Seçim sizin; hangi İslâm?!

Seçim sizin; hangi İslâm?!

Loca İslâm’ı mı …

         Cemaleddin Efganî ile başlayan Mason Locaları merkezli “İslâmcılık” denen “Modern Müslümanlık”, Namık Kemal ile önemli bir gelişme gösterdi. Efganî’nin başlattığı tartışmalar, İslâm dünyasında yayılırken benzer etkiyi İstanbul’da da Namık Kemal yapıyordu.

Localarda göze çarpan en önemli tartışma konuları; demokrasi-meşrutiyet, anayasal düzen, hukukun üstünlüğü, parlamenter sistem, insan hakları, bireysel hakların güvenceye alınması, liberalizm, laiklik, kadın hakları, basın özgürlüğü, eşitlik, adalet, hürriyet, emeğin hakkı… gibi konulardı. 

Çok az kişinin başlattığı çağdaş kavramların “İslâm Dini’ne ne kadar uygun olabileceği” tartışmaları, kısa sürede ayet, hadis, kıyas, icma…, bunların yetmediği yerde de içtihat yapılarak açıklanmaya çalışıldı.

***

Acaba Batılılar; Mason Locaları aracılığı ile Müslümanları neden “aydınlatmak” ve “modernleştirmek” istiyordu?

Müslümanlar Masonlarla tanışmadan önce “O hain, bu kahraman… Neden ben değil de bu, şu, o…” gibi kişisel konuların dedikodusunu yapıyorlardı.

Nice zamandır yeni fikir ve ilim yoktu!

Yeni görüşlere duyulan açlık had safhadaydı. Bunu giderecek tek merkez de Localardı. Buralarda tartışılan yeni kavram ve soruları duyup, bunları tartışabilecek birileriyle tartışma isteği ulemayı adeta baştan çıkarıyordu.

***

Yaklaşık 50 yıl süren bu dönemin sonunda İslâmcılar, Mason Locaları aracılığı ile;

-Batı’nın yükselen değerleriyle,

-Yeni ilim ve “ideolojiler”le tanıştılar.

-Dünyaya farklı bir açıdan bakıp, anlamaya başladılar.

-Devletin ve toplumun Batı’ya uyum sağlamasına katkıları oldu.

-Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşına sokuldu… 

-Batılılar; Localar aracılığı ile başlattıkları tartışmaların 50’nci yılında Osmanlı Devleti’ni yıkarak 30 küçük parçaya böldüler. Yerüstü ve yeraltı kaynaklarını ele geçirdiler. Yaklaşık 400 yıl boyunca Osmanlı Devleti tarafından idare edilen topluluklara yönetmeyi öğrettiler…

***

 

Yoksa gizli servis İslâm’ı mı?!

20-25 yıllık bir duraklamanın ardından,1943’ten sonra, yaklaşık 50 yıl süren ikinci bir dönem başladı. İlk 50 yıllık dönemde oluşan önemli İslâmcı birikim, ikinci 50 yıllık dönemde cahil ve işbirlikçi önderler eli ile inkâr edildi. Böylece; Batı’nın yükselen bütün değerleri İslâmcıların belleğinden silindi. Bunun yerine, Batı’dan koparacak kısır görüşler empoze edildi.

 

Bunları da gözden kaçıramayız:

-İslâmcıları eğiten ve yönlendiren Mason Locaları; ikinci 50 yıllık dönemde neden arka plana çekildiler?

-Localar İslâmcıları neden Gizli Servislerin istilasına bıraktılar?

-İslâm ülkelerinde Masonlar neden elitist bir organizasyon olmayı seçerek geniş halk kitlelerinin kontrolünü Gizli Servislere bıraktılar?

-Yoksa Localar ile Gizli Servisler daha üst organizasyonlarda işbölümü yapmışlardı da,bundan bizim mi haberimiz yoktu?…

-Neler oluyordu ve kim ne kadarını biliyordu?!!!

***

Tercüme ve Gizli Servis İslâmı’nın 50 yıllık çabası boşa gitmedi!

-İslâmcılar, Batılı değerlere düşman yapıldı.

-Diktatör krallar tarafından yönetilen ve hiçbir bilim ve teknoloji üretemeyen Ortadoğu’ya yaklaşmak, “ideal İslâm”a gidiş sanıldı.

-Adil ve demokratik liderlik idealinin yerini, “Hilafet”! adına yapılan ölüm yeminleri aldı!

-Devlete ve hukuka sadakatin yerini, Gizli Servisler ve onların kurduğu örgütler aldı.

-“İnsana emeğinden ve kendi kazancından başka hak yoktur” ilahî buyruğu yerine, kamu bütçesini yağmalamak aldı …

….

 

Geldiğimiz noktada;

Allah’ın birliği üzerinde anlaşamayan dünya, her ne olduysa artık, söz birliği yapmış gibi, Türkiye’yi Batı’dan koparıp bir Ortadoğu devleti yapma konusunda  “ittifak” etmiş durumda!

İslâmcı da; Türkiye’nin Ortadoğu’nun lideri olacağı günü sabırsızlıkla beklemekte!

İslâmcılık, aklını yitirme noktasında!

***

Osmanlı Devleti; Mason Localarında yetişen İslâmcılar ve Türkçüler eliyle önce Birinci Dünya Savaşı sokuldu, sonra da tasfiye edildi!

Bu maceradan ders alıp, böyle bir hatayı asla tekrar etmeyecek olanlar vardı. Ancak, 20-25 yıllık duraklama döneminde bunların çoğu ya terki dünya etti ya da terki hafıza! 

İkinci 50 yıllık dönemde Müslüman bilinci Necip Fazıl’a, Gizli Servisler ve tercüme İslâm’a teslim edildi! Nedense, Müslümana yol gösterme sevdası ile yola düşenlerin, alın teri ile üç öğün yemek parası kazanabilecek ciddiyetleri de becerileri yoktu!

 

Sayılı günler geldi, geçti ve ikinci 50 yıllık dönem de bitti. Sonuç olarak, Gizli Servis İslâmı ile geldiğimiz noktada şunları sormak gerek:

-Müslümanlara Batı ittifakları içerisinde yer var mı?

-İslâmcıların önderliğinde Müslümanların gireceği bir savaş var mı?

-Bu savaşta başarılı olunması halinde, Müslümanların kazancı ne olacak? Vaat edilen bir zafer var mı, bu mümkün mü?

-Bilim ve teknoloji Müslümanın neyi oluyor, bilen var mı?

***

Müslümanın önündeki seçenek belli:

Kırk katır mı yoksa kırk satır mı”?

Loca İslâmı mı yoksa Gizli Servis İslamı mı?

Üçüncü seçenek yok mu, demeyin!

Buna gerek yok!

Benimkisi “Kırk katır”dan yana!

***

Bir cevap yazın