İçeriğe geç

Çağrım, oy kullanma yaşındaki herkese!

Tembellik suç olmasa da bir başkasının emeğine mazeretsiz ortak olmak onurlu bir yaşam değildir! Bunu belirtmek gerekir.

Herkesin emeği onuru da olsa, şu da bir gerçek ki, zor olan insanın içinde çalışma isteğini uyandırmaktır. Bunun ne anlama geldiğini Türkiye gibi bir ülkede anlatmak zordur. Çünkü şaşılacak bir istek ve arzu ile insanımızın büyük çoğunluğu çalışmak istiyor. Kadını erkeği, yaşlısı genci, sağlamı engellisi, okumuşu okumamışı çalışmak istiyor.   

İşi olanlar bile daha iyi koşullarda başka bir işte çalışmak istiyor!

Türkiye’de çalışma konusunda tarihin hiçbir döneminde görülmemiş bir istek ve arzu var. Çalışma yaşındakilerin %95’i çalışmak istiyorsa, siyasetin ve ekonomi dünyasının özellikle de bilim insanlarının ilk görevi “çalışmak isteyenlere katma değer üretebilecekleri” bir işe sahip olmalarına yardımcı olmaktır.

Partilerin henüz seçim bildirgelerini hazırlamadı. O nedenle bu günlerde bir dizi yazı ile önemli gördüğümüz konuları önce seçmenin sonra da partilerin gündemine taşımak istiyorum.

En az 15 yazı ile gündeme taşımaya çalışacağım işsizlik konusuna öncelik vermemizin nedenine gelince; 

İnsan emeği depo edilememektedir. Sabah kahvaltı yapanlar, aldıkları enerji ile 4 saat çalışabilecek gücü kazanmalarına rağmen çalışamıyorlarsa, öğlen saatlerinde tekrar beslenmek zorundalar. Öğlen beslenenler 4 saat çalışabilecek iken işsiz ise akşam olduğunda tekrar yemek zorunda.

Bu talihsiz döngü, işsizlerin hayatında günler, haftalar, aylar bazen de yıllarca devam edebiliyor. İşsizlerin sayısı on binler ve yüz binler değil de, milyonlarla anılıyorsa böyle bir ülkede insanların %80’inin iki yakasının bir araya gelmesi asla mümkün değildir!

Dinimiz, örf ve adetlerimiz, insanlık anlayışımız paylaşmaktan yana!

Eyvallah!

Peki, çalışanın iki yakasının bir araya gelememesinin, çalışmayanın onursuz ve bozuk bir psikoloji ile yaşamasının faydası kime?!!!

İkinci dereceden diferansiyel denklem problemlerini çözebilen on binlerce uzmanın ve 55 milyon seçmenin olduğu bir ülkede bunun hiç mi sorumlusu yok?!!!

Yetmişi aşan sayıda parti ne için kurulur?!!!

Nedir bu partilerin istihdam politikaları?

Kıla tüye tepki gösterenlerin, eylemlerle yeri göğü inletenlerin bu duruma kör, sağır olması anlaşılabilir bir durum mudur?

Neden iktidarlar üzerinde bu konuda “yol gösterici” çözümler üretilmiyor; üretilen çözümlere ilgisiz kalınıyorsa bir baskı oluşturulmuyor?

Muhalefet bu ve benzeri konularda inandırıcı çözümler üretemezse 12 yıldır iktidarda olan Ak Parti’nin, 12 yıl daha iktidarda kalacağını neden göremiyor da “Gezi ruhu!”na sığınıyor?!

Neden Japonya’da Liberal Parti’nin 54 yıl nasıl iktidarda kaldığını merak etmiyor? 

Bir başka itiraz noktamız da şudur:

İşi olanın “Sorun çözüldü!” rehavetine kapılmasıdır!

Bu her çalışanın, esnafın ve sanayicinin görmesi ve sesini yükseltmesi gereken bir sorundur. Kim işsiz ise veya katma değer üretmeden çalışıyor gibi ülke ekonomisine yük oluyorsa bunun zararını;

a-Vergi ödeyen sanayici

b-Esnaf ve sanatkar

c-İstediği ücreti bir türlü alamayan “çalışanlar” üstleniyor.

İşsiz olduğu için kimse ölmüyorsa, üç öğün bir şekilde karnını ailesiyle doyuruyorsa, giyinebiliyor, kışın da bir şekilde ısınıyorsa… bilinmelidir ki, bu insanlar çalışanların, üretenlerin, alıp-satanların kazancına ortak oluyor!

Üç beş günün lafı mı olur, paylaşmaksa paylaşmak!

Bu daimi bir hal almışsa, işsizlik 3-5 milyonun değil, 77 milyonun sorunudur! Her yaştan insanın refahını ve onurlu yaşamını doğrudan doğruya etkileyen ciddi bir sorundur.

Ülke kaynakları 77 milyon arasında pay edilemediğinde, dış borca başvuruluyorsa bu aynı zamanda Türkiye’nin güvenlik sorunudur!

Oy kullanan seçmen oy verdiği muhtarından, belediye başkanından, milletvekilinden, partisinden hükümetinden bunun hesabımı sormuyorsa, bir gündem yaratamıyorsa, oyunu işsizliğe çözüm olabileceğine inandığı şekilde kullanmıyorsa, bu dünya hayatında size kimse yardımcı olamaz!

Yıllardır terörle mücadele eden Türkiye, sorunun ilk nedeni olarak “işsizlik”i görmüşse ve hala sorun çözülememişse bu ülkede akıl da, bilim de, insaf ve izan da iflas etmiş demektir.

Terörle mücadeleye nasıl para bulunduysa, işsizliği ortadan kaldıracak yatırımlar, krediler ve destekler için de para bulunmalıdır!

Yazıyı uzattık ama hala “Herkese iş mümkün müdür? sorusuna ve çözümlere giremedik. Gelecek yazımızı da buna ayıralım, inş.

——————————-

Kategori:2014

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir