Hainlik sırası kimde?

Hainlik sırası kimde?

Bir ülkenin haini, başbakanı ise o ülkeye mi acımalı yoksa siyaseti böyle yorumlayanlara mı?

 

Bir kişi neden başbakan olur?

Halkın beklentisi nedir, başbakanın misyonu nedir?

Veya demokratik bir ülkede halk bir kişiyi neden başbakan/hain seçmek için sandığa gider?

Seçilen her başbakan hain ise onu seçen halk kimdir?

Yoksa hainlik anayasal bir kurum mudur?

Gerçekten demokrasilerde bazılarının iddia ettiği gibi halk “en iyi hain”i mi seçer?

 

Bu soruları kimse hafife alamaz ve basit yanıtlarla geçiştiremez.

Ben çok ciddiyim.

Sık sık kesintiye de uğrasa demokratik bir düzen kurmaya çalışan Türk halkının “başbakanlık kurumu”na bakışındaki derin çatlağın nedenini bulmak gerekir.

O nedenle siyasal kültürü besleyen siyaset kurumu, sistem içindeki fonksiyonunu iktidarı ve muhalefetiyle en temel sorun olarak ele almalı ve bir sonuca varmalıdır. 

 

Türkiye’nin düzeninde başbakanlığın kıskanılan bir makam olduğunda kuşku yok! Siyasete ilgi duyan herkes açıkça dillendirmese de içinden bu makama kendisinin daha layık olduğunu düşünür, hayaller kurar ve mevcut başbakan kim ise ona da gizliden gizliye diş biler!

 

75 milyonluk bir ülkede 60 milyona yaklaşan seçmen arasından başbakan olmayı hayal eden en az bir milyon aday kişi var. Ben gerçek sayının bunun çok üzerinde olduğunu düşünenlerdenim.

 

Yalan söylemeyi veya bizim partinin yalanını hiçbir ahlaki süzgeçten geçirmeden gerçek gibi kabullenmeyi, rakip partiye hakareti, saygısızlığı, normal koşullarda her türlü saygıya layık görülen kişileri küçük düşürücü tavırlarla taciz etmeyi… siyasal mücadelenin gerekli bir aracı olarak görmek… bu ülkede başbakan olma sırasına girmekle eş değerdir.

 

Böyle bir siyasal kültürde yoğrulan milyonu aşkın vatan evladı, sabırsızlıkla başbakan olarak ülkesine hainlik yapma sırasına giriyorsa, bu sorunu behemehal gündeme almak ve tartışmak gerekir. 

 

Şu hale bakın!

Her türlü riski göze al, her saniyesinde olabilecek entrikalara karşı tetikte kal, hayatından, ailenden, işinden ödün ver… Aklından geçenlerin bile izlendiği ve her hareketinin gözlemlendiği bir süreçten geç… Milyonda bir ihtimalle sürpriz bir gelişme sonunda başbakan oluver…

 

Ne için?

Hainlik için! 

 

Gün gelsin, 75 milyonun gözleri önünde, dünyanın da izlediği bir geziye çık, ülkeni sat!

Olacak iş mi bu!

 

Bizim siyasal kültürümüzün merkezinde “başarı” veya “başarısızlık” yoktur! Bir tek kavram vardır, o da “İhanet!” 

 

En kıytırık devletlerin sıradan mı sıradan başbakanları, cumhurbaşkanları bile bizimkilerden daha vatanseverdir, daha akıllıdır, ne yaptığını daha iyi bilen kişilerdir!  

 

Bu çerçevede siyaset düşünenler vatansever iseler, insan sormadan edemiyor, acaba bu ülkenin düşmanı kim?

 

Herkes başbakan olup hainlik yapamadığına göre bu ülkenin düşmanı kimdir a dostlar!

Bu ülkenin düşmanı yok mudur?

Bu kişilerin kullandığı bir retorik de mi yoktur a dostlar?

 

Bir cevap yazın