İçeriğe geç

Saçmaladığım kanıtlandı!

Sayın Harun Hocam,

Ben St. Joseph Lisesi’nden öğrenciniz Berker DİNGİLOĞLU. Facebook üzerinden yayınladığınız birkaç yazıyı okuduktan sonra size özellikle son yazınız ile ilgili (Ak Parti İzmir’i alır! 23 Ekim 2012) birkaç şey iletmek istiyorum. Öncelikli olarak doğma büyüme İzmirli olarak AK Parti İzmir’i alacak türünden bir başlığı siyaseten ya da yazarlık adına çekici fakat son tahlilde yakışıksız buluyorum. AK Parti İzmir’de seçimleri kazanabilir, bir çok sebepten iyi ya da kötüye gidiş gözlenebilir ama AK Parti İzmir’i alacak demek ilgili parti İzmir’i alıp bambaşka birşeye dönüştürecek demek.

Ülke genelinde AK Parti’nin bazı alanlardaki duruşuna, bir anlamda Müslüman kimliği üzerinden siyaset yapmasına karşı tepki gösteren İzmir halkını böyle diyerek sadece korkutur ve kendinizden soğutursunuz. AK Parti İl Teşkilatı ya da Genel Merkezi ile sizi bünyesine alarak gerçekten doğru bir seçim yapmış. Hatırladığım kadarıyla siz İzmir ile AK Parti’nin farklı önceliklere sahip kimliğini bağdaştırabilecek olgunlukta bir kimsesiniz.

Son yazınız ile ilgili birkaç noktayı size aktarmak istiyorum. Bu arada kendim liseden sonra İstanbul’da ekonomi ve uluslararası ilişkiler bölümlerinden çift anadal ile mezun oldum. Sonrasında Jean Monnet Bursu ile Belçika’da yüksek lisans yaptım ve dış politika konusunda uzmanlaştım.

Yazınızdaki dış politika ile ilgili birkaç unsurun sağlam temele dayanmadığını size üzülerek iletmek zorundayım. İsrail ile olası ilişkilerin düzelmesi dışında Suriye senaryolarınız fazlaca iyi niyetli bir tahminden öteye maalesef geçemez. Umarım yazıdaki aşırıya kaçan milliyetçilikle süslenmiş Kürt Sorunu yaklaşımınız gerçekteki yaklaşımınızı yansıtmıyordur.

Size Singapur’dan selam ve saygılarımla,
Berker

21 Mart 2013’de Öcalan’ın mesajının yankılarının tadını çıkarmadan bir gün sonra İsrail’in Türkiye’den özür dilemesi, tazminat ödemeyi kabul etmesi ve bonus olarak da Gazze ablukasını gevşetmesi gündeme bomba(!) gibi düşüverdi.

Bu iki gelişme, bir gün arayla ancak Türkiye gibi bir ülkede yaşanabilir. Gündemin hızla ve sarsıcı sonuçlarıyla değiştiği bir ülkede, mütevazi bir köşe yazarının gündeme getirdiği bazı konuların okuyucuyu ne kadar etkileyebileceğini varın siz tahmin edin. 

Buna rağmen olgunlaştırdığım bazı görüşlerimi, sevgili yayın yönetmenim Ümit YALDIZ’ın fikir özgürlüğüne verdiği yüksek değerden aldığım cesaretle, bunları zaman zaman yayımlıyorum.

23 Ekim 2012’de ( http://www.egedesonsoz.com/yazar/Ak-Parti-Izmir-i-alir/5512 ) yayımladığım “Ak Parti İzmir’i alır!” yazımda gündeme getirdiğim olası gelişmeleri, daha önce  20 EYLÜL 2012’de Yeni Asır TV’de İsmail YILMAZ’ın yapımcı ve sunucu olduğu “NE DERSİNİZ?”  programında gündeme getirmiştim. 

Yeni Asır TV’de canlı yayında yaptığım konuşmayı izleyen bazı tanıdıklar tepkilerini tez elden SMS ile “Atma!”, “Kahin!” “Hiç sanmıyorum!”, “Ak Parti İzmir’i alabilir ama İsrail asla özür dilemez!”, “Davutoğlu’nu fazla abartıyorsun!”, “Davutoğlu Türkiye’yi uçuruma sürüklüyor!”… gibi kısa mesajlar yanında, yukarıda yayımladığım türden uzun mesajlar da aldım.

İzlendiğimi ve okunduğumu gördükçe çabalarımın boşa gitmediğini düşündüm ve çok mütehassis oldum!

Dün İsrail özür diledikten ve tazminat ödemeyi kabul ettikten sonra birden medyada “Ben demiştim!”ciler birer ikişer boy vermeye başladı. Doğrudur! Benden önce de bu gelişmeleri öngörenler olmuştur!

Başta Hükümet!

Bu öngörüde bulunmasaydı İsrail’den özür ve tazminat istemezdi; değil mi? Hükümet benden de önce bu gelişmeyi öngörmüş! Eyvallah!

O zaman evvelen Hükümetimizi kutlamalıyız!

Çünkü bu öngörüyü basite alanlarımız çoğunlukta. İsrail kurulduğu günden beri BM, ABD, AB, İngiltere… dahil hiçbir ülkeden ve kuruluştan özür dilemedi! Durup durup kıytırık devlet Türkiye’den mi özür dileyecekti!

Bu mümkün değildi!

Bu beklenti boşunaydı!

Bunun yanında öngörü demek bir konuda “yazı – tura” atar gibi tahminde bulunmak değildir. Eğer bir dizi olay hakkında örneğin 5 veya 10 olay hakkında birbiriyle bağlantılı olası gelişmeleri çok önceden tahmin edebiliyorsanız, bu cesaretle kamuoyu ile paylaşmanız gerekir. Bu cesaret gösterisinin içinde rezil olmayı göze almak da var!

Öngörülerimin birinde Netanyahu’nun 22 Ocak 2012’deki seçimleri kaybedeceğini söylemiştim. Netanyahu listesi 120 milletvekilli mecliste 11 milletvekili kaybetmesine rağmen iktidarda kalabilecek sayıyı çıkarabildi. Bu öngörüdeki başarısızlığım açıkça görülüyor, değil mi!?

Demek ki, oy kaybını fazla abartmışım!

İzmir’den İsrail seçimlerini izlemenin bir yanılma marjı olmalı ki, seçimden sonra kimseden bir tepki almadım! Müteşekkirim!

Doğal değil mi, yaşanmamış günlere ilişkin peş peşe olacakmış gibi net ve keskin ifadelerle bazı öngörülerde bulunan biri yanılabilir. 

İyisi mi bu yazıyı tekrar gözden geçirelim ve kararı okuyucuya bırakalım:

Kategori:2013

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir