Millet ittifakının temel sorunu

Millet ittifakının temel sorunu

Projeksiyonlar gösteriyor ki, olası erken, olasılıkla da 2023’te yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği genel seçimlerini “millet ittifakı” açık ara önde bitirecek. Projeksiyonların gösterdiği tablo bu!  

Tabii ki yol kazası olmazsa!

Gerçek şu ki; millet ittifakının 31 Mart ve 23 Haziran’da yürüttüğü kapsayıcı, kucaklayıcı, her kesime güven veren yumuşak ve samimi dile dayalı halkla ilişkiler stratejisi, kibir abidesine dönüşen “cumhur ittifakı”na adam akıllı bir yenilgi yaşattı.

Şunu da unutmamak gerekir:

Çok geçmez seçim havası dağılır, Türkiye başka sorunlarla uğraşmaya başlar. Zaten Türkiye’yi meşgul edecek birbirinden önemli yeteri kadar sorun da var.

Siyaset; zamanını sorunları konuşmakla tüketecekse, çözüm fırsatını da kaçıracaktır. Bundan emin olabiliriz.

Türkiye’nin önünde çok ciddi sorunlar olduğu gibi Millet ittifakının da önünde önemli sorunlar var. Bunları da görmek gerekir.

-Biri başarı sarhoşluğu ve şımarıklığı riski. Diğeri de,

Önümüzdeki genel seçimde Cumhurbaşkanı adayının kim olacağı.

Millet ittifakı, heyecanın çok yüksek olduğu ilk günlerde sergilediği gösterilerde şımarıklığa fırsat vermedi.

Bunu görmek gerekir. Olgun tavrın faydası, gelecek seçimde daha fazla takdir ve destek görecektir.

Fakat; Millet ittifakının cumhurbaşkanı adayının kim olacağı sorunu, o kadar kolay aşılacak gibi görünmüyor.  

Geçen cumhurbaşkanlığı seçiminde İyi Parti Genel Başkanı Sayın Meral Akşener, gittiği her ilde kısa süredeki en büyük başarısının Abdullah Gül’ün aday olmasını engellemek olduğunu meydanlarda övgü ile ilan etti!

Bu en çok kimi mutlu etti derseniz, tabii ki Sayın Erdoğan’ı!

İkinci bir direnişi de 40 kişilik CHP Parti Meclisi gösterdi! Anlaşılan o ki CHP’nin “Türkiye’nin en büyük sorunu Erdoğan’dır” sloganı, nasıl olduysa artık, Sayın Erdoğan’a desteğe dönüştü!

-Meral Akşener, partisinden daha az oy alarak acaba neyi başardı, bunu düşünen oldu mu?

-Peki, CHP Parti meclisindeki çoğu üyenin direnişi kime yaradı, anlayan oldu mu?

Hani; Akşener ve Muharrem İnce, sabaha kadar, yağmurda çamurda, karda tipide YSK’nın önünden ayrılmayacaktı?!

Meydanlarda verilen sözlere neler oldu; ey akiller?!

Bu liderlerin oylarını saymadan ve oy verenlere saygı duymadan gözden kaybolmaları ne ile açıklanabilir?!

Erken veya zamanında yapılacak seçimde Türkiye yine aynı tabloyu mu yaşayacak?

Ekrem İmamoğlu’nun 13 bin farkla kazandığı seçim yenilenince, 23 Haziran’da 806 bine nasıl çıktı?

806 bin içerisinde Ak Parti’den gelen oyu hesaba katan oldu mu?

Peki, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ak Parti’den oy alamayan millet ittifakı adayının seçimi kazanması mümkün mü?

Bunu da mı ben düşüneyim!

Yapmayın Allah aşkına!

Bir cevap yazın