Değişimi engelleyen düşünceler

Değişimi engelleyen düşünceler

Eski dünyayı Kuzey Yarım kürenin Doğu’su ve Batı’sı olarak görebiliriz. Nüfusun büyük çoğunluğu eski çağlardan beri bu bölgede yaşıyor.  

Uygarlıkların tamamı da sanki Kuzey’in orta kuşağında kuruldu.

Çin ve Hindistan, tarihte birçok yeniliğin merkezi oldu. Kuzey Yarım kürenin Doğu’sundaki Çin ve Güney Doğu’sundaki Hindistan, ciddi bir tehdit olmadığı sürece kendi siyasal sınırları dışına çıkmadı.

Merkezinde Anadolu olan eski dünya, Çin ve Hindistan’a ilgisiz kaldı.

Fakat İpekyolu ticareti ve Baharat yolu, dünyada ticaretin ve onun da etkiledi sektörlerin canlanmasına çok önemli katkıları oldu.

Bu denli büyük faydaya rağmen kimse Çinli veya Hintli bir dost edinmedi.

***

Bol keseden ihaleler yapıp üçü beşi sorun edinmeden dünyanın bilmem kaçıncı havalimanını yapmanın onurunu ve gururunu yaşarken!..

Dış borç alıp zevk ü sefa sürerken, bir de ne görelim, Çin ve Hindistan dünyanın geleceğini parsellemiş!

Çin; tarihinde ilk kez milli sınırları dışına büyük yatırımlarla çıkmaya hazırlanıyor.

Dünyada yeni ne var, denecek olursa Çin’in dünyaya açılmasından ve eski dünyanın içe doğru büzülmesinden başka bir şey yok, demek çok doğru olacaktır.

Anti-parentez belirtmiş olayım, bu gelişmenin bir adım ötesine bakınca Afrika’dan kovulacağımız günlerin de yakın olduğunu söyleyebiliriz.

Yeri gelmişken şunu da belirtmeden geçemeyeceğim:

10 yıl sonra Ak Parti ile eski adıyla Cemaat çatışmasının arka planında kimlerin olduğunu daha iyi anlayacağız. Anlayınca da çok şaşıracağız! O zaman da iş işten geçmiş olacak.

***

Anlaşılan o ki, bizler çok farklıyız. Hem Türk hem de Müslümanız!

Bizler için önemli olan aleme nizamat vermektir. Nasıl olacaksa!…

Dayıoğlunu genel müdür, köylümüzü daire başkanı, hemşerilerimizi il müdürü yapınca devletin ve milletin kalkınacağını sanırız!

İşler ters gidince de adamlarımızı toplayıp ağız birliği yaparak muhalefeti “vatan haini, terör destekçisi, dış güçlerin ağzıyla konuşan adamlar…” ilan eder, bunları da her gün TV kanallarında Müslüm Gündüz, Fadime Şahin ve Ali Kalkancı’dan fazla göstererek fitneyi önlemeye çalışırız!

***

Artık üç milyar insandan habersiz yaşayan hiç kimse “bir değer” üretemez.

O noktadayız.

Bilinmelidir ki, çağımız içe kapanık ekonomilere, rejimlere, sanat ve edebiyata şans tanımıyor.

Böyle bir zaman dilimizde ABD – Çin ticaret savaşları… tartışılıyor!

Geçelim bunları.

Hiçbir kazanç, “insanın yaratıcı emeği”nden daha üstün olmadı, olamaz da.

Artık; baskı, tehdit, borç, faiz, borsa oyunları, spekülatif kazanç türleri gibi ekonomik ve siyasal araçlarla, bir ekonomik ve siyasal sistem uzun süre yaşatılamaz. Çöküşe geçen bir devleti de yıkılmaktan kurtaramaz.

***

Dünya yıllardır Çin’e “Paranın (Yuan) değerini yükselt!” diye baskı yapıyor!

Çin ise Yuan’ın değerini düşük tutmakta ısrar ediyor!

Neden? Neden? Neden?

Bizde TL’nin değeri düşünce “Operasyon yedik” oluyor!

Diz çökmeyeceğiz!…

Boyun eğmeyeceğiz!…” çığlıkları atılıyor!

 

Biz hangi kafadayız, Çinliler hangi kafada?!

Bizler neden yıllardır “Paranın değerini yükseltmek” için çabalıyoruz?

TL’nin değeri yükselince neden çok mutlu oluyoruz?

Ekonomiyi çok bildiğimizden mi, yoksa ekonomiden hiç anlamadığımızdan mı?

ABD; Çin’e Yuan’ın değerini YÜKSELT yoksa “ticaret savaşlarını başlatırım” diyor, yükseltmeyince de savaşı başlatıyor…

Bu savaşı biz Müslümanların ve Türklerin anlaması hakikaten çok zor!

Ama TL’nin değeri düşmeye başlayınca “ABD emperyalizminin saldırısına uğradık” oluyoruz!

Beka” sorununu anlamayanlara da TL’nin değer kaybını örnek gösteriyoruz!

Bu bakış açısıyla olup bitenleri anlamamız görüldüğü gibi çok zor!

Kimse de yardımcı olmuyor!

Biliyorsunuz bizim bir suçumuz yok!

İnsanlık da kalmadığına göre bekamız yani geleceğimiz tehlikede!

Batı bildiğimiz Batı, tek dişi kalmış canavar!

Hala haçlı ve ehl-i salip!

Küffar da tek millet!

Bir cevap yazın