İçeriğe geç

Başkan kim olsun?

Başkan kim olsun” sorusunu;

– İzmirlilerin beklentileri doğrultusunda mı,

– Teşkilatın arzusu doğrultusunda mı, 

– Yoksa, Genel Merkezin ihtiyaçları açısından mı yanıtlamak gerekir. 

Siyaset bilimi, siyasal sistem, insanların genel arzusu, demokratik teamüller ve oy veren seçmen bu sorunun doğru yanıtını bulmamızda yol gösterici olabilir mi?

Hangi bakış açısıyla Ak Parti İzmir’e bir il başkanı seçerse İzmirli seçmene daha doğru mesajlar vermiş olur?

Ak Parti İzmir’de nasıl birinci parti olur; il başkanının seçilme yönteminin buna artı – eksi etkisi olur mu?

Gerçekten İzmirli; Ak Parti il başkanını ortaya çıkaran hangi süreçlere ilgi gösterir ve saygı duyar? Veya Ak Parti İzmir’de parti imajını bir il başkanı üzerinden olumlu yönde geliştirebilir mi, bu mümkün müdür?  

-İzmirli; merkezden atanmış tek adaylı kongrede seçilen başkanı mı bağrına basar yoksa,

Demokratik usullerle yarışan başkanı mı sahiplenir?

İzmirli; Genel Merkez yanıltılmış olsa da “falan tavsiye edildi, siz de onu seçin” denen başkana mı saygı duyar yoksa,

Her yanlış bilgilendirilmenin doğrusunu ortaya çıkaracak yasal ve demokratik liste mücadele cesareti göstereni mi İzmirli il başkanı görmek ister?

-İzmirli; himaye görenin koltuğa oturmasını mı yoksa,

Hukuk ne ise o, diyene mi “Başkanım!” der?

-Otoritesini Genel Merkezi istismar ederek sağlamaya çalışana mı yoksa,

Hukuka ve demokrasiye uygun cesur tavırlar sergileyene mi sevgi gösterir? Bu soruları çoğaltabiliriz.

İzmirli gerçekten Ak Parti il başkanlığında kimi görmek ister?

Ak Parti her soruyu öncelikle “İzmirli ne der” diye düşünmek zorundadır; oyu İzmirli verecekse bu sese kulak vermek zorundadır.

İsterseniz soruyu “Ak Parti il teşkilatları kimi başkan görmek ister” şeklinde de değiştirip konuya açıklık kazandırabiliriz.

Bakalım sonuçlar “İzmirlilerin, yani oy verecek seçmenin arzusuyla ne kadar örtüşüyor?

Ak Parti İzmir il teşkilatları

-Demokratik mücadeleyle seçilen mi,

Yoksa, istediğini il delegesi yazıp kongre günü de “Haydi bana oy verin yoksa 2014’te avucunuzu yalarsınız” diyen kişiyi mi il başkanı görmek ister?

-Ak Parti üyeleri mahallesinde ilçe delegelerini, ilçesinde de il delegelerini kendileri mi seçmek ister,

Yoksa, il başkanlığındaki atanmış “ofis boy”lardan birinin yaptığı listelere mi oy vermek ister?

-Parti üyeleri yasal olmayan yetki kullanımları karşısında susmayıp yasal haklarını mı kullanmak isterler,

Yoksa, bir yolunu veya adamını bulup sonuç almaya mı çalışırlar?

İsterseniz Ak Parti İzmir il başkanlığı sorununa bir de Genel Merkez açısından bakalım:

Türkiye; Cumhurbaşkanı ve Başbakanın İzmir seyahatleri dışında İzmir diye bir kentin var olduğunu ancak hava durumu raporlarında duyabiliyor. Ulusal yayın yapan gazetelerin ilk sayfalarında ve TV’lerin ana haber bültenlerinde İzmir diye bir kent yok! 4 milyon insan mı yaşarmış, ne yer ne mi içermiş… Bunlar kimsenin umurunda değil.

Hal böyle olunca Genel Merkezin İzmir’e bakışı da bu çerçevede oluyor:

Birini il başkanı yapalım, adam gibi otursun, aman bir sorun çıkarmasın yeter!

Biraz üsteleyen oldu mu, İzmir dedin mi, önemini anlatmaya çalıştın mı… yanıt hazır:

Türkiye’de sadece İzmir yok; 81 il var!

İzmir Türkiye’nin üçüncü büyük kenti de olsa bir anda 81 ilden biri oluveriyor. İşi başından aşkın insanların gözünde İzmir 81 ilden bir ildir. Her sorunun çözümü Genel Merkeze bırakılacak olursa İzmir 81 ilden bir ildir!

İzmir’e kim il başkanı olsun sorumuza geri dönersek …

Siyaset, Büyük Ustanın da dediği gibi sonuç alma sanatıdır. Demokrasilerde sonuç alıcı yetki “seçmen”den alınabilir, o da ancak İzmirliye kulak vermekle mümkündür.

İzmirli Ak Parti’yi ne yazık ki yanlış tanıyor, yani birinci parti yapacak kadar iyi tanımıyor. İzmirli düşünüyor ki, Ak Parti’de demokrasi yok, hukuka saygı yok. Her şey yukarıdan aşağıya çok sert bir atama zinciri içinde görev verilen -ehil veya değil- insanların elinde. Bu partiye kast sistemi hakim. Fikrini söyleyen bu partide başarılı olamaz…

İzmirlinin kahir ekseriyeti böyle düşünüyor ve Ak Parti’yi yanlış tanıyor. Kahir ekseriyeti diyorum çünkü Ak Parti teşkilatlarında da bu fikir pekişmiş durumda.

Doğruyu duymak isteyenlere buradan duyurulur!

Şimdi desem ki, Ak Parti demokrat bir partidir. Hatta dünyada birçok ülkeye demokrasi ilhamları veren bir partidir. Dünya demokrasi tarihinde gizli oy-açık tasnif yöntemiyle yapılan seçimlerde oyunu giderek artıran ve %50 sınırının üstünü test eden bir parti olarak tarihe geçmeyi çoktan hak etmiş örnek bir partidir… dersem buna kim inanır?

Ak Parti İzmir il teşkilatlarında sorunlar demokrasiyle mi, hukukla mı, yoksa kulak çekilerek mi çözülür?

Ben geçen hafta bir dizi görüşme yaptım. Edindiğim izlenimler çok ilginçti:

-Ak Parti il yönetimindeki üç-beş kişi il başkan ve yardımcısı sıfatıyla aslında siyaset bilimi açısından birer “ofis boy” olan zevatın, delegelere yaptıkları onlarca söylevde “bu partide sorunlar kulak çekilerek çözülür” mealinde tecelli etmiştir. 

-İzmirlilerin bundan haberi var mı, diye sorduğumda çok net bir yanıt almıştım. Bunu da okuyucularımla paylaşmak istiyorum:

“Bizde demokrasi olmadığını İzmirliler de bilir, dünya da. Biz lider partisiyiz!”

Son sorum ise kendi merakımı gidermek içindi, siz değerli okuyucularımı hesaba katmadan sorduğum için de baştan özür dilerim:

– İzmir’de Büyük Usta adına şu kadar iş yapılıyor, bundan Usta’nın haberi var mı?

Usta Türkiye’yi mi yönetsin, dünya ile mi uğraşsın, yoksa İzmir’de olup bitenleri mi araştırsın. Nereden bilecek İzmir’de nelerin olduğunu.

Bu açık beyanlardan sonra şunları düşünmeden edemedim:

Üç-beş ofis boy kendini siyaset adamı saymış, dünya demokrasi tarihinin en ciddi siyasal partisinin tüm yetkilerini, Genel Merkezi de yanıltarak, İzmirlilerin ne düşündüğünü hiç umursamadan bir güzel kullanıyor.

Vallahi helal olsun!

İzmirli üç milyon seçmen kimin umurunda!..

———————————————

Tarih:2012

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir