Başbakan’ın 35. İzmir gezisi

Başbakan’ın 35. İzmir gezisi

Başbakan İzmir’de

40 tesisin açılışını yaparken mi il kongresine katıldı yoksa

İl kongresi için geldiği İzmir’de 40 tesisin de açılışını mı yaptı?

Sizce başbakan 9 Haziran’da İzmir’de ne yaptı?

Başbakan her ikisi için de İzmir’deydi denecekse neden İzmirlilerin ve Ak Partililerin bundan haberi yoktu?

Büyük Usta, demokrasinin her zaferini kazanmasına kazandı ama nedense İzmir’le arasında bir türlü sağlam bir iletişim kuramadı. 9 Haziran’la birlikte bu Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın İzmir’e yaptığı 35. gezisiydi. 

İzmirli mi Büyük Ustayı anlamıyordu yoksa Usta mı İzmirlileri anlamıyordu?

Ortada gözle görülür bir sorun vardı. Yeni de değildi. Ak Parti kurulduğu günden beri sorun “tekti” ve kimse bunu değiştiremedi:

İl teşkilatlarının görevi, Genel Başkan ile il seçmeni arasında “transformatör” olmaktır. Daha açıkçası, yüksek gerilim frekansında yayın yapan Genel Başkanın görüşlerini, araya girerek, il seçmenine “Aslında Genel Başkanımız şunu demek istedi”yi, 365 gün halka anlatmaktır. Ev ev, dükkan dükkan, sokak sokak anlatmaktır. Yorulmadan anlatmaktır. Bu Ak Parti İzmir’in çözülemeyen en önemli sorunudur.  

Bu eksiklik İzmir’de 11 yıldır devam ettiğinden marazi durum “Teşkilatların böyle bir misyonu yoktur!” kuralına dönüştü ve mevzu kapandı!

Dün salonda ve açılışın yapıldığı tören alanında İzmirli yoktu.

Sadece 50.000 kişinin geleceği duyurulan kongreye topu topu 7-8 bin partili geldi.

Görünür manzara şuydu: 

Usta, konuşuyordu ama dinleyeni yoktu. Yaptık ettik diyordu ama çok azının umurundaydı.

Cumhuriyetin 100. yılında bitirilecek 35 ulaşım projesini, EXPO 2020’yi vurgulu ve etkili bir ses tonuyla oldukça da akıcı bir şekilde bir bir anlatıyordu. Ama nafile…

Büyük usta hitabet becerisine ve projelerin önemine inanıyordu. Salondan beklentisi ise yatırımların yapıldığı ilçelerin ismi anıldığında gür bir alkış ve tezahürattı ama ne yazık ki, hiçbir ilçeden çıt yoktu!

Çünkü 30 ilçe başkanı şuna inandırılmıştı:

Başbakan İzmir’e “Cihat Akay’ın arkasındayım, ben ne isem Cihat Akay odur, ben Akay’ın her şeyine kefilim, o yanlış bir iş yapmaz, ben güveniyorsam siz de güvenin…” demek için geliyordu.

Daha da ötesi Akay’a itiraz edenlere “Akay’a karşı gelenler varmış, getirin o haddini bilmezlere güzel bir ders vereyim, parti içi demokrasi diyen asilerin kulağını çekeyim…” diyeceğine çok inanmışlardı. 7-8 bin kişi işini gücünü bırakıp sırf kulak nasıl çekiliyor onu görmeye gelmişlerdi ki, o da olmadı. İzleyici de delege de aldatılmıştı! Kulak falan çekilmemişti; aksine, Büyük Usta Cihat Akay’ın açılış törenini önemsememesine çok kızmış ve İzmir’den üzgün ayrılmıştı.

Kulak çekilme törenini izlemek için gelenler hayal kırıklığına uğramışlardı. Çünkü kara propagandanın aksine Abdullah Tekbaş ve arkadaşları dürüst ve samimi demokratik mücadeleyi sonuna kadar sürdürmüşlerdi.

Meğer Büyük Usta, Cihat Akay ve arkadaşlarının korkuttuğu gibi demokrasi karşıtı bir lider değilmiş, bunu gözleriyle görmüşlerdi.

Akşam saat 21.00’de yorgunluk kahvesi içerken düşündüklerimi yeri gelmişken sıralamak istiyorum:

Ortada ne kongre vardı ne de tesislerin açılışı. Gündeme hakim olan tek faktör, her güçlü liderin başına gelen ve bir türlü önlenemeyen istismarıydı. Bu istismar her koşulda türlü emellere alet edilebiliyordu. Lider engellemediği sürece de istismar başarı(!)nın en etkin anahtarıydı.

Başbakan, sanki hükümeti adına yaptığı 740 milyonluk 40 tesisi açmaya gelmemişti de; açılışlarla öylesine ilgilenmişti. Başbakanın asıl konusu, Ömer Cihat Akay’dı, derdi de davası da buydu. Akay zor durumdaydı, onu kurtarması gerekiyordu. Günler öncesinden başlayan, ilçe yönetimleri ve delegeler üzerindeki baskının salona gelenler üzerinde oluşturduğu duygu buydu.

Ustanın öncelikleri ile İzmir il teşkilatının öncelikleri hiçbir şekilde örtüşmemişti. Özellikle konuşmasının en önemli yerinde mesajlarını sabote eden davullar “aynı şeyleri düşünmüyoruz” der gibiydi.

Büyük Usta salon konuşması sırasında umduğunu bulamadı. Neşesiz bir şekilde 740 milyon (eski parayla trilyon)luk 40 tesisin açılışını yapmak için salon dışında kurulan platforma çıktı. Görülen manzara ise tek kelimeyle şok ediciydi.

Tören alanı bomboştu!!!

Gittiği her ilde meydanlara sığmayan kalabalıklarla karşılanan Büyük Usta, İzmir’de kuru kalabalık bile bulamadı!

Dört milyonluk İzmir’de %37 oy alan Ak Parti’nin Genel Başkanı ve Başbakanı 40 tesisin açılışını yapıyordu, teşkilatlar bunu görsün ve her fırsatta halka anlatsın ki, partinin İzmir’deki oyları artsın! Bu Ustanın görüşüydü, böyle şeyler düşünebilirdi. Bakalım acaba Akay da aynı şeyi düşünüyor muydu?

Kimse sıcağın şiddetini mazerek olarak iler sürmesin. 40 derecenin üstünde 250.000 kişiyi topladığımız Ak Parti mitinglerini unutmadık. 

Yoksa Akay, Büyük Ustanın salona girişini kendi hanesine bir destek sayıp kongre korkusuna aşmıştı da ondan mı Büyük Ustayı 40 tesisin açılışında yalnız bırakmıştı?

Haftalardır duyurusu yapılan 50 bin kişilik kongreye topu topu 7-8 bin partili katılmıştı. 12 Haziran seçim mitingini istismar ede ede bitiremeyen Akay, 250.000 kişilik mitingden, Büyük Usta ve Hanımefendiyi ancak 7-8 bin kişiyle karşılayabilmişti. Miras yedi siyasetten arta kalan buydu.  

40 tesisin açılış töreninde ise yetkililerden başka kimse yoktu. Ne İzmirli, ne de Partili vardı.  

Çünkü günlerdir Ak Parti İzmir il teşkilatı 50.000 kişiyi şunun için çağırdı:

-Genel Başkanımız ve Başbakanımız İzmir kongresine Ömer Cihat Akay’ı desteklemek için gelecek!

-Genel başkanımız Akay’ın il başkanı olmasını çok istiyor. Bazı kendini bilmezler demokrasi deyip Genel Başkanımıza karşı geliyorlar. Usta kongreye kendini bilmezlere haddini bildirmek için geliyor. Siz o gün Abdullah Tekbaş ve arkadaşlarının halini görün, bakın başlarına neler gelecek, Genel Başkanımız neler yapacak!…

-Akay’a itiraz, Genel Başkanımıza itirazdır. Genel Başkanımız 9 Haziran’da kongreye gelecek Akay’a itiraz edenlerin kulağını çekecek… Azarlayacak… Çekilin diyecek, bizde kongrede demokratik yarış yoktur, olmaz da… Buna kalkışanın siyasi hayatı biter… Siz Akay’ın kim olduğunu biliyor musunuz? İzmir’de olup bitenler günü gününe Genel Başkanımıza zaten aktarılıyor, o her şeyden haberdar… Genel Başkanımız Akay’ın her şeyine kefil!!!

4 milyonluk büyükşehirden 50.000 kişi yaklaşık olarak yukarıda saydığım gerekçelerle kongre salonuna davet edildi. 40 tesisin açılışını ise Partililer bile hasbelkader bir iki gün kala basından öğrendi.

Bir yıl önce 250.000 kişinin katıldığı mitinge katılımın %20’isi yani 50.000’i davet edildi, katılım ise 7-8 bin oldu. Bu sayı büyük mitingin %3’üydü. Hedeflenen 50 bin kişinin ise %15’iydi. 

Neden 50.000 kişi hedeflenip de 100.000 kişi getirilememişti?

Gün bunu sorma günü değil miydi?

Yürüyüş mesafesinde Bayraklı ve Bornova’dan salona gelebilecek, son seçimde Ak Parti’ye oy vermiş 250.000 kişi vardı. 28 ilçenin salona katkısı olmasa bile en azından 100.000 kişi toplanabilirdi. Ama olmadı. 

Bir yıl önce 250.000 kişi toplamayı başarabilen bir teşkilat, neden 50 bin kişiyi hedefleyip 30 ilçenin desteğiyle 7-8 bini zor tutturabildi? Hem de salondan çıkıp az ilerideki açılışa katılmayacak kadar pelte bir kalabalığı zor bulabildi?

Demek ki İzmir’de Ak Parti, Cihat Akay’ın başarılı yönetimi sayesinde bu noktaya gelmişti! Rakamlar ve görüntü çok netti.

Büyük Usta İzmir’e Ömer Cihat Akay’ın şahsına destek için geldiyse, şahsi desteğinin yetmeyeceğini düşünmüş olmalı ki, 740 milyonluk 40 tesisin açılışını da Akay’a destek olsun diye yapmış!

Hükümetin İzmir için yaptıkları o kadar da önemli değildi!

Büyük Ustanın İl teşkilatına talimatı neydi, onu tam olarak bilmiyorum ama teşkilatın kongre ve tesis açılış programı Akay’ın karizmasına karizma katmak için yapılmıştı. Bu kesindi.

Büyük Usta, platformda bir şeyler anlatmak için çabalarken, hemen karşısında, salondaki her şeyden daha büyük Cihat Akay posteri vardı ki, çok şeyler anlatıyordu Genel Başkana.

Sanki;

Büyük Ustanın İzmir diye bir derdi yoktu, İzmirlinin de “Tayyib Erdoğan” derdi yoktu; o zaman İzmir’de bir sorun yoktu!

Maksat hasıl olmuş, Büyük Usta zavallı sessiz çoğunluğun mütevazi sesi olmaya çalışan Abdullah Tekbaş’a karşı Akay’ın arkasında kapı gibi durmaya gelmişti… Başbakanın İzmir’e gelişi kamuoyuna ve partililere böyle anlatılmıştı. 

Tesislerin açılışı… Hükümetin İzmir’e yaptığı ve yapacağı hizmetler… Tehdit altındaki demokrasiyi özgürleştirme mücadelesi… Türkiye’nin dünya devleti oluşu…

Bunlar kimsenin umurunda değildi. Büyük Usta sanki bazı işleri fazla abartıyordu. Varsa yoksa Cihat Akay’dı, salona gelenler Ustanın Akay’a methiyeler dizmesini bekliyordu, Abdullah Tekbaş’a da haddini bildirmesini… 

Benim izlenimim de bu yönde oldu:

Kimse 40 tesisin açılışını umursamadı. Usta; büyük olmasına büyüktü ama bu Ak Parti İzmir teşkilatının umurunda değildi. 

Bence dün her şey Ömer Cihat Akay için hazırlanmıştı, gerisi dekor ve teferruattı.

Abdullah Tekbaş ve arkadaşlarının sesini Büyük Usta kısmamıştı ama Akay ilk fırsatta, behemehâl bu meseleyi tez elden halledecekti. (Devamı var)

Bir cevap yazın