İzmir’de siyaset çok farklı

İzmir’de siyaset çok farklı

Hükümetin tüm yabancı arabulucuları dışlayarak başlattığı terörü sonlandırma sürecine halkın verdiği destek çığ gibi büyüyor.

 

Hükümet uzun süre terörü sonlandırma görüşmelerini BDP’yle yürütmeye çalıştı; olmadı! BDP her defasında müzakere için İmralı’yı gösterdi. PKK’nın Avrupa uzantıları ve Kandil de aynı yolu izledi.

 

Tahminler şu yöndeydi:

Uzun zamandan beri kamuoyunda oluşan kanaate göre “Öcalan, şeytandan da aşağı!” idi. Kamuoyu Öcalan’ı böyle gördüğü sürece işi yokuşa sürmenin tek yolu, muhatabın İmralı olduğunu söyleyip kaostan yararlanmaya devam etmektir.

 

Kimse bunun farkında olmasa da Sayın Erdoğan, terörü bitirmek için her türlü riski göze almaya hazırdı. 75 milyonun kanaatini değiştiremez diyenlerin de kanaatlerini değiştirmeyi göze alacak kadar kararlıydı, terörü sonlandırmak için.

 

Bu hesapları yapanlar, Diyarbakır’da milyona yaklaşan bir kalabalığın huzurunda ve milli maç yayınından daha fazla reyting yapan canlı TV yayınında, tüm dünyaya Öcalan’ın gönderdiği metni okutacak kadar Erdoğan’da cesaret olduğunu hiçbir odak hesap edememişti.

 

Çünkü Diyarbakır’da okunan Öcalan mektubu, baştan öngörülseydi, mutlaka bunun önlemi alınır ve ona göre de süreç, ipe un gibi serilirdi.

 

MHP, Öcalan’ın Türk-İslam Vizyonunu elinin tersiyle itti!

MHP bunun hesabını nasıl yaptı, hangi siyasi çıkarları gözetti… bunun hesabını kendi arasında tartışacak.

İsterse tartışmasın!

Seçmen elinde oy pusulası, seçimi bekliyor!

Seçime kadar bu süreçten MHP’yi haklı çıkaracak, nasıl bir gelişme olacak, bunu ben de merak ediyorum!

 

Gelelim CHP’ye…

 

CHP her konuda olduğu gibi bu konuda da en az iki parça oldu! Sürece karşı çıkanlar kadar, aralarında süreci az bulanlar da oldu. Daha fazlasını isteyenler de!

 

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Aziz Kocaoğlu, CHP’li hiçbir belediye başkanının yapmaya cesaret edemediği bir çıkışı yaptı: Yaklaşık 200 kişilik bir CHP’li, basın ve Ak Partili meclis üyelerinden oluşan kalabalık bir grupla Diyarbakır’a çıkarma yaptı, sürecin hayırlı sonuçlar vermesi dileğinde bulundu.

 

İzmir’de siyaset çok farklı” dememin nedeni bununla da sınırlı değil!

Sayın Aziz Kocaoğlu’ndan önce içinde İzmir milletvekillerinden Alattin Yüksel, Mustafa Moroğlu, Hülya Güven’in de bulunduğu 30 CHP’li, 114 kişiyle birlikte süreci destekleyen ama az bulan basın bildirisine imza attı!

Hem de Kılıçdaroğlu’nun gözünün içine baka baka! 

 

Türkiye genelinde bakıldığında İzmir nasıl bir il?

3 milyon seçmen hangi nedenlerden dolayı CHP’ye, Ak Parti’ye, MHP’ye, BDP’ye oy veriyor veya vermiyor?

 

Bunu her siyasi yorumcu çözümleyemez. Hele dışarıdan İzmir’e bakanlar asla!

İzmir CHP, alenen Kılıçdaoğlu’nun CHP Genel Merkez politikalarına muhalefet ederek İzmir’e özgü bir politika yürütüyor!

 

Şimdi Ak Parti İzmir politika oluşturucuları ne demeye hazırlanıyorlar, karşı stratejileri ne olacak, gerçekten merak ediyorum:

 

-“CHP, terörün bitmesini istemiyor!” mu diyecekler?

 

CHP İzmir politika oluşturucuları süreci İzmir ölçeğinde değerlendirdiler ve “Sürecin dışında kalırsak bu bizim sonumuz olur!” dediler ve süreci İzmir Ak Parti örgütlerinden daha gösterişli birkaç çıkış yaparak sahiplendiler!

 

Bunun karşısında Ak Parti İzmir politika oluşturucuları ise Şırnak’ta, Yüksekova’da, Uluderede… değil; nerede biliyor musunuz, Sağlık Bakanlığı’nın T.C.’siz yeni logosunu İzmir’de seçim kazandıkları tek ilçe Bayındır’da kaldırılmasına sessiz kaldılar!

 

Helal olsun size!

Vatandaşa da hiç acımadan, 4 milyon İzmirliyi CHP’nin berbat belediyeciliğine mahkum edercesine stratejik bir hata yaptılar! Hatalarına her hafta birini ekleyerek devam ediyorlar.  

 

Bununla da politika ürettiklerini sanıyorlar!

 

Siz buna CHP’ye vitamin takviyesi desenize, kardeşim!

 

Ben Ak Parti İzmir politika oluşturucularının İzmirceyi bilmedikleri söylüyorum ama bunu kimseye anlatamıyorum!

 

Sevgili okuyucu,

İzmirceyi CHP mi iyi konuşuyor Ak Parti İzmir mi?

Lütfen bana yardımcı olun!

 

 

Bir cevap yazın