Değişim, çöküşü daha da hızlandırabilir

Değişim, çöküşü daha da hızlandırabilir

Sosyal olayların da bir yasası olduğunu düşünürsek, söz konusu “akıbet” kapıyı çaldığında, hemen teslim olmayız. Sonucu kabullenemeyiz de. Bir çıkış yolu ararız. Yanlışlarımızı yalan ve iftira ile örtmeye çalışırız. Bu tür çırpınışlar öyle bir hal alır ki, çalmadık kapı bırakmayız. Çare diye attığımız her adımda, kendimize ve çevremize daha büyük zararlar veririz. Buna rağmen kaçınılmaz sonu değiştiremeyiz.

Yıllarca yanlışları görmüşüz ama susmuşuz…

Susmayı içimize bi güzel sindirebilmişiz…

Azgınları uyarma yerine ayet, hadis ve fetvalarla beş para etmez insanları azdırdıkça azdırmışız…

İşimize bakalım, dendiğinde de başlangıçta yakıştıramadığımız yanlışlara, biz de bir bir düşmüşüz…

ANAP, DYP gibi Ak Parti de bir gün bitecek diyenlere fazla kulak kabartmış…

Ak Parti’nin de bir sonu var, onun da sonu yakındır diyenler, insani uyarılarını yapma yerine, ne devşirirsek kârdır yağmasına katılmış…

Seçim kazanmayı fetih…

Fethi de ganimete vesilesi saymışız. 806 bin fark yiyince de “Ben demiştim!…” demeye başlamışız!  

Sen ne zaman, nerede, ne demiştin arkadaş!

Meğer sende başından beri ne Allah korkusu ne de kullardan utanma varmış!

Ben zamanında yazmıştım. Yazdığım için de şimdi daha rahat söyleyebilirim!…

Berbat bir lise eğitimin ardından, derin dehlizlerden geçerek bir TV kanalının veya bir gazetenin yayın yönetmeni olmuş dahi çocuklar, siyasetin son virajına da etkili yayınları ile girmişler lakin nasıl olmuşsa artık, tam tersi bir etki yapmışlar!

Berbat lise çıkışlıların propaganda faaliyetleri, iftiraları, yalandan övgüleri… Ekrem İmamoğlu’na vitamin etkisi yapmış!

7/24 Kılıçdaroğlu’na her türlü yalanı, saldırıyı, medya linçini reva görenlere İmamoğlu Allah’ın sopası gibi bi indi ki, düşman başına!

Bir Allah’ın kulu çıkıp “Allah belamı versin, bu sonuçlar benim yüzümden oldu” da demediğine göre “değişim”e ne gerek var!

Değişim demek, suçlu olduğunu ve zarar verdiğini kabul etmek demektir! Oysa bizim mahallede iş başarısızlığı kabullenmeye gelince bunu kimse üstlenmez!

Ben de kabul etmem!

Bırakıp gideceğime, vuruşurum!

Şimdiye kadar neler yaptıklarına, konuştuklarına ve yazdıklarına bakmadan üç gündür erken uyanıp suçlu arayanlar, akla zarar teşhisler ve tedavileri ile sanırsınız ki samimisinden gayret göstermekteler!

Hala riyakârlık, hala yağcılık, hala baş sorumlu yerine ayakaltı sorumluları hedef gösterenler izzet ve ikram görüyorsa bence Ak Parti değişmemeli!

Bu adamların kafasıyla değişecek Ak Parti ancak çöküşünü tepe üstü ve bir daha kalkamayacak şekilde çakılabilir!

O nedenle hiç kimse değişmesin!

Herkes olduğu yerde kalsın!

En önemlisi de herkes sussun!

Eğer Ak Partililer, medyası ile birlikte susarsa çöküşü yavaşlatacak en etkin çözümü bulmuş olurlar.

Ak Parti susar mı, denecek olursa bence susmaz!

Ak Parti, susamadığı için da daha hızlı çöker!

Özetlemeye çalışırsak;

Önce yaptığı ihalelerden… sonra da

-Organize yalanlardan dolayı kısa sürede CHP’ye yenilip tarumar olur!

Bir cevap yazın