Yeni parti mümkün mü?

Yeni parti mümkün mü?

Ak Parti’nin CHP’yi on dokuzuncu yüzyıl partisi gibi gösterme çabası, muhafazakâr seçmeni yorduğu gibi CHP yönetimini de yeni arayışlara yöneltti.

Rahmetli Yaşar Nuri Öztürk’le başlayan yeni süreç, Doç. Dr. Muhammed Çakmak’la devam etti. Tanınmış başka ilahiyatçıların seçilebilecek yerlerden aday gösterilmesi de bu sürecin bir parçasıydı.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’ye yeni seçmen kazandırma çabasındaki hedef kitle muhafazakârlardı.

Ak Partililerce her fırsatta aşağılanan Kemal Kılıçdaroğlu, 2014 seçiminde muhafazakâr seçmene yönelik önemli bir karar aldı. Uluslararası marka değeri olan İlahiyatçı Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu’nu MHP ile birlikte cumhurbaşkanı adayı gösterdi.

İki parti lideri, kampanya boyunca İhsanoğlu’nu tanıtmaya çalıştı. Ama CHP tabanındaki gönülsüzlük, MHP tabanına, dolayısıyla da sandığa yansıdı.

21. yüzyılda Türk siyasetindeki büyük değişim, 2002 seçimleriyle sınırlı kalmadı. 2010’dan sonraki Kılıçdaroğlu’nun liderliğindeki CHP, muhafazakâr seçmeni rahatsız eden başörtüsü ve her “başarısızlığa” çare gibi takdim edilen Atatürkçülük ve laiklik söylemini daha az kullanmaya başladı.

CHP’nin dini tercihlere saygılı olma siyaseti, her türlü hak, hukuk ve adaletsizliğe gösterdiği tepkiler, muhafazakâr seçmen arasında sempati gördü. Lakin yıllarca CHP korkusu ile baskı altına alınmış muhafazakâr seçmen, parti değiştirme arayışına girdiğinde ilk tercihi CHP olmadı.

Kılıçdaroğlu, “muhafazakâr” seçmenin desteğiyle inşa etmeye çalıştığı “yeni merkez sol CHP” projesinde ısrar etti.

Yeni CHP’nin dinlere ve etnik kültürlere saygılı, hak, hukuk ve adaletten yana tavrı, mağdurlar üzerinde etkili oldu. Başlangıçtaki ilgi, önce sempatiye sonra da oya dönüştü. Son seçimler bunu kanıtladı.

Kılıçdaroğlu ısrar ederse başarılı olacağından emindi. Çünkü Ak Parti, muhafazakâr tutumunda ciddi tutarsızlıklar sergilemekteydi.

Ak Parti’yi iktidar yapan temel formül “Yolsuzluk, Yoksulluk ve Yasakların olmadığı Türkiye” vadiydi. Çok geçmeden Ak Parti vaatlerini unuttu. Onun yerini “Eyy…” ile başlayan amma muhafazakâr seçmene bir şey vadetmeyen ifadeler aldı.

Ak Parti’nin tavır değiştirmesi Kılıçdaroğlu’na önemli fırsatlar sundu. O muhafazakâr seçmenin beklentilerine olumlu yanıtlar vermeye devam etti.

Kılıçdaroğlu; parti içinde tepki görse de CHP’nin tabanını genişletme çabasından vazgeçmedi. 31 Mart 2019 seçimlerinde gösterdiği adaylar bu stratejinin bir sonucuydu. Adayların hepsi muhafazakâr olmasa da muhafazakâr değerlere saygılıydı.

31 Mart ve 23 Haziran’ın galibi CHP’dir. Bu, Kılıçdaroğlu’nun ısrarla sürdürdüğü politikanın başarılı olduğunu gösterir.

Yılların emeği, sonunda meyvesini verdi, diyebiliriz.

Şimdi sıra olası erken genel seçimde..

Hangi açıdan bakılırsa bakılsın, CHP’nin yıldızı göz alıcı şekilde parlıyor.

Seçimler bir süre daha “ittifaklar” arasında geçecek ise bir tarafta seçmen desteği her geçen gün azalan “Cumhur ittifakı” olacak.

Diğer tarafta ise seçmen desteği artma trendindeki terör destekçisi, illet, zillet diye tesmiye olunan CHP’nin başını çektiği “Millet ittifakı” olacak.  

Cumhur ittifakının olası erken genel seçimdeki adayı, kuşkusuz Sayın Erdoğan olacaktır. Bundan emin olabiliriz.

Millet ittifakının olası adayı ise acizane kanaatime göre, bu kez Sayın Abdullah Gül olacaktır.

Meral Akşener, Gül’ün adaylığını engellemeye çalışsa da başarılı olamayacaktır.

HDP tabanının tercihi Millet ittifakından yani Gül’den yana olacaktır. Bu önemli bir faktördür. Seçimi kazanmak isteyen hiçbir siyasi hareket, % 10 – 12 oyu ihmal edemez.

Çok daha önemlisi ise Ak Parti’den ayrılanların kuracağı parti veya partilerin tutumu olacaktır. Bunların da tercihi Sayın Gül’den yana olacaktır.

Son tahlilde Akşener, gönüllü veya gönülsüz Millet ittifakında kalacak ve Gül’ü destekleyecektir.

CHP, seçimleri kazanan ittifakın liderliğini yaptıkça hem parti tabanını genişletecek hem de muhafazakâr katılımlı “Yeni modern Türkiye”nin öncüsü olacaktır.

Yakın gelecek bunu göstermektedir.

Bir cevap yazın