Neden yanlış olsun ki

Neden yanlış olsun ki

Milletin gözü önünde yaşanan siyasete insanlar bazen bireysel bazen de grupsal tepkiler gösterir. Bazen tavırlarını sele de dönüştürebilirler.

Rahmetli Ecevit hayatta olsaydı bunu güzel Türkçesiyle anlatırdı. %22’den %1’e nasıl düştüğünü…

Oy veren millet, bir seçim sonra vermez olabilir. Kimse buna engel olamaz. Yeni yeni partiler de kurulabilir.

Parti kurmak iktidar olmanın garantisi olmadığına göre, bu telaş neden?

Kim kimin nesi oluyor? Kim kimin tapulu oy kölesi?

Oy veren ne düşünüyor, tercihi kimden yana?

Nerede ödenen vergilerin hesabı? Yapılan bunca çalışmanın karşılı neden bu kadar az? Gerisi nerede ve kimlerin cebinde?

Birileri had bildirmek istiyor, oysa biliyoruz ki, had bildirme yetkisi millette!

O ne yapacağını er veya geç ama sonunda geri dönüşü olmayan bir kararlılıkla bilir ve uygular da!

Fatura da keser, had de bildirir!

Şimdiye kadar nice parti kuruldu. Büyük hayaller kuranlar, çoğunlukla hüsrana uğradı.

Telaşa gerek yok! Kimin hangi malzemesi varsa ortaya döksün.

Görülecektir ki, kurulan partilerin çoğu başarısız olacaktır.

Şu da unutulmamalıdır ki, seçmen eski partilerden birine de yönelebilir. 

Kimse daha önce oy verdiği bir partiye her şeye rağmen gelecekte de oy vermeye mecbur edilemez.

Yeni partilerin kurulması engellenirse oylar yine bize gelir, diye düşünenler olabilir!

23 Haziran İstanbul seçimlerinden ders çıkaramayanlar şimdilerde eski yoldaşlarını cezalandırmayı planlıyor.

Söylemiş olayım:

Ak Partili seçmen, tanıdık arkadaşlarının kurabileceği partilere oy veremeyecekse bilinmelidir ki, CHP’de yedekte bekleyen Ekrem İmamoğlu formatındaki nice inandırıcı ve sahici muhafazakâr adaylara oy verecektir.

Hem de milyonlarca Ak Partili, yeni seçimde CHP’ye oy verecektir.

Bu adam saçmalıyor, diyebilirsiniz. 31 Mart’ta 13 bin oya itiraz edenler, 23 Haziran’da 806 bin farkla karşılaştıklarında her şeyi anlamaları gerekirdi. Ama olmadı.

Çok açık düşünüyorum:

Ak Parti’den ayrılanlar, varsayalım ki partilerini kurdular ve tek başlarına Meclis çoğunluğunu sağlayamadılar. Yeni sisteme göre mutlaka CHP’nin de içinde bulunduğu Millet İttifak’ında yer alacakları kesin!

Şu da unutulmamalıdır ki, yeni cumhurbaşkanını da ittifak partileriyle birlikte çoğunlukla CHP’li seçmen seçecektir. 

Yeni dönemde Ak Partililerin en büyük güvencesi ayrılanların kuracağı partiler olacaktır. Geniş ittifakın seçeceği cumhurbaşkanı asla diktatör olamayacaktır. İttifak geniş tabanlı olunca Ak Partililer de Millet İttifakı’nın güvencesinde olacaklardır.

Bir de tersini düşünelim:

Ak Parti artık tek başına veya Cumhur İttifakı’yla cumhurbaşkanı seçemeyecek, Meclis çoğunluğunu da elde edemeyecektir.

Yeni partiler de kurulmazsa inisiyatif CHP’nin elinde olacağından –Allah korusun– her kuruşun hesabı sorulduğunda kim ne yapabilecek? 

Bilen var mı?

Bir cevap yazın