İçeriğe geç

Diyar-ı Rûm tarihsel bir güne uyanıyor

Rûm Suresi üzerinde ciddi bir araştırma yapılmadı. Bu sure klasik tefsirlerde Ebu Bekir’in oynadığı “bahse” kanıt gösterilir. Dolayısıyla bahis oyunlarına da bir kapı aralanır!

1-Hz. Muhammed döneminde Bizans ile Sasaniler arasında bir savaş yaşandı mı?

2-Yaşandı ise “bahise” konu oldu mu?

3-Kim kazanır iddiasına Ebu Bekir de katıldı mı?

4-Hz. Muhammed, Ebu Bekir’e Bizans’tan yana bahsi artırmasını önerdi mi?

5-Ebu Bekir bahsi kazandığında 100 deve aldı mı?…

Soruları artırabiliriz.

Bu kadar önemli bir sure, ne yazık ki “bahse” kurban edildi!

Etimolojik olarak er-Rûm, “kulağın yumuşak memesi” demektir. Taşkınlık yapmayan, ihtilallerle sorun çözmeyen sabırlı insanlar anlamındadır.

Coğrafi olarak da “Batı Trakya’dan İran sınırına ve Kuzey Irak’a, güneyde Halep’e, kuzeyde ise Tiflis”e kadar uzanan geniş bir Rûm diyarına işaret edilir.

Rûm, bir dinin veya mezhebin adı değildir. Tarihsel gelişmeler sonucu Anadolu’da yaşayan Hıristiyanlara ad olmuşsa da “rûm”un dinsel bir anlamı yoktur. Tarihin bir döneminde görüş ayrılığına düşen Hıristiyanlar arasında bir topluluğa “rumlar” denmiş olabilir. Hepsi bu kadar! 

***

Rûm Suresi, anlayana sosyal bilimler konusunda önemli ip uçları verir. Geniş Anadolu coğrafyasında yaşanan olayların dünya tarihini değiştirebilecek nitelikler taşıdığına değiniler vardır.

Bu açıdan bakıldığında “Rûm diyarı” sosyal bilimler için sürekliliği olan bir laboratuvar özelliği taşır.

***

Birinci ayette insanlığa dikkat edin ve kulak verin anlamında “Elif Lam Mim“ denmiştir dikkat dikkat gibi. Anlamı yoktur ama dinleyenin dikkatini toplamaya yönelik bir sesleniştir.

İkinci ayette “mağlubiyet”i toplumsal dokunun çözülmesi, yardımlaşma ve dayanışmanın zayıflaması şeklinde anlatır. Bu sure, bir topluluğun “mağlubiyet”ini savaş yenilgisi ile açıklamaz. Topluluklar arasında savaşlar olur. Ama Kur’an yenilgiyi “toplumsal dokunun çözülmesi ve çürümesi” ile açıklar. “Galibiyet”i ise çözülen insan ilişkilerinin yardımlaşma ve dayanışma ile tekrar sıkılaşacağı ve arkasından galip gelineceği şeklinde anlatır.

Kur’an; mağlubiyeti ve galibiyeti “yumağın çözülmesi ve tekrar sarılması” anlamına gelen “ Ğ L B “ kökünden türeyen kelime ve türevleriyle açıklar.  

İkinci ve üçüncü ayetlerde anlatılanlar ise birer sosyal kanundur. Örnekleme ise geniş Anadolu – Diyar-ı Rûm ile yapılır.

Dördüncü ayette çok önemli gördüğüm başka bir yasaya değinilir. Yenilgi ve arkasından gelen galibiyetin bir yasa olduğunu ve yasanın “üç ile dokuz yılları arasında” tekrar ve tekrar yaşanacağına vurgu yapılır.

Geniş Anadolu’da insanlara 3 ile 9 yılları veya 3 ve 9’un katlarında (30’lu ve 90’lı ya da 300’lü ve 900’lü yıllar gibi) yavaş yavaş sabırla sarılan yumağın büyük zaferlere dönüşeceğini müjdeler.  

Anadolu’da yaşananların insanlığa örnek olabilecek “sosyolojik” yasalar barındırdığına değinilirken “önceden böyleydi sonradan da böyle olacak” anlamına gelen bir sosyal kanundan söz eder.  

Beşinci ayette ise zaferin, toplumsal katılımla elde edilebileceğini insanlığa duyurur.

***

Kısaca açıklamaya çalıştığım beş ayetin tarihsel bir değeri var mıdır, diye merak edenler Osmanlı öncesi, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi toplumsal olaylarını üç ve dokuz ve bu sayıların katlarını düşünerek bir sonuca varabilirler.

Söylemek zorundayım;

Refah Partisi’nin 1993’de İstanbul’da 4 ilçeyi kazanmasıyla başlayan süreç sosyal gelişmelerin bir sonucudur.

Ak Parti’nin iktidara geliş süreci, iktidarda çürümesi ve çözülmesi… de bir sosyal yasadır.

2019’daki belediye seçimlerindeki CHP’nin başarısı, devamı gelecek olan bir sosyal süreçtir…

Bu dikkatlerden uzak tutulmaya çalışılıyor ama gerçekler yeni döneme işaret ediyor. 

Ak Parti’ye sunulan imkanlar, çok geçmeden çürüme ve çözülmeye dönüştü. Bunu gördük.

Şimdi sıra CHP’de!

Millet CHP’ye de bir şans tanıyacak! Bakalım, CHP 100 yıllık ikinci dön

Tarih:2020

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir