İçeriğe geç

Siyasal sorunların çözümü

Her iktidarın bir azığı; bir de gidebileceği yol vardır. Bazen yol bitmeden azık biter, bazen de yol biter, azık bitmez.

Azık bitmediyse demek ki, iktidar bir süre daha yola devam edecek.  

Az veya çok, her iktidar için azığın da yolun da sonu vardır.

***

Eski dünyada savaş kazanmak, siyaseten “haklı” olmak için yeterliydi.

Adalet de Sultan’ın veya atadıklarının verdiği kararlardan ibaretti.

Hikaye edilir… sahabeden biri kılıcını çekti Hz. Ömer’e “Halife oldun diye şımarma! Adaletten saparsan seni işte bu kılıcımla düzeltirim…” falan dedi!…

İnanma! Kimin ne haddine Halife Ömer’e kılıç çekmek!

Bunlar kulağa hoş gelen ama gerçek olmayan efsanelerdir!

Bir hikaye de Osmanlı’dan!

Arazi konusunda bir anlaşmazlık çıkar. Fatih Sultan Mehmet, bir Yahudi ile mahkemelik olur. Duruşma başlamadan İstanbul Kadısı Fatih’i uyarır

Sanıksın! Sanığın olması gereken yerde dur!” diye…

Böyle saçmalık mı olur?! Bunu hangi kadı Fatih’e söyleyebilir?!…

Böyle nice hikaye var. Bu tür hikayelerle önce zavallı halkın gönlü fethedilir. İktidar olunduktan sonra da elini kılıcına atmayı hayal edenlerin kellesi, hayal aşamasında iken gövdesinden ayrılır…

Kimin ne haddine!

Hangi hak ve yetkiyle Sultan mahkemeye verilirmiş de… haklıymış da… kararı kadı versinmiş de… !!!

Tarihte Kadı kararını merak edenler de olmuş! Mahkeme kararından adalet umanlar da…

Önce boyunun ölçüsünü bir güzel aldırmış, sonrası ise boy uzunluğu kefene ve tabuta ölçü olmuştur!

Allah diyen zulmetmez! Çünkü Allah’tan korkar!

Merak eden biraz tarih okusun!

Allah diyenler Sultan olduktan sonra her şeyin sahibi ve maliki olur! O ne derse o olur! Bir kul gün gelir Zillullah / Allah’ın Gölgesi olursa onun içün ne sorgu ne de sual olur!

Allah korusun!

Yapılacak bir şey varsa elden geldiğince Sultan’a dua etmektir!

Böyle bildik, böyle gördük! 

***

Eskiden iktidar mücadelelerinde son sözü savaş söylerdi! Savaş bazen hanedan içerisinde baba, oğul veya kardeşler arasında, bazen de başka bir devletle olurdu. 

Kimin iktidar olacağını da, maliyeti ağır olan bir savaş belirlerdi.

Eski dünya böyleydi!  

Türk-İslam devlet geleneğinin mekaniği de iktidar hileleri ve kanlı oyunlarıyla işlerdi.

En iddialı olduğumuz Müslümanların siyasal mücadelesinde Hz. Muhammed’i bir kenarda tutarsak bugün Batı Avrupa’da olduğu kadar geniş katılımlı, kadın ve erkeğin oy kullandığı medeni bir iktidar mücadelesi yaşanmadı.

Neden?!

Neden, ey ümmet-i Muhammed?!

***

Demokrasi, insanlık tarihinin bulabildiği en medeni siyasal rejimdir. Azık – yol ilişkisi her rejimde olduğu gibi demokrasilerde de vardı.

Demokrasilerde siyaset mekanizması, halkın siyasetten anladığı ölçüde “medeni” kurallar içerisinde yürütülür.

Gün gelir iktidarın değişmesi gerekiyorsa bir kriz çıkarılır. Çok geçmeden ya “istifa” edilir ya da “erken seçim”e gidilir.

Seçim; gerçekten iktidar değişikliğinin en medeni yöntemidir.

Rahmetli Demirel’in 6 kez gidip 7 kez gelmesi, demokratik mekanizmaların işletilmesiyle mümkün olabilmiştir.

Düşünebiliyor musunuz, Demirel bir gelip bir daha gitmeseydi ne olurdu?!

Demirel 40 yıl iktidarda kalsaydı, ey halkım Türkiye’nin hali nice olurdu?

 Bazen insanlar kabul etmek istemiyorlar.

İnsan ne kadar kabiliyetli, akıllı, deneyimli, cesur, zengin… olursa olsun her sorunu çözemez! Bazen çapı yetmez bazen de ortada bir yanlışın olduğunu kabul etmez!

Etmeyince de sorunlar üst üste yığılmaya başlar!

Sonunda istese de sorunlar çözülemez hale gelir!

Bunun yolu, iktidarın ömrünü 5 + 5 ile sınırlamaktır!

Eğer 5 + 5 ile sınırlanmazsa her iktidar değişiminde iktidar “toy”lara teslim edilir ki bu da ayrı bir sorundur.

Kategori:2019

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir