İçeriğe geç

Yeniden yeni CHP, nereden nereye! – II

Atatürk döneminde CHP, Lozan’ın hemen ardından başlayan icraatlarıyla nasıl bir parti olduğunu, amaçlarını, projeksiyonlarını bir bir sergilemeye başlamıştır. CHP, bir yandan inkılaplara öncülük yaparken diğer yandan da, Türkiye nüfusunun Müslümanlaşmasını sağlayan adımlar atmıştır. Bu konuda kantarın topuzunu kaçırdığı bile söylenebilir:

-Milli Mücadeleyi destekleyen Orta Anadolulu yaklaşık 200-250 bin Papa Eftim’in liderliğindeki Türk Rumlar, 1924’te mübadele ile Yunanistan’a zorla gönderilmiş; karşılığında ise Türk(Müslüman) alınmıştır. Yunanistan’la başlayan mübadele zamanla tüm Balkan ülkelerini kapsamıştır.

-Türk diye alınanlar arasında bir kelime Türkçe bilmeyen Boşnak, Pomak, Arnavutlar… sadece Müslüman olduğu için Türk diye alınmıştır. Bunun yanında ana dilleri Türkçe olan ama dinleri Hıristiyan olan Peçenek Rumları ve Moldovalı Türkler kabul edilmemiştir.   

-Irkı ne olursa olsun hiçbir Müslüman yurt dışına sürülmemiştir.

-1924’te başlayan uzun yıllar devam eden “Vatandaş Türkçe Konuş!” kampanyası sırasında Türkçe bilmedikleri için işinden gücünden edilen yaklaşık 120 bin Yahudi, Türkiye’yi terk etmek zorunda kalmıştır.

-Mübadele dışında tutulan İstanbul’dan; Yahudi, Rum ve Ermenileri yurt dışına çıkarmak için yapılan tacizler sonuç vermiş, göçler sonunda İstanbul’da çoğunluk Müslümanım(!) diyenlerin denetimine geçmiştir.

-1926 yılında çıkarılan TCK’nun 159. Maddesinde yer alana “Türklüğü tahkir” kapsamına giren davalar, sadece İslam Dini’ne hakaret eden veya küçümseyen gayrimüslimlere uygulanmıştır. Müslüman kimliği taşıyan ama İslam’a ve Müslümanlara irtica diye hakaretler yapan dönemin basını hakkında ise bir dava bile açılmamıştır, daha doğrusu TBMM, dava açma izni vermemiştir!

-İddia edilenlerin aksine, Türk ırkına hakaret eden binlerce Kürt, Arap, Çerkez… aleyhinde de dava açılmamıştır. Atatürk dönemi CHP’sinde Türk, Müslüman anlamında kullanılmıştır. Uluslararası antlaşmalarımızda ve iç hukukta “Türk” Müslümandır.

-1926’dan 1942 yılına kadar sadece CHP yanlısı basın yayın yapabilmiştir. Göstermelik de olsa muhalif basına izin verilmemiştir.

-1929 Dünya ekonomik krizine kadar ekonomide, Lozan’ın baskısının hissedildiği bir “özel sektör ekonomi modeli” uygulanmıştır. Bu dönemde gayrimüslimleri ekonomik olarak zayıflatacak birçok kural dışı uygulamanın yapıldığı unutulmamalıdır.

-1932’den sonra ekonomide devlet işletmelerinin ağırlığını hissettirdiği yeni bir modele geçilmiştir. Çok sayıda kurulan KİT’lerden gayrimüslimlere alternatif olsun diye CHP’ye yakın işadamları yararlanmıştır.

-3 Mart 1924’te çıkarılan Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile devlet okullarında dönemin yabancı kolejleriyle rekabet edebilecek bir eğitim ve öğretim sistemi kurulmuştur. O dönemde nüfusun %80’inin köylerde yaşadığı unutulmamalıdır.  

-3 Mart 1934’ten sonra İmam Hatip Okulları, İlahiyat Fakültesi, Diyanet İşleri Teşkilatı, Kuran ve Buhari hadislerinin tercüme ve tefsirleri gibi bütün dini faaliyetler Sünni, Maturidi ve Hanefi İslam mezheplerine göre yapılmıştır.

-Müslüman nüfusu artırmak için mübadele yeterli olmadığından Müslümanların çocuk doğumları ciddi yardımlarla teşvik edilmiştir.

-Atatürk döneminde CHP, hiçbir kırmızı çizgi belirlemeden ve yakın uzak Müslüman ve Hıristiyan devlet ayrımı yapmadan, hepsiyle kısa sürede siyasi ittifaklar kurabilmiştir.

Atatürk döneminde CHP’nin uyguladığı özellikle iç politikayı özetlemek gerekirse şunu söylemek mümkündür:

Başta inkılap kanunları olmak üzere devletin bütün yenilikçi icraatlarının amacı, Müslüman nüfusu modernleştirmektir. Gayrimüslimlere avantaj sağlayacak hiçbir yenilik yapılmamıştır. Gayrimüslimler, Osmanlı Devleti’nde sahip oldukları hakların büyük çoğunluğunu Atatürk dönemi CHP’sinde kaybetmişlerdir. Modernleşmeye tepki gösteren Müslümanlar da “irtica-mürtecilik”le suçlanmış ve bayağı da aşağılanmışlardır.

Not:

Hayırlı bayramlar diliyorum… ————————————-

Kategori:2012

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir