İçeriğe geç

Türk malı demokrasinin mekaniği nasıl işler

Baştan belirtelim, millet olarak aynı partiye oy vereni millici / ulusalcı / antiemperyalist… vermeyeni de hain / işbirlikçi / faşist…likle suçlarız. Bu konuda vicdanımızda en ufak bir sızı da duymayız.

Akıl, bilim, ahlâk, iman gibi yüce değerler bu konuda ne der, onu da merak etmeyiz.

Ben ederim… yüce değerleri önemserim!” diyen biri mi çıktı, ona da “Sen kimsin, haddini bil!” deriz.

Aldığımız siyasi terbiye bize bunu söyletir!

Sonra sandığa gideriz… Verdiğimiz oyun kime gittiğini, kimleri padişahlardan daha yetkili ve zengin ettiğini ise pek düşünmeyiz; birileri bizi düşündürene kadar!

Başımız derde girdiğinde (girmemesi de mümkün değil) ABD, AB… falan, neden bize yardım etmiyor, der siyasi analizlere başlarız.

Bizleri kafa karışıklığından kurtaran ya “Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur!” milli ayetine başvururuz ya da “Küfür tek milletir!”  sloganına!

Şunu düşünmeyiz:

“Türk’ün Türk’ten başka dostu yok” ise ve “Küfür de tek millet” ise bizim Batı başkentlerinde kapı kapı dolaşmamız da neyin nesi oluyor?!

Bu ne yüzsüzlük!

Bu ne aymazlık!

Bu ne vicdansızlık!

Aldığımız Türklük ve Müslümanlık terbiyesi bu mu?

***

Hiçbir parti; bir Türk’e ve Müslüman’a yakışan iç tüzük hazırlamadı. Tabanın ve milletin arzusuna uygun şöyle veya böyle prensipler edinen bazı partiler de sonunda tabansız ve milletiz hale getirildi.

Her seçimin değişmeyen bir gerçeği var:

Partilere başvurusu olmayan nice vatan evladı, listeler YSK’ya verildiğinde bir de bakarız ki kazanabileceği en torpilli sırada yer alır. Bu seçimde de böyle olacak, bundan sonrakinde de.

Çünkü Türk malı demokrasinin mekaniği böyle işliyor.  

Bundan kuşku duyamayız!

Anket yaptırmıştık, savunmaları da…

Temayül yoklamaları da…

Kanaat önderlerine başvurduk da… isimleri ön sıralarda çıkmayınca listelere alamadık!

Listelere alsak bile ön sıralara yazamadık, denir ki bu tür savunulara sakın inanmayın!

Çünkü Türk malı demokrasi böyle modellendirildi.

Kimse de “Bu oyunda ben yokum!” demediğine göre dünyanın huzurunda, dosta ve düşmana İsrail’e ve Yunanistan’a, Suriye’ye ve Mısır’a karşı “Çatlasanız da patlasanız da biz kendimize böyle bir demokrasiyi uygun ve layık gördük!” demekten başka çıkar bir yol bulamayız! 

***

21 Mayıs 2018 saat 17.00 itibariyle kimlerin öfke nöbetine gireceğini kimlerin de sırıtarak kırıtacağını görür gibi oluyorum.

Türk malı demokrasinin kazananı da olsak kaybedeni de…

Altta da kalsak üste de çıksak, ne sevinelim ne de üzülelim derim.

Çünkü Türk malı demokrasi, liderler demokrasisidir.  

Aslında liderler demokrasisi de değil; gerçekler daha da vahim!

Bir kişi bir partiye nasıl lider olur, olduktan sonra nasıl lider kalabilir…

Her bir parti ve lider için doktora tezi yapmak lazım.

Bir kişiyi lider yapanlar, ihtiyacı olan aklı da verir. Birileri anket yapar, başkaları temayül veya kanaat bildirir… gibi olabilir. Ama bilelim ki, bu tür çalışmaların kralını, kişiyi liderlik koltuğuna oturtanlar yapar!

***

Türk malı demokraside bize kalan nedir, bilen var mı?

16 Nisan 2017’den bugüne yani 1 yılda 4 milyondan fazla seçmen artışı olmuş!

Dikkat edelim sadece 1 yılda 4 milyondan fazla seçmen artmış!

Bu gidişler yakın da yapılacak seçimlerde seçmen sayısı nüfusu geçecek gibi!

Nasıl olur arkadaş!

Bu nasıl iştir, 1 yılda nasıl 4 milyon seçmen artışı oldu, diyen de olmadığına göre 24 Haziran 2018 seçimlerinde listelerde yer alan bütün adaylara da listelere giremeyenlere de seçimler şimdiden hayırlı olsun!

—————–

Kategori:2018

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir