İçeriğe geç

Bizansın ahvali üzerine

Sultanlığa aday er kişiye zafer gerekir. Töre budur!

Zafer malumunuz olduğu üzere, ordu ve ahali için maddi ve manevi zenginlik demektir.

Madem benim de sultan olma şansım var, inşallah olurum!

Sultanlığa aday olduğumu göstermem lazım.

Bunu öyle bir zaferle hak etmeliyim ki ahaliye güven, askere cesaret, düşmanların da yüreğine korku salmalıyım.

Babam Halife Mehdi hem imtihan etmek hem de Bizans’a adam akıllı bir ders vermek için beni Batı Orduları başkomutanlığına atadı.

Ben ise henüz 15-16’sındayım!  

Tık demedim, “Emredersiniz ya Emîr’el Müminin!” dedim ve işe koyuldum.

Yahya Bermeki’ye çok değer veririm. Hem hocamdır kendileri hem de sütbabam olur.

İdarede başdanışmanım olan Yahya Bermeki ile baş başa verdik, Bizans’ta neler olup bittiğini son bilgiler ışığında gözden geçirmeye başladık.

Yahya anlattı… ben dinledim.

Dinledikçe içim ürperdi ama belli etmedim!

Bizans saray entrikaları başlı başına bir bahismiş meğer!

Şu kadarını söyleyeyim; Bizans’ta kral olmak için yapılan mücadele, oyun içinde oyunlarla doluymuş. Öyle ki sonunda dili kesilmeyen ve gözüne mil çekilmeyen kral adayı veya kral yok gibiymiş.

Aksilik bu ya, Bizans tarihinde bir kadın da ilk kez İmparatoriçe olmuş. Şans mı desem yoksa talihsizlik mi, gün gelecek onu da öğrenmiş olacağım.

Yunanî İrene, İmparator Leon’un karısı olarak saraya girmiş. Kral ölünce oğlu henüz çocuk  olduğundan tahta İrene çıkmış.

Mücadele… Mücadele… Sonunda oğlunun gözlerine mil çekerek Bizans’ın tartışmasız ilk kadın imparatoriçesi olmuş.

Güzelliği dillere destan! İrene, cazibesini kullanmaktan da çekinmezmiş…

Konstantinopolis’ten gelen haberler bu yönde!

Bizans Anadolusu’na sefer yapacağım sırada tahttaki tek yetkilinin Yunanî İrene olduğu bilgisi kesinleşmiş oldu!  

Güzeller güzeli İrene, güzel olduğu kadar da cabbar imiş! Eline düşenin vay haline!

Yahya, bunları bana anlatırken ne demek istiyor acaba?

Korkutmak mı istiyor yoksa savaşı ciddiye almamı mı?

Bizans saray erkânı, entrikadan bir başka entrikaya yelken açarken savaşa nasıl hazırlanacakmış, onu da kısa sürede öğreniriz.

Neyse, biz işimize bakalım dedim, haritaların açılmasını emrettim.

Bilad-ı Şam, Halep, Antakya… derken Menbic!

Menbic’de neyin nesi Ya Yahya?! dedim.

Demez olaydım, Yahya’yı zor susturdum.

Meğer Halife Ömer’den beri önce sınır şehri sonra tampon bölgenin önemli beldelerinden biriymiş. Anlattığına göre en önemlisiymiş… felan füstan! 

Abartma artık Ya Yahya! Üzerinde güneş batmayan bir cihan devletinde Menbic’in lafı mı olur?!

Oysa benim aklımda evirip çevirdiğim konu, Bizans Anadolusu denen Diyar-ı Rûm’u nasıl Müslümanlaştıracağım idi! Yahya ise Menbic deyip başka bir şey demeyerek acaba beni yolumdan mı çevirmek istiyor, onu da hala anlamış değilim!

Orduyu hazırlamam zor olmadı. Asker de büyük bir zaferi sabırsızlıkla bekliyor. Çünkü asker bol ganimete ve yeni cariyelere çok aç!

İmparatoriçe İrene’ye unutamayacağı ağır bir yenilgi yaşattık. Konya’ya kadar fethettik. Askeri akınlarımız Konstantinopolis’e kadar devam etti. Ganimet, köle ve cariye hesapsızdı.

16 yaşında sultan adayı bir delikanlıdan kimse bu kadar büyük bir zafer beklemiyordu.

Oysa ben kafaya koymuştum: Sultanlar Sultanı olacaktım! Sultanı Rûy-i zemine aday Cihan Sultanı olacaktım! Bu bir başlangıçtı, gerisi de gelecekti!

Yahya, İrene konusunda neler emrettiğimi öğrenmek istiyordu. Düşündüm, bu kadın güzel olmasına güzeldi, anlatılanlar doğru olabilirdi. Fakat Bizans saraylarında bitimsiz entrikalar içinde yoğrulmuş fettan mı fettan bir kadındı. Fırsatını bulduğunda akrep gibi de sokarmış… Ben ise henüz 16’sında Zübeydem’le yeni evli şehzadeyim… Bu ders ona yeter, izin verin Konstantinopolis’e dönsün. Birbirlerini yemeye devam etsinler… dedim.

İrene konusunu bir daha da açmadım. 

Kategori:2019

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir