İçeriğe geç

Eyy korona, boyun da eğmeyeceğiz, diz de çökmeyeceğiz?!

Hastalar tutundukları her yere hastalık bulaştırabilirler. Tutundukları her yerden de yeni hastalığa yakalanabilirler!

Soludukları hava ile de hastalık alışverişinde bulunabilirler. Bu kamu sağlığı açısından basit olduğu kadar doğurduğu sonuçlar açısından da çok vahim!

Bir de hastane yönetimlerinin kötü idaresinden mikrop yuvasına dönüşen hastaneler var ki Allah korusun, buna çare yok gibi!

Baştabipler, hastane müdürleri, doktorlar… hiçbiri genel tuvaleti kullanmıyor! Genel tuvaletleri hastalar ve refakatçileri kullanıyor ki onların da canı cehenneme!

Hastanelerin temizlik ihalelerini alan şirketler ihaleyi nasıl kazandıklarını öğrenebilirsiniz. Taşeron şirketlerinin asgari ücretli temizlik çalışanlarının “hijyen”den ne anladıklarını da…

Hastanelerde ihaleler “duygusal ilişkilerle” kazanılıyorsa, kusura bakmayın, hiçbir baştabip ve hastane müdürü şikayet olmadığı sürece “taşeron şirketi” denetlemez!

Duygusal ilişkilerde raconu budur!

***

Yakın zamanlarda iki büyük üniversite hastanesine, oldukça pahalı hizmet veren özel bir hastaneye ve üç de devlet hastanesine gitmek zorunda kaldım.

İnsanlarda Allah inancı ve insaf varsa…

Medyada sürekli kamu stopları yayınlanıyorsa…

Ölüyü diriltme dışında her türlü hastalık tedavi ediliyor diye reklam yapılıyorsa… sa… sa…

Baştabip ve hastane müdürü olmak için de insanlar birbirleriyle tepişiyorsa… Hiçbir salgın hastalığı yenemeyiz! Hastalık bizi terk etmediği sürece biz onu yenemeyiz! Bu kadar net söylüyorum!

***

Neden kimse hastanelerin tuvaletlerindeki rezaletlerle ilgilenmiyor?

Bu tuvaletleri kullanmak zorunda kalan hasta ve refakatçiler neden “genel tuvaletler”de yeni yeni hastalıklara yakalanıyor?

Sağlık çalışanları ölüyor?

Bir hastanenin “öncelikli görevi” ölüyü mü diriltmektir yoksa hastaneye yolu düşenlerin yeni hastalıklara yakalanmamasını mı sağlamaktır? Bilen var mı?

***

İzmir’in en prestijli ve çok pahalı hizmet veren hastanesine refakatçi olarak gittim. Hastayı odasına yerleştirdikten sonra giriş katına indim… Çok geçmeden genel tuvaleti kullanma ihtiyacım oldu, bir de ne göreyim:

5 tuvaletin 4’ü muşambayla kapatılmış, üzerine de lütfen kullanmayın yazılmış. Biri kullanıma açık, o da hem büyük hem de küçük ihtiyaçlar için kullanılıyor! Ne sıvı sabun var ne de havlu peçete! Yerler ıslak, neden ıslak o da belli değil?

Hemen dışarı çıktım, girişte hastaneye gelenlerin alnının ortasına elektronik bir ateş ölçer ile bir saniyede korona teşhisi koyan güvenlikçilerin yanına gittim. Hastanenin müdürünü sordum, siyah takım elbiseli bir beyefendi yanında maskeli iki güvenlik görevlisi ile geldi.

Müdür beyin bi “Buyurun beyefendim” deyişi vardı, kibarlığı ile beni utandırdı.  

Pandemide müdürü olarak tuvaletlerin pisliğinden haberiniz var mı? Dedim ya demez olaydım! Müdür bey,

Efendim haklısınız dördü bozuk, demez mi?

Bu cevabın etkisinden ayıldığımda yanımda kimse yoktu!

Bir insan bu kadar mı kibar olur! Ben neden bu kadar kabayım Allah’ım, dedim hayıflanıp durdum!

***

Abarttığımı sanmayın, özel sigorta şirketinin hastası olan yakınım 85 yaşında. Prostat kontrolü için götürdüğüm özel hastanede her servise bir bir sevk ettiler, utanmadan. Kıl dönmesi hariç her servise gönderdiler.

Israrla soruyorum hastamız 08.00’den çıktı, kahvaltı yapmadan. 08.30’dan beri hastanedeyiz. Hasta aç susuz, gereksiz yere her servise gönderip faturayı yükseltiyorsunuz. Adam açlıktan ölecek, yeter artık, diyorum ben söyleyip ben dinliyorum. Akşam 20.00’yi geçti hasta hala aç, servisten servise gidiyor, sıraya giriyor, girmesi ile çıkması bir oluyor. Geç saatte “bi de nöroloji polikliniğine gidin!” demez tıbbi sekreter -sanki onun göreviymiş gibi- benim ses gayri ihtiyari yükselmiş olmalı ki, kendime geldiğimde etrafımdakiler beni sakinleştirmeye çalışıyordu.

İzmir’in anlı şanlı, pahalı mı pahalı hastanesi hastayı ele geçirdi mi, gerekli veya değil, demeden soyabildiği kadar soyuyor ama “genel tuvaleti”nde korona dahil her türlü hastalık kol geziyor, bu da kimsenin umurunda değil! 

***

Cumartesi üniversiteye bağlı araştırma hastanesinin acil servisine gittim. İdrar tahlili için elime bir kap verdiler. Tuvalete gittim “Aman Allah’ım, rezalet diz boyu!” Her taraf pislik! Koku rezalet! Genel tuvaleti kullananların tamamı acilin hastaları.

Bu tuvaletin sorumlusu kim, neden temizliğe dikkat edilmiyor, diye söylenirken biraz sonra iki temizlik görevlisi geldi, temizliğe kadın ve erkek tuvaletlerini kapatarak başladılar. Gelen hastaları ise tek olan engelli tuvaletine yönlendirdiler.

Ne yazık ki, kimsenin “bu tuvaletler neden pislik içinde” diye bir şikayeti olmadı. Ama tek olan engelli tuvaletinin önünde birbiriyle itiş kakışa tutuşanlar çoktu. Erken çık, diye kapıya dayanan hastaya, içeriden müsaade buyurun yeni girdim gibi cevaplar koridorda yankılanıyordu.

***

Yurdum insanı, en sağlam eğitimini askerde acemi birliğinde aldığından temizlenen tuvaletin başına silahlı bir nöbetçi dikildiğini de bilir, tuvalete gelenlere kirlenmesin diye “Yasak!” demeyi de. Bu durumda zavallı acemi erin tek seçeneği vardır, araziye yayılmak.

Hâlâ öyle midir, bilmiyorum.

Araştırma hastanesinin acil servis tuvaletinden sorumlu iki kişi 10 tuvaleti yarım saat kapattılar, gelen hastaları da “yasak, temizlik yapıyoruz” diye tek olan engelli tuvaletine yönlendirdiler.

Hastaların çoğu tuvaletini tutacak durumda değildi, her 5 dakikada bir tuvalete gitmesi gerekenler de vardı. Ama temizlikçiler 10 tuvaleti yarım saatliğine kapattılar.

Dayanamadım, gittim temizlik çalışanlarını uyardım: Bu insanların hepsi acil servislik hasta, tuvaletleri kullanmaları gerekir, dedim.

Temizlikçiler de çok net bir yanıt verdiler: Biz temizliyoruz, bunlar kirletiyor!

-Olabilir, hastalar kirletir siz de tekrar temizlersiniz, ya da en azından birini yıkarken diğeri açık kalsın dediysem de dinletemedim! Çünkü kadın temizlik işçileri erkek tuvaletini temizlerken içeride bir erkek hastanın ihtiyacını gidermesinden mutlu değillermiş!

-Kadınlar tuvaleti neden kapalı?…

-Beyefendi bizi kime şikayet ediyorsanız edin ama rahat bırakın, dediler.

***

Araştırma hastanesinin her tarafı skandallarla doluydu. Koridorunun temizliğinde kullanılan su, acilin girişine döküldü!

Bunu görünce inanamadım! Doktorlar, hastane çalışanları, hastalar, refakatçiler bu suya basıp içeri girdiler, çıkanlar da suya basarak hastaneden ayrıldılar.

***

Buradan sesleniyorum!

Korona vakalarının sayısında artış varmış! Artık diğer hastalıklar önemsizleşti, varsa yoksa korona oldu! Lütfen ve lütfen, Sağlık Bakanlığının illerdeki denetimlerden sorumlu birimleri hastanelerin genel tuvaletlerini denetlesinler.

Sizi temin ederim, hastane tuvaletlerindeki rezaletler ve pisliklerle mücadele “14 maddelik” pandemi uyarılarından çok daha önemli!

Anlatmak istediğim şu:

Şimdi anladınız mı hastane çalışanlarının koronadan neden bu kadar kolay öldüğünü?!

Hâlâ mı anlamadınız?!

Tarih:2020

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir