Milli Görüs ve Saadet Partisi

Milli Görüs ve Saadet Partisi

Rahmetli Erbakan Hoca’nın “Adil Düzen gelecek, dertler bitecek!” türünden kullandığı sloganlar, siyaseti temelinden sarsıyordu.

Ama o günlerde çokça gündeme gelen “derin devlet”, Erbakan’ı iktidarda görmek istemiyordu.

Refah Partisi’nin önünü kesmek için sermaye, siyaset ve medya en etkin şekilde kullanıldı.

Erbakan baktı ki işler kötüye gidiyor, “Durun, oyları ben daha çok düşürürüm!” dedi. Yanına Şevki Yılmaz, Oğuzhan Asiltürk…ü de alarak, elden geleni yaptı.

Normal koşullarda % 28-30 oy alabilecek Refah Partisi, İstanbul’daki Bizans Surlarını yıkmayı gündeme getirerek oyları ancak % 22’ye düşürebildi.

% 22 bile Batı ittifakında infiale neden oldu.

***

RP’nin yükselişi önlenemeyince RP’yi “yenileme” arayışları başladı.

 Refah Partisi içinde daha önceden döşenmiş mayınlar harekete geçirildi. Anayasa Mahkemesi dışarıdan, “gençler” içeriden, önce RP sonra da onun yerine kurulan Fazilet Partisi kapatıldı.

Her fani gibi Erbakan Hoca‘nın da hataları vardı. Gün gelecek yerini arkadan gelenlere bırakacaktı…

Olanlar oldu, doğru – yanlış ayrı bir konu, Ak Parti ve Saadet Partisi kuruldu.

Ak Parti siyasete ne kadar hızlı bir giriş yaptıysa, Saadet Partisi de o kadar yavaş ve etkisiz girdi.

***

Aradan 15 – 16 yıl geçti. Ak Parti iktidarında emzik kullanan bebeler, şimdi askerlik çağında.

Erbakan Hoca; Turgut Özal hayatta iken Refah Partisi’nin başına Ahmet Tekdal’ı getirdi. Bir tarafta Turgut Özal diğer tarafta Ahmet Tekdal’ı görenler, oylarını ANAP’a verdiler.

Abdullah Gül ve R.Tayyip Erdoğan’lı yıllarda da Özal döneminde olduğu gibi Saadet Partisi Recai Kutan ve Mustafa Kamalak ile yönetildi. Her iki lideri! gören Milli Görüşçüler doğal olarak oylarını Ak Parti’ye verdiler.

O günlerde “Erbakan iki parti kurdurdu, biri Ak Parti diğeri de Saadet Partisi” diyordum. Diyordum ama kimseye anlatamıyordum… 

Fakat Saadet Partisi’nin başına Temel Karamollaoğlu geçince parti birden doping almış gibi hareketlenmeye, etkili ve içerikli konuşmaya başladı.

***

Temel Karamollaoğlu 1941’de Kahramanmaraş’ta doğdu. Üniversiteyi ve yüksek lisansını Manchester Üniversitesi Tekstil Mühendisliği Bölümü’nde okudu. Bu güne kadar devletin birçok kademesinde ve siyasette önemli işler yaptı.

Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, Karamollaoğlu’nun performansı öngörülebilseydi Ak Parti ne yapar eder Saadet’in genel başkanı olmasını önlerdi. Yaşlı bir Karamollaoğlu’ndan zarar gelmeyeceği düşünülerek buna sessiz kalındı ama görüldü ki hata yapılmış veya birileri Ak Parti’yi fena kandırmış.

***

Yakında ittifakların en kritik partisi Saadet Partisi olacak. Benim “ikinci ittifak bloğu” dediğim hareket kendi arasında iş bölümü yaptığında görülecektir ki cumhurbaşkanı adayını SP belirleyecek, CHP, İYİ Parti, HDP, BTP… de münasip görecek. Milletvekili paylaşımında ise CHP, İYİ Parti, HDP, BTP, doğal olarak SP de milletvekili çıkarabilecek. 

SP; cumhurbaşkanı adayını kamuoyuna açıklayarak büyük bir prestij kazanacaktır.  CHP, İYİ Parti, HDP, BTP… de tek başlarına seçime girdiklerinde kazanacaklarından çok fazla milletvekili elde edebilecekler. 

Türkiye’yi “ikinci ittifak”a zorlayan en ikna edici gerekçe hiç unutulmamalıdır ki, “yeni ittifak yasası” ve “AK Parti-MHP-BBP ittifakı” olacaktır.

Her bir oyun ittifaka yazılması, birbirlerinden hazzetmeyen CHP, İYİ Parti, HDP, SP, BTP, ANAP, DP… gibi partileri ortak hareket etmeye zorlayacaktır.

Örneğin CHP tek başınıza seçime girebilir, az da olsa milletvekili çıkarabilir. Ama ittifak ile seçime girildiğinde ise milletvekili sayısı 1 iken 3 oluyor.

Böyle bir durumda Ak Parti bile tek başına seçime giremezken CHP neden tek başına girsin ki?!

Bir cevap yazın