İçeriğe geç

Kadınsız bahar olur mu?

Arap baharı olarak ünlenen siyasal dalga, Suriye’yi ne kadar etkiler?

 Esad rejimi, bu dalgaya karşı koyabilir mi?

 Suriye ne kadar önemli?

Asıl korku ne?

Suriye’de kimler, neyi savunuyor?

Bu ve benzeri sorular yanıtlanabildiği ölçüde Suriye hakkında daha berrak düşüncelere sahip olabiliriz.

***

İkinci Dünya Savaşı sonunda İngiltere birçok ülkedeki siyasi nüfuzunu ABD’ye devrederken Suriye’yi de devreder. ABD, eski dünyada adap erkân nedir bunu pek önemsemez, kovboy çevikliği ile yeni düzeni kurmaya çalışır ama beklemediği birçok sorunla karşılaşır.

Örneğin Suriye’de üst üste darbeler yapar, desteklediği generaller, kısa süre sonra ABD’yi dinlemezler. Demokrasiyi dener, seçimlerde halkı etkilemek için çuvalla para dağıtır, olmaz. Aşiretleri, şeyhleri, mollaları ayarladığını sanır, mümkün değil! Bir türlü yeni düzeni kuramaz, eskiye de dönemez.

Sonunda Türkiye’ye başvurulur. Suriye komşu, ABD ise müttefikler müttefiki; kırmak mümkün mü?! Osmanlı bakiyesi Çerkezlere ve Gürcülere başvurulur, eski tüfek Teşkilat-ı Mahsusacılar el-Muhaberat’a ağabeylik yapar, son darbe Hafız Esad için yapılır ve 1960’larda yeni düzen kurulur.

el-Muhaberat, Suriye’nin gerçek partisi; Baasçılık ise Müslüman halka reva görülen eziyettir.

PKK terör örgütünün başı Apo, Suriye’ye emin ellerde kalsın diye gönderilmiştir, bu ayrı bir konu.

Arap baharı, esen bir çöl fırtınası değildir. İyi projelendirilmiş kontrol edilebilir bölgesel bir krizdir. Suriye eninde sonunda payına düşeni alacaktır. 

Projeyi statik olarak yapanlar zaman skalasında hata yapabilirler. Güçlü olasılık, rejimin değişmesinden rahatsız olan bazı devletlerin devreye girip her şeyi maskeli adamlarıyla berbat ettikleridir.

Bu ve benzeri aksaklıkların çıkma olasılığı çok yüksektir.

Bu aşamada Türkiye’nin izlediği politikayı da değerlendirmek gerekir:

Suriye, başından beri Türkiye ile olası İsrail Devleti arasında kurulması planlanmış bir devletçiktir. Devletçik olmasını bile fiilen Türkiye’ye borçludur. Suriye’de düzen değişecekse, bu konuda doğal olarak Türkiye söz sahibi olacaktır, bunu teyit eden birçok uluslar arası antlaşma vardır.

Suriye’de sivil itaatsizlikle başlayan, sokak hareketlerine dönüşen ve ölümle karşılık bulan olayların çıkış tarihi yanlıştı ve eksik hazırlıklarla başlandığı da gün gibi aşikardı.

Burada İsrail’in stratejik aklı ve tahtları sallanan kralların maddi ve istihbarat desteğinin etkisi büyüktür. Muhalefet erken sokağa dökülmüş ve Suriye rejiminin işi kolaylaştırılmıştır.

Şimdiye kadar gördüğümüz Tunus, Mısır ve Yemen muhalefetindeki kadın faktörü etkili iken Libya’da çok cılızdı ve ancak dış müdahale ile rejim devrilebildi. Benzer durum Suriye’de de var. Kadının adı yok gibi.

Bu demektir ki, Suriye’de bu hazırlıklarla sonuç almak zor! Oldukça kolay bir ülke, çok zor hale getirildi. 

Türkiye’nin yalnız bırakıldığı da doğrudur. Olaylar başlayıncaya kadar kimin ne alacağı bellidir, olaylar başladıktan sonra ise pazarlığı bozup fazlasını isteyenler de aşağı yukarı belli olur. Libya örneğinde olduğu gibi işler çok kolay bir şekilde sonuçlanmak üzere iken Fransa’nın askeri operasyon yapıp hesap dışı taleplerde bulunması Libya’ya pahalıya mal oldu.

Türkiye batılı müttefiklerinin desteği yokmuş gibi işi kış tutarak bölgedeki gelişmeleri tarihsel ve stratejik çıkarları doğrultusunda, bölgeye daha kaliteli bir yaşam standardı vaadi ile müdahil olabilir. 

Rusya’nın ve Çin’in vetoları da Fransa’nın fırsatçılığıyla açıklanabilir. Rusya’nın Suriye’yi desteklediğini önemseyenlere bir tek sözüm olacak:

SSCB veya Rusya’nın askeri veya teknolojik veya moral desteğini alarak zafer kazanan bir devlet var mıdır, buna baksınlar. 

Yazının girişindeki sorulara dönersek;

Gerçekte Esad rejimi kendini savunabilecek güçte değildir; direnebiliyorsa bunu İsrail ve diğer Arap krallıkların maddi, istihbarat ve stratejik desteğiyle yapıyordur.

İsrail Türkiye’ye komşu(!) olmak istemiyor, Arap krallar da hanedanlıklarının geleceğinden oldukça endişeliler! Hazırlıklar da yetersiz olunca çatışmalar uzuyor, bahar gecikiyor.

Libya’daki hata, Suriye’de tekrarlandı, “kadın” faktörü göz ardı edildi, maliyet ise ortada.

Bahar rüzgarları  esmeye devam edecekse, batılı dostların ciddiyeti sorgulanmalı ve kadın faktörü dikkate alınmalı.

Bu da bir dost önerisidir, beyler!

Önemseyin!

————————————

Kategori:2012

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir