İçeriğe geç

Allah’ın Yahudi İslâm’ı

İsrailoğulları’nın iki bin yıllık hazırlık döneminden, bin bir badireden sonra Kenan’da yerleşik düzene geçmeleri…

Bin yıl süren iç karışıklıklarla dolu devletli toplum deneyimleri…

Sonra tekrar iki bin yıl süren zorluklarla dolu sürgün yılları… unutulacak gibi değildir. 

İsrailoğulları’nın deneyimleri, tüm kavimler için acı tatlı “yol gösterici” olaylarla doludur.

Ne demek istediğimi Kur’an’ın herhangi bir çevirisini dikkatle okuyanlar anlamıştır. Beni İsrail, hûd, yehûd, hâdû… bunlara resulleri ve nebileri de eklersek karşımıza binlerce ayetten oluşan ilginç bir tablo çıkar.

Yoksa Kur’an da mı Yahudilerin kitabı, sorusunu sormadan edemeyiz.

***

İsrailoğulları Kenan öncesi hazırlık döneminde ve Kenan’da sorunları nebi ve resullerin önderliğinde çözdüler.

Tevrat ve Kur’an bunu anlatır.

Kutsal kitapların anlattığı resul de nebi de, bir topluluğun içinde doğup büyümüş kişi veya kişilerdir. Bir toplulukta aynı anda hem nebi hem de resul olabilir. Musa ve Harun örneğinde olduğu gibi. Tevrat’ın 400 kişiden oluşan nebiler meclisi de var ki o da ayrı bir konu.

İsrailoğulları’nın tarihini inceleyenler bilir, Allah bu kavimle özel olarak ilgilenmiştir. Bunu görmek gerekir. Bu aynı zamanda Allah’ın Yahudileri sevdiğini ve şımarttığını da gösterir.

Daha dikkate değer yorum ise şudur:

Yahudilere uzun süre kesintisiz nebi ve resul gönderilmiş ise bu onların eğitimlerine verilen önemi gösterir.

Allah israfı sevmez. İnsanlığın eğitimini de israfsız yapacağına göre, bir kavmi seçip her birini iyi birer öğretmen olacak şekilde eğitmişse, bu hem özel ilgiyi gösterir hem de ağır bir sorumluluk yükleyeceğini.

Şunu belirtmek gerekir:

İnsanların kolay anlamaları için her kavme “hâdiler – yol göstericiler” gönderilmiş ve Yahudilerin yeryüzüne dağılışına hazırlanmıştır. Bunu da gözlerden kaçıramayız.

***

Kur’an bir topluluğu anlatırken onları kategorilere ayırır. İyileri ve kötüleri ayrı ayrı anlatır. Aynı ayrımları Mü’minleri, Müslimleri, Yahudileri, Hıristiyanları, Paganları… anlatırken de yapar.

Benzer ayrımlar İsrailoğulları için yapılırken gruplar “min – bir kısmı” edatı ile belirlenir. Tüm Yahudiler… Tüm Hıristiyanlar… denmez.

Ne yazık ki, ilmi bakış açısını yüzyıllar öncesinde bırakmış Âlem-i İslam, kavimleri ve dinleri acımasız toptancı bakış açısıyla ele alıyor. Aşırı politize edilen topluluklar, Müslüman olmayıp da iyilikten ve adaletten yana olanları görünce de şaşıp kalıyor!  

***

İsrailoğulları’na çok elçi gönderip onları öğretmen bir kavim düzeyine yükselten Allah “sizlere öğrettiklerimizi sizler de insanlığa bir resul, bir nebi özeni ile öğretin” dendiğinde, bunu kabul etmediler ve hayret edilecek itirazlar yaptılar.

İtiraz etmek insanın doğasında vardır. Ama Allah’ın binlerce yılda eğittiği bir kavmin içindeki bazı liderlerin ilmi gerekçeler de ileri sürerek Kenan’dan çıkmak istememeleri, Yahudi İslam’ında bir dönemin kapanıp, acılarla dolu yeni bir dönemin aralanacağına işaret eder.

Yahudiliğin kurallarını, diğer kavimler aleyhine yorumlamaları ise sonu hazırlayan ikinci önemli neden olur.

***

İsrailoğulları’nın bir üyesi olan Hz. İsa; yanlışları düzeltmek için nebi ve resul olarak seçildi. Uyarma görevini yaptı lakin ona çok az Yahudi inandı.

Gerçekte İsa sevilen bir Yahudi idi. Çünkü şifa dağıtıyordu. Her hastanın da buna ihtiyacı vardı. Fakat İsa’ya talebe olan ve ona sahip çıkan azınlıkta kaldı.

Oysa İsa; İsrailoğulları’nın son büyük şansıydı. Sempati duyan büyük kalabalıklar da Yahudi idi. İsa’nın uyarılarına “sessiz” kalanların sayısı ise çok daha fazlaydı. Çoğunluk sessiz kalınca, ona tepki gösterenler az olsa da sesleri çok çıkıyordu.

Kısaca Kenan’da yaşayan Yahudilerin oradan ayrılıp insanlığa öğretmenlik yapmaya niyetleri yoktu. Bu görevi az sayıdaki talebesiyle İsa üstlenecekti.

Bunu da yaptı. İsa ve talebeleri bir gece Kudüs’ü terk ettiler, bir daha o topraklara geri dönmediler.

İsa’ya eziyet edenler, “min”le anlatabileceğimiz az sayıdaki Yahudi din adamıydı. Onların peşinden sokaklara dökülenler ise bir kalabalık oluşturacak kadardı. Büyük çoğunluk ise sessiz kalmayı seçmişti.

***

İsa muhaliflerini mucizelerle yenmeyi denemedi. Allah da ona bu konuda özel bir güç vermedi. Sonunda İsa talebeleriyle Kudüs’ten ayrılmak zorunda kaldı.

İsa’nın Kudüs’ten ayrılması ile Allah’ın Yahudi Müslümanlar için takdir ettiği iki bin yıl süren yeni bir devre başladı.

Kibirle, menfaatle, zulümle, haksız kazançla, insan onurunu ayaklar altına alan ayrımcılıklarıyla tanınmaz hale gelen Yahudi Müslümanlar için zor günler başlayacaktı.

Roma da bunun görünür sebebi olacaktı.

Tarih:2020

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir