İçeriğe geç

Fetva ekonomisi

Gerçeklerden kaçarak kapitalizm ve sosyalizm eleştirisi yapmak, bizi İslâm ekonomisine götürmez. Son yüzyılda İslâm ekonomisi diye yazılan kitaplar ve doktora tezleri kapitalizm ve sosyalizm eleştirileri ile dolu. Eleştiriden artakalan sayfalarda ise zekât, sadaka, tarım, maden, ganimet vergilerine… Alış-verişin helalliğine, faiz ve karaborsanın haramlığına… Dul, yetim, ordu, eğitim, seyahat, kamu görevlilerine yapılacak yardımlara… sonra da refah, adalet, kimsenin aç kalmadığı sömürüsüz bir ekonomiye vurgu yapılarak kitaplar sonlandırılır.

Az buçuk ekonomi tahsil edenler bu bilgilere şirketler, ortaklıklar ve faizsiz banka bilgilerini de ekleyerek Allah’ın insanlara gösterdiği yol nihayetlendirilir.

Neden bu tezlerde fıkıhta yer alan ekonomiye ilişkin somut hükümlerden yola çıkılarak  bir işletmede verimlilik ve kârlılık, bir yönetim biriminde paylaşım ve adalet gündeme gelmez?!

Bir çalışmanın başına, ortasına ve sonuna ayet ve hadis serpiştirerek “ekonomi” ilmi yapılamayacağını bilmemiz lazım!

Ekonomi; kısaca üretim ve tüketimi açıklayan bir ilimdir. Üretim ve tüketim faaliyetleri birçok sözleşmeyle kayıt altına alınmış, standartlaştırılmış bir “uygulama” bilimidir. Uygulanabildiği ölçüde kârlılığı ve verimliliği önemsenir. Uygulaması olmayan iddialar ise ciddiye alınmaz.

Ekonominin vaaza gelmeyen bir tarafı vardır ki üretim, kâr, kalite, fayda, fiyat, rekabet, vergi… gibi konular ancak uygulamanın içinde olanların anlayabileceği bir ilimdir. 

***

Kapitalizm ne kadar eleştirilse de, dünyada son beş-altı yüzyıldır “uygulaması ve kitabi bilgileri” ile tutarlı olan tek ekonomik modeldir. Eksiği vardır, bu nedenle de eleştiriye ve her türlü yeniliğe açıktır. 

Alternatif gibi sunulan sosyalizmin her çeşidi ve İslâmî olduğu iddia edilen devlet, holding ve şirket modelleri ise eleştiriden hoşlanmaz, eksiği çoktur, yeniliğe kapalıdır ve tamamen teoriktir! Uygulamaları ise sonuçları itibariyle başarısız ve çelişkilerle doludur. 

Müslümanlar ve sosyalistler kapitalizmi “bütün kötülüklerin anası” ilan etseler de ancak kapitalistlerden aldıkları borçlarla hayatta kalabilmişlerdir. Bu da onların en büyük çelişkisidir!

Sosyalizme veya İslâm ekonomisine kendisini kaptıranların sonları, hem devlet hem de holding ve şirket düzeyinde felaket olmuştur. Sonunda cenazeyi kaldırmak da kapitalistlere kalmıştır.

Kapitalizmin her modeli, gözlemlenebilir. Bilgiler çok nettir. Ekonometrik analizleri de yapılabilir. Ne yazık ki, sosyalistlerin ve Müslümanların ekonomik görüşlerinin ya uygulaması yoktur ya da açık, şeffaf, gözlemlenebilir ve dokümanları incelemeye açık değildir. Sonuçları itibariyle de kârlı değildir.

Muhalifleri hayal ticareti yaparken kapitalistler kârlarına kâr katmışlardır. Kimin paraya ihtiyacı olmuş ise Papalık, haşmetli krallar, faizi helal veya haram görenler fark etmez, her kim borç istemişse kapitalistler borç vermiştir.

Hiçbir kapitalist; bunlar bize kâfir, zındık, sömürücü, zalim… demişlerdi diye borç vermemezlik de etmemiştir!   

Sosyalistleri kendi iddiaları ile baş başa bırakarak konuya İslâmcılar açısından devam edersek;

-Petro-dolar milyarderleri İslâmî iddiası olan hangi ekonomik model denemesini desteklemişlerdir?

-Hangi Müslüman hükümet; sadece deneme olsun diye üç kuruş para desteği vermiştir?

-Hangi üniversite geliştirdiği yeni bir ekonomik modeli tartışmaya açmış ve bunu uygulamak için destek arayışına girmiştir?

-Her gün faiz piyasalarında borçlanmak, Allah’ın yöneticilere kaçıncı emri olmuştur da kimsenin haberi olmamıştır?

-Kendi ülkesinin zenginliklerini yağmalayıp Batı bankalarına taşımak kimlerin üzerine vecibe olmuştur?

-Hırsızlıklara ve yolsuzluklara göz yummanın “Mevcut Yönetime ve Yöneticiye İsyan” ve mevcut başkanı “tanımamak” olduğunu “ulema” neden bilmez?!

-Herkesin az çok İslâm konusunda ümidi varken, hiçbir uygulaması olmayan ulemanın “İslâm“dan ümitli olduğuna ilişkin bir belirti kalmış mıdır? Halk, cahil olduğu için hala ümitvar olabilir! İlimleri üst üste koyup üstünde bağdaş kuran ulema, neden hiçbir uygulamanın içinde yer almaz?! Allah mı ulemadan ümidini kesti, ulema mı Allah’tan?! Bunu bilen var mı?!

-“İslâm Dini; bütün iddialarını tüketmiştir, zira denemeye değer bir şey kalmamıştır” demek, kime kalmıştır?

-Peki, bu sorulara “yeni bir ekonomik iddia” ile cevap verecek var mıdır?

-Holdinglerin ve bankaların ismini değiştirerek ve bir fetva komisyonu atayarak İslâm ekonomisi yaptıklarını iddia edenler, kimleri kandırmaktalar?! Allah’ı mı yoksa Müslümanları mı?!

Batılı şirketlerin hisselerini Müslümanlar hırsla satın alırken acaba “Onlardan daha kârlı” dediğimiz İslâmî şirketlerin hisselerini alan bir Batılı var mıdır?!

Batılıları da boş verelim, dönelim kendi işimize:

-Örneğin 5.000 nüfuslu bir beldede İslâm ekonomisini “uygulayıp” hangi konularda daha verimli ve adil bir paylaşım modeli kurabildiğimizi öğrenebildik mi? Bunu uygulayıp kâğıda dökebilecek durumda mıyız? Örneğim 103 İlahiyat Fakültesinin ve 130 bin Diyanet personelinin bu çalışmaya nasıl bir katkısı olabilir, bu konularda düşüncesi olan var mı? 

-Örneğin Türkiye’de üretimi, pazarı, finansmanı, çalışanları, tesis ve toprak sahipleri, ödediği vergileri ve kârlılığı… ile analizleri yapılmış bir İslamî şirket örneği var mı?

-Muhasebesi ve çalışanları, gelir ve giderleri gerçek rakamlara dayanan bir İslâmî işletme var mı?…

-Bu nasıl bir sahtekârlıktır ki, “İslâmî şirket kurduk, şu kadar kâr dağıtıyoruz”dan başka bir iddiası olmayan kimi dolandırıcılara ilk desteği fetva komisyonları verebiliyor?

-Kapitalistlerin emeği sömürdüğünü sosyalistlerden öğrendik! Peki, İslâmî diye takdim edilen işletmelerde işçinin ne aldığını soran, soruşturan, hangi ayete veya hadise göre paylaşımların yapıldığını merak eden var mıdır?

-Sürekli borçlanan İslâm devletlerinin, küffardan aldıkları borçları nereye harcadıkları biliniyor mu? Bu bilgiler gazete haberlerine mi dayanıyor yoksa doktora tezlerine mi?

-En yoksul İslâm devletinin başkanı nasıl oluyor da Bill Clinton‘dan, Obama‘dan, Merkel’den… daha zengin olabiliyor?!

Hakikaten şaşkın durumdayız!

Bu liderler servetlerini hangi İslâmî ekonomi bilgileriyle kazandılar ve vergilerini hangi kanuna göre vermekteler?!

-Tırlara sığmayan servetler neden kendi ülkelerinde değil de borç veren kâfir kapitalistlerin bankalarında mışıl mışıl yatıyor?!..

Dua edelim de kapitalizm diye bir ekonomik var… Hem kendilerini hem de İslâm, pagan ve sosyalist ekonomileri besleyebilecek kadar kazanabiliyorlar… Hem yememize ve içmemize borç veriyorlar hem de yolsuzluk yapmamıza!

***

Allahım!

Bizim Müslüman olacak gücümüz ve ciddiyetimiz kalmadı!

Sen kapitalist kullarına hidayet ver!

Kendilerini de kurtarsınlar bizi de!

Sevgili Allahım!

Yanlış anlaşılmaktan çok korkuyorum, Müslümanlık bu noktaya varmışken ve Yahudi kulların da başarılı iken… Hani diyorum, Yahudi kulların arasına karışmamıza izin var mıdır?!

İlm-i ezelinize sığınıyorum Allahım! Gelecekte halimizin nasıl olacağını en iyi bilen sensin!

Bu konuda bir ışık var mıdır?! Işık yoksa Allahım, paralarını Yahudi bankalarına teslim edenler, bu işi sizden izin almadan mı yapıyorlar?!

Ne kadar cesur kulların varmış! Biz neden bu kadar korkak kaldık Allahım!

Fazlından biz korkak kullarına da cesaret ver Allahım!

Korkusuz Müslümanlık nasıl oluyor, bundan bizlerde nasiplensek olmaz mı Allahım!

Amin!

***

Kategori:2016

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir