İçeriğe geç

Allah belalarını verdi mi?

Şatafatlı kostümler içinde nice büyük laflar eden Beni İsrail’in Rab, Rabbi, Rabban yani ulema sınıfı

Yahudi ulemayı Yahve’nin yeryüzündeki temsilcileri gören ve kutsayan cahil ahali…

Günü geldiğinde iddialarının altında öyle ezildiler ki toparlanmaları iki bin yıl aldı.

Geçen iki bin yılda nice tövbe, nice istiğfar yapıldı, biz yaptık siz yapmayın Allah’ım denildi… buna rağmen tövbenin kabulü kolay olmadı.

Bireylerin affedilmesi için iki bin yıl gerekmiyor! Amma iki bin yıl sürgünden sürgüne savrulanlar “Beni İsrail kavmi” oldu.

Ne zaman ki İsrail kavmi eski yanlışlarının önemli kısmını terk etti, tövbeleri ancak o zaman kabul edildi.

Allah’ın sunduğu nimetleri “Allah bize mecbur, biz olmazsak yeryüzünde Allah’ın adını hakkiyle anacak kimse olmayacak” gibi kibre kapılan kat kat kostümler içindeki Yahudi ulema hem kendilerini hem de Yahudi ahaliyi yaktı!

Şımaran ve kibirlenenlerin Allah belasını verdi mi, verdi!

Büyük acılardan ders aldıklarında da tövbelerini kabul etti mi, etti! 

***

Tarihin en mazlum cemaatinin “Nasraniler – Hıristiyanlar” olduğunu söylersek abartmış olmayız. Özellikle Anadolu Hıristiyanlarının yaşadığı zulümler dayanılır gibi değildi. Bu zulüm, Roma Hıristiyanlığı kabul edinceye kadar sürdü.

Batı ve Doğu Roma, yaklaşık üç yüz yıl süren zulümlerine yenik düştüler ve Hıristiyanlığı ancak “tahrif ederek” kabul ettiler! 

Uzlaşmacı Kilise babaları, mütevazı yaşam yerine tavizler vererek omuzlarına aldıkları altın sırmalı kostümler içinde devasa tapınaklarda ayinler yönetmeyi daha cazip gördüler.

Mezarlıklarda gizlice günde beş vakit namaz kılan mütevazı Hıristiyanlar, uzlaşma ile başlayan yeni dönemde Roma’nın tahrif ederek yeniden tanımladığı İsa’yı, Meryem’i ve Ruhu’l Kudüs’ü kabullenemediler.

Pagan Roma’dan zulüm gören mütevazı Hıristiyanlar, yeni Hıristiyanlığı kabul etmeyince de zulüm gördüler.

Aradan yüzyıllar geçti. Bir lokma bir hırka ile sevgi dinini yaymaya çalışan rahipler, gün geldi bazen siyasetin bazen de sermayenin etkisiyle zulüm mekanizmasına dönüştü.

Tanrı’nın yardımcıları (Nasraniler) olmakla övünenler, zalim kralların bazen onaycısı bazen de oyuncağı oldular.

Beni İsrail’in düştüğü hatadan hiç ders almamış gibi davranan Kilise babaları ve dini bürokrasi o kadar yanlış yaptılar ki geri dönmeleri mümkün olmadı.

Allah’ı çaresiz görenler, biz olmazsak Allah insanlar arasındaki muradını gerçekleştiremez diyen kibirli rahipleri bir tehlike bekliyordu lakin onların bundan haberi yoktu.

Sonunda Allah belalarını verdi mi, verdi!

Akıllandılar mı, büyük ölçüde!

***

Kur’an; Yahudilik öncesine ve Yahudilerin yanlışlarına…

Hıristiyanlığın doğuşuna ve tahrifatına…

Firavunların ve Nemrutların zulmünü aratmayan sözde din adamlarına ve siyasal iktidarlara çok açık ve yalın uyarılar yaparak insanlığın gündemine girdi.

İslam Dini’nin yayıldığı dönemde önceki dinlerin kültürleri ve gelenekleri adeta enkaza dönüşmüştü. İslamiyet de bu enkaz üzerinde yükseliş imkânı buldu.

İslam Dini, siyasetin dışında insanlara verdiği bir mesaj olmasaydı hakikaten Arap Yarımadası’nın dışına çıkamazdı. Hz. Muhammed ile birlikte 40 yıl sürdüğünü kabul edebileceğimiz İslamiyet, Emevilerle başlayan “karşı din” yani yıkılış döneminin, Abbasiler, Selçuklular ve Osmanlıların Kur’an’la bir ilgisi yoktur.

Olması da mümkün değildi. 

Bazen Firavunlara rahmet okuturcasına zalim, bazen de daha yumuşak amma her biri birer firavun modeli yönetimler oldu.

Oysa;

Hz. Muhammed’den sonra İslam alemi akılla yönetilecekti. Sorunlar akılla çözülecekti. Firavunluğa özenen iktidarlar buna fırsat vermedi, Müslümanlar da çok azı hariç akılla açıklanabilecek İslamiyet’e hazır değillerdi.

Geriye dönüp bakıldığında nimetlerle dolu dünyada Müslüman ahali mi çok acı çekti, Yahudiler mi yoksa Hıristiyanlar mı?

Görünen o ki Yahudiler ilk akıllananlar oldu. Hıristiyanları da erken akıllananlardan sayabiliriz.

Müslümanlara gelince..

Müslümanların yaşadığı 57 devlette ahalinin yaşadıkları çile ile yönetenlerin zengin mi zengin, müsrif mi müsrif, zulüm mü zulüm içindeki rejimleri uzun bir süre daha devam edeceğe benziyor.

Allah belamızı verdi mi, verdi!

Dersler çıkardık mı?

Henüz değil!

Tarih:2020

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir