

Seçimin galibi Erdal İnönü’nün başkanlığını yaptığı  SHP’ydi.

Bu seçimde Özal, demokrasi tarihimizin en güçlü liderleri diyebileceğimiz  Demirel, Ecevit, Erbakan ve Türkeş’le uğraşırken Erdal İnönü aradan sıyrılıvermişti.

1989 seçim yenilgisi Özal’ın cumhurbaşkanı olma hayaline son verebilirdi. ANAP’ın Meclis’te 292 milletvekili vardı. Oyların yüzde 42’den  yüzde 19’a düşmesi bütün planları bozabilirdi.

Yüzde 19’a rağmen Özal koşulları sonuna kadar zorladı.  Çünkü cumhurbaşkanı olmak istiyordu.

Erbakan’ın zor günlerinde istişare ettiği kişi Süleyman Karagülle  idi. Karagülle Anayasa’nın ilgili maddesine yönelik “Cumhurbaşkanı ancak 367 oyla seçilebilir” şeklindeki yorumunu Erbakan’a iletti.

Erbakan da basın toplantısında Cumhurbaşkanının 292 Milletvekili ile değil de ancak 367 oyla seçilebileceğini gündeme getirdi.

Fakat o günler Erbakan’ın ciddiye alınabileceği günler değildi! 

Malumunuz 367 sayısı, yıllar sonra döndü dolaştı Abdullah Gül’ün önüne engel olarak çıkarıldı!…  

Konuyu uzatmamın bir nedeni var:

1989 Mahalli İdareler seçimi sonrasında meydana gelen gelişmelerin ardı arkası kesilmedi…

Özal, SHP’li belediyelerin önüne ilginç engeller çıkardı. Devletin rüşvet ve yolsuzluklarla idare edildiği iddialarının ayyuka çıktığı dönemde SHP’li başkanlar da kazandıkları belediyeleri “ANAP modeli” yöntemlerle idare etmeye başladılar…

Biraz Özal’ın engelleri biraz da SHP’li belediye başkanlarının aymazlığı diyelim.. Çok geçmeden belediyelerden buram buram yolsuzluk haberleri semaya yükselmeye başladı…

Şu nokta çok önemli:

Türk basını irtica yayınlarına ara vererek İstanbul İSKİ yolsuzluk dosyası ile ilgilenmeye başladı…

Neden?!

Tanrım ne günlerdi!..

Her şey bir yana, Milliyet Gazetesi öncülüğünde İSKİ yolsuzluğunun baş aktörleri olarak  Yahudi işadamları gösterilmeye başlandı…

Neden Yahudi işadamları?!

Türkiye 1994 Mahalli İdareler seçimlerine “İSKİ’de yolsuzluk…” haberleriyle gitti.

1989’dan 1994’e kadar basında öyle yayınlar yapıldı ki RP – Milli Görüş belediyelerinin tek suçu vardı, o da irticayı desteklemeleriydi! Onun dışında  ister  sağdan say, istersen soldan say Milli Görüşçü belediyeler adeta Peygamber ordusu gibiydi!

RP; adeta cennetlik insanlarla doluydu!

Oysa  durum hiç de öyle değildi! Ama dış güçler ve iç odaklar SHP’ye yaptıkları muhalefetle Milli Görüşçülerin ekmeğine sadece yağ değil, bal ve reçel de sürüyorlardı!…

***

O günler geride kaldı.

Acaba diyorum, o günlerde yaşananlar, 1 Nisan 2019 sonrasını açıklayabilir mi, analojik bir akıl yürütme yakın geleceğimizi aydınlatabilir mi?  

RP, 1994 Mahalli İdareler seçiminden dünyayı şaşırtan bir başarı ile çıkmıştı. 

Arkasından Nisan 1994’de önemli bir ekonomik kriz yaşandı!

Hükümet krizle boğuşurken Erdoğan, Gökçek, Karatepe… gibi belediye başkanları seçim başarısının heyecan ve telaşıyla görevlerinin başındaydılar. Erbakan ise sık sık bunları toplayıp ciddi uyarılar yapıyordu…

Şimdi soru şu;

1 Nisan 2019’dan sonraki günlerde yine ciddi bir ekonomik kriz çıkabilir mi?

Eğer  çıkarsa yeni belediye başkanlarının  krize karşı tavırları neler olabilir? Oturup karalar mı bağlarlar yoksa “az icraat, çok dürüstlük”e dayalı  bir belediyecilik politikası mı izlerler?

İç odaklar 1994 seçilerinde ağır yenilgi alan DYP ve ANAP’ı “Anayol”da bir araya getirmeye çalıştılar, o da yürümedi!

Sonunda 1995’te erken  genel seçime gidildi.

Düşünüyorum da;

Acaba Ak Parti – MHP ittifakı 31 Mart yenilgisinden sonra da devam edebilir mi?

Bence devam etmez! Bu benim tahminim!

Madem tarih yol gösteriyor; tarihin bana gösterdiği yol bu! İttifak devam etmeyecek!

1994’ten bir yıl sonra 1995’te erken genel seçim olmuştu.

Acaba 2020’de de bir Erken Genel Seçim olur mu?

Bence olur!

Gelelim son iki can alıcı soruya:

Acaba Ak Parti’nin oyları ANAP’ta olduğu gibi yüzde 20’nin altına düşer mi?

Bence düşmez!

Son soru da şu:

Özal oyları yüzde 42’den yüzde 19’ a düştüğünde istifa etmiş miydi?!

Hayır, etmemişti!

O zaman 24 Haziran seçimlerinde oyları yüzde 42’ye gerileyen Ak Parti Genel Başkanı Sayın Erdoğan, 31 Mart 2019’da oyları, diyelim ki yüzde 30’un altına düşerse Cumhurbaşkanlık görevinden istifa eder mi?

Etmez!

Vallahi de etmez, billahi de etmez!

Bir cevap yazın