Kitaplarım & Şiirlerim

KİTAPLARım

Harun Özdemir
Yazar - İlahiyatçı - Kamu Yönetimi Uzmanı- Öğrenme Pedagojisi Uzmanı

ŞİİRLERim

Şiirlerin eklenme durumu
✔ Tüm Şiirler Eklendi 100%

Kasım Çiçeği

Ay ışığında
Acılarımla ve yalnızlığımla
Baş başa
Oldukça da uzakta
Aşka maya çalmış yüreğim
Yüksek ökçeli hayatların
Körlerle seviştiği
Bodrum katında

***

Günler haftalar oldu
Belki de aylar ve yıllar
Anla sevgilim
Ne kadar zamansız kaldığımı
Tek yapraklı takvimde
Kasım ayında

GÜNEŞİ GÖTÜRELİM

Planlarımız olsun
Kırmızı yapraklar, sarı çiçekler üzerine
Çaysız, sigarasız sofralar kurulsun
Ayı hilale,
Güneşi gittiğimiz yere götürdüğümüz
Seferlerimiz olsun

Küçük de olsa planlarımız olsun
Kuşların uçtuğu, balıkların çoğaldığı
Kenarlarına ahşap evlerin yapıldığı
Göllerimiz olsun

Plansız olmuyor,
Biliyorsun
Sohbet yataklarımızda
Gözlerin gözlerle
Sözlerin sözlerle seviştiği
Asenaları ve Mustafaları büyüttüğümüz
Aşklarımız olsun
Plansız yapamıyorum,
Biliyorsun.

DÜĞÜN GECESİ

Halay başıyım 
Elimde kesik bir baş 
Kuşağımda ise gül 
Herkes yan yana 
Ayaklar bir sağa iki sola 
Ben neredeysem 
Halay da orada 
Sanki bir rüyadayım 
İnan bana 
Ey Havva 

Tam da halayın başındayım 
Başımda miğfer 
Sırtımda parka 
İhtiyarlar davul 
Kadınlar zurna ağlamakta 
Çocuklar suskun 
Gökten kar yağmakta 
Halayın başı er meydanında ise 
Sonu Sahra ortasında 

Bu rüya var ya 
Bu rüya 
Öldürecek beni 
Uyandıran olmasa 

Tanrım 
Hala rüyadayım 
Bir hastanın başucunda 
Minareden çalma ezan sesi 
Yüreğime akan 
Durun bir dakika 
Ölüm haberi midir yoksa 

Çok geç sevgilim, çook 
Meğer çoktan pay edilmiş 
Yaşam ölüme
Hem de sabahsız bir gecede 
Işıksız ayın gezindiği gökten 
Sahra ortasına 

Uyandırın beni bu rüyadan 
Ey dostlar 
Sakın geç kalmayın 
Susuz kalacak bu ölüm yoksa… 

 

AYAZ GECELER

Ateşler içindeyim 
Gözlerim yollarda 
Ağrılar sırtımdan boynuma doğru
Bir yılan gibi kıvrım kıvrım
Dışarıda ise kar ve fırtına

Girmiş bir kez
Çıkmazmış sevda sızısı
Yüreğimden bütün bedenime
Bir ırmak gibi yayılır
Kıvrım kıvrım
Gürül gürül
Hem de her yerime
Çaresi yokmuş
Yer etmiş bir kere
Bedenimde

Nasıl olur
Bir kez sevince
Yer mi edermiş sevda sızısı yüreğe
Oradan da tüm bedene 
Anlamam
Mazeret de istemem
Yeter ki alın bu sızıyı
Koyun beni taa çöllere

Şu işe bak
Sızı kol geziyor
Gece gündüz demeden
Hem de tüm bedenimde
Erenlerse toplanmış
Aklı akla eklemişler
Sözü söze katmışlar
Gözü de göze
Ne yazık ki
Çaresi yokmuş
Tenin tendeki hasretine 

Fakat mümkünmüş
Kurdun ve çakalın uluduğu
Ayaz gecelerde
Rüzgar bazen taşırmış
Ten kokusunu
Ayın ondördü gecelerde.

 

GÖZLERİN

(I)
Gözlerin 
Kala kaldığım gözlerin 
Bakarken yaprak yaprak döktüğün 
Sonbahar sarısı gözlerin 

Bu gözlerin 
Neden o gözler değil 
Bahar yeşili gözlerinden döktüğün 
Sonbahar sarısı gözlerin 

Benim gözlerim 
Senin gözlerin 
Gözleyenlerin gözleri 
Patlak, hortlak gözleri 
Örtsün sarı, kırmızı 
Sonbahar sarısı gözlerin 

(II) 
Bakma ! 
Sonbahar sarısı gözlerinle 
Kimseye bakma 
Ne olur! 
Bana da bakma 
Kıştan bahara taşıdığım 
Filiz bile vermeyen 
Sonbahar sarısı gözlerinle 
Baharsız gönlüme bakma 

Kışı uzun baharsız yazlar yaşadım 
Postası olmayan adressiz mektuplar yolladım 
Toprağı çamur, 
Yaprakların örttüğü ölümü 
Sonbahar sarısı gözlerinde yaşadım 

Özledim… 
Gözledim… 
Rüzgarların taşıdığı ölümü 
Gözlerinde bekledim 

 

TURNALAR ÖLSÜN

Bahar gelecek; çiçek asla! 
Yürek çarpacak; sevgi asla!
Er olacak, dişi olacak; aşk asla! 
O zaman
Turnalar ölsün; kartallar asla! 

Bahar dediğin bir demet çiçek
Yürek avuç dolusu 
Er ve dişi; et ve kemik 
Turnalar ölsün; kartallar asla! 

Gökyüzü bir sahne, 
Turnalar uçsun, 
Oyun tek perde 
İzleyin, 
Bu son bale 
Dekor mavi atlas 
Güneş son gösterisinde
Turnalar ölsün; kartallar asla! 

Bakışlar pençe,
Gözler kızgın demir, 
Sözler bıçak yarası,
Turnalar ölsün; Kartallar asla

Kanayan, yara değilse 
Gözün göze gelmesi midir
Tenin tene mi değmesi
Yoksa sözün söze karışması mı 
Kim bilir, 
Belki de nefesin nefes 
Aklın akılla buluşmasıdır

Öldürün Turnaları 
Ey insanlığın son vicdanı

 

TAŞ İŞÇİLERİ

Yüreğime, yüreğime 
Balyoz indir yüreğime 
Yanan yüreğime 
Taş üstünde indir 
Balyozu yüreğime 


Ey taş işçileri 
Tabipler ücret grevinde 
Taş üstünde indir 
Balyozu yüreğime 


Ey medikal çağın büyücüleri 
Yürek yarasına çare nedir 
Balık tutmak mı 
Resim yapmak mı 
Ey mezarsız ölüler 
Yüreğime çare nedir 


Siz 
Ey taş işçileri 
Yorulduğunuz olur mu 
Aşıp geldiğiniz tepelerde 
Asfalt yüzlü kadınlar 
Sizleri de yordu mu 


Yüreğime, yüreğime 
Balyoz indir yüreğime 
Balyoz yüreğe indiğinde 
Yürek sevdiğini unutur mu 


Yüreğime, yüreğime 
Taa yüreğime 
Grev kıran 
Güneşi soğutan 
Karı üç gün daha yağdıran 
Ücretsiz patronsuz 
Ey taş işçileri 
Yorulduğunuz olur mu 
Yüreğime, yüreğime 
Yaralı yüreğime 
Balyoz indir yüreğime 
Tabipler ücret grevinde 
Balyozu şimdi indir 
Buz üstünde yüreğime 

YUSUFSUZ RÜYALAR

Rüya bu ya
Sahra Çölündeyiz
Okyanusla yan yana
Beyazlar giymişiz 
Sırtında pelerin var
Okyanusta kum fırtınası 
Çölde dalga 


İnan bana
Rüyalar görüyorum 
Soğuk terlerle uyandığım 
Toprak yağıyor karlara 
Kış tarımı diyorlar 
Rüya bu ya 
Yavrular anne doğurmakta 


İnan bana 
Nice zamandır 
Yusufsuz rüyalar görüyorum 
Kör kuyularda 
Çıldırmak üzereyim 
Ateşte buz tutmuş kaplarda doyuyorum 
Testiler kırık 
Şaraplar asma dalında 
Kadehler gözyaşı dolu 
Sular kan sıcaklığında 
Damarlarımda


Yusufsuz rüyalar görüyorum 
Kör kuyularda 
Haramiler bekliyorum 
Sığındım Allah’a

RUHUMU SEN TAŞI

 

Rüyalar görüyorum 
Daha ilk uykumda 
Aşın ve toprağın yandığı 
Dağların sulara 
Suların ateşlere karıştığı bir yerdeyim 


İnsanların sevdasız ve sultansız yaşadığı 
Maymunların insan 
İnsanların maymun olduğu 
Rüyalar görüyorum 
Daha ilk uykumda 


Ölmek üzereyim.. 
Ağaçların kırçiçeği açtığı 
Birbirinden cennet 
Hekimsiz bahçelere taşınıyorum 


Daha ölmedim 
Ama ölmek üzereyim.. 
Bedenime tabut 
Ruhuma yoldaş arıyorlar 
Kadınlar görüyorum etrafımda 
Birbirinden anne 
Benim annem içlerinde bir tane 


Sanki ölmüşüm.. 
Bedenim toprak tabutta 
Ruhum annemin kucağında.. 
Yaşarken uyanmışım 
Ölüm uykusuna. 

SÜRGÜNDE BİR NEBİ

Ben kırlarını yitirmiş saraylara sürgün 
Sen saraylar güzeli bir sultan 
Ben kadehlere aşk dolduran 
Sen aşka testiler kıran 
Ben sevilme suçlusu bir mahkum 
Sen aslana kapan kuran bir ceylan 
Ben zindana kayıtlı 
Sen tensiz bir Züleyha 
Ben gün ortasında leyla 
Sen Tanrı katında bir mecnun 
Ben zebaniler elinde bir yürek 
Sen itiraf ağacında solan bir yaprak 
Esen rüzgar 
Savrulan hayat 
Günlerden pazar 
Mevsimlerden sonbahar 
Yıl iki bin dokuz 
Yüreğimde bir sızı var 
Benimkisi 
Uykusuz günler ertesi 
Yaşama vizeli 
Ölüme kotasız hayat

 

 

AKŞAM YEMEĞİ

Sen tabirsiz rüyaların perisi Havva 
Ben düşsüz uykulara hasret Adem 
Bende testi 
Sende kap 
Son akşamdayız sevgilim 
Zeytin Dağında 

Ekmeksiz şaraba oturmuşuz 
Gözlerde ve sözlerde 
Doyumsuz sohbetler olmakta 
Aramızda 

Ben bir nokta sevdim 
Sen bir çizgi sustun 
Bir nokta 
Bir çizgi konuştuk 
Gece boyunca 
Bir sonbahar akşamı 
Ay ışığında 

ADEM’İN GÜNCESİ – I

Rüya bu ya 
İnsanların dünyasız 
Dünyanın insansız olduğu çağlardayız 
Tüylerden elbiseler içinde 
Deniz seviyesinin altında 
Bahçeler içinde 
Sanki Tiflis’te 
Mevsim kış 
Ağaçlardaysa meyve 

Böyle bir rüyadayım sevgilim 
İnan bana 
Adem olmamı istiyorlar 
Sense Havva 
Gerçekler neden bize bu kadar uzak ara 
Ey Havva 
Yeni bir dünyada mıyız yoksa 
Söyle bana 
Ama uyma! 

Rüya bu ya 
Ben Adem 
Sense Havva 
Nasıl olduysa oldu 
Kuş kondu yüreğe 
Kalkıp senin yüreğine 
Oradan dala 
Dal sarktı sana bana 
Rüya olmasına rüya da 
Akrebin Tilkiyle yoldaşlığından 
Ne sana ne de bana 
Sen podyumlar güzeli 
Bense Tilkiye Akrep 
Akrebe Tilki 
Hem de açık ara 

Sevgilim gördüklerim rüya olmasa 
İnan bana 
Buna ne Adem dayanır 
Ne de Havva 

 

ADEM’İN GÜNCESİ – II

Ben tüylerini dökmüş Adem 
Sen Havva 
Bir de dünya 
Tek dostumuz var 
O da Şetta 
Senin sağında solunda 
Benim önümde arkamda 
Ama neden bize bu kadar uzak ara 
Bu Şetta 
Ey Havva 
Ben uydum 
Sakın sen uyma! 


Haydi söyle Havva 
Aşka kadeh kaldıran 
Seni tüysüz bırakan 
İlk Adem ben miyim 
Söyle Havva 
Tövbe koşan 
Tövbe aşan 
Tövbe yorulan ben isem 
Amin diyen sen misin 


Ben rüyada isem 
Sen neredesin 
Ey Havva 

 

İNSAN TATLISI

Bugün farklı bir gün olsun 
Öyle istiyorum 
Dilek tutmuştum
Dualar etmiştim 
Taa günler öncesinden 
Emek vermiş
Biraz da masraf yapmıştım 
Bugün farklı bir gün olsun diye 


Oysa bugün dileksiz ve duasız bir gün gibi
Ne kazanç var ne de kariyer 
Güneş de batmak üzere 
İnan Havva
Günün ikramı sen olmasaydın 
Ne gün doğacak 
Ne de yaşamış olacaktım 
Kazanç ve kariyerin 
İnsan tatlısı olduğunu 
Nasıl anlayacaktım 


Tanrım 
Şükürler olsun 
Dualarım katına ulaşmış 
Kazanç ve kariyer de yapmışım 


Tanrım
Şükrümü tazeliyorum 
Dileğim 
İnsan tatlısı Havva 
Hep yanımda olsun. 

 

ELVEDA KUDÜS

Sevdasız bir çağ başlatıyorum 
Kanlara banmış bir aba içinde
Sırtımda haç
Bir elimde sökülmüş bir yürek
Diğerinde
Beş yüz şekel gümüş düşkünü
Fahişeden koparılma
Bir tutam saç
Sokaklar lanete koşanlarla dolu
Çiçekler solgun
Evler yaslı
Camiler ezansız
Mahyalar yanmakta
Çanlar
Havralarda vurmakta


Hemen hemen böyle sevgilim
Yeni bir çağdayım
Dermansız ayaklarımla
Bir şehrin çıkış kapısındayım
Vurulmadım
Asılmadım da
Zaten ayrılık da bundan başlamakta


Hani
Bir nokta sevmiştim ya
Sen de bir çizgi susmuştun
Şimdi söyle bana
Bunun mahkemesi
Şahitsiz ve hakimsiz
Nasıl olacak
Ey Havva


Haç kimin boynunda
Söyle
Sakın susma

 

KORDON’DA KAHVALTI

Yeşil gözlerin kıyısındayım 
Martıların zeytin kaldırdığı
Kahvaltı sofrasında
Bir sonbahar sabahı
Yedi otuzda
Kordon’da


İki denizin birleştiği yerdeyim
Nice sevda yüklü yüreğin
Dalgalara karşı koyduğu
Pasaport’ta


Bir simite
Üç beş zeytin
Birkaç dilim peynire
Eklenmiş
Bu kaçıncı çay
Ey Yorgo

Eleni
Sevgili Eleni
Bari sen anla
Bir kıyıdan diğerine
Nasıl taşınır
Sevda

ŞİFA OLSUN

Bir şeyler olsun 
Ama çok şey değişsin 
Aşka dair 
Adı mucize olmasa da 


Toprak yeşersin 
Sağırlar duysun 
Kimse 
Duyduk duymadık demesin 
Körler de görsün 
Ölüler bile dirilsin 
Şifa 
Tüm hastaların olsun 
Adı mucize olmasa da 


Bir şeyler olsun 
Yeter ki aşk olsun
Allah aşkına! 

SÜRGÜNDEKİ KUŞLAR

Kaybolmuş günlerdeyim
İnsanları sevdasız
Kuşları sürülmüş
Bir kentin girişindeyim
Gözlerim yemyeşil
Gerçeği kadar
Boyum uzun mu uzun
Rüyadaki kadar
Lanetlenmişim işte
Başımda taç
Sırtımda pelerin var


Gözüm surdaki anıtta
Bu kent
Sevda sürgünü insanlara
Yurttur
Susmak hak
Konuşmak suçtur


Taa neredeyim
Kimlerle
Bilsen ne hallerdeyim
Akşam
Ha oldu
Ha olacak
Kapılar
Ha kapandı
Ha kapanacak
Kuşları sürgün
Bir kentteyim işte
Ve
Tek yapraklı
Papatyaların süslediği
Bir bahçedeyim
Aysız geceden kalma
Tülsüz kadınlar var yanımda
Ama
Ne sevmek var buralarda
Ne de sevilmek


Postasız
Ulaksız günlere mahkum
Nice katiller arasında
Sensiz günlerin
Bitmesini beklemekteyim

BİR BİLET ALDIM

Zor günlerdeyim 
Tarihsiz ve saatsiz
Yaşadığım
Açlığa ve soğuğa
Direndiğim
Ümitsizliği
Umut edindiğim
Günlerdeyim


Elimde bir bilet
Seferi olmayan
Bir ülkeye alınmış
Haftası üç
Ayları on beş gün
İnsanları
Yüz altmış günde
Bir yaş büyüdüğü
Gidilmemiş bir ülkedeyim


Aslında
Şimdilerde daha iyiyim
İnsanların mutlu
Ama erken öldüğü
Gelsen de bulamayacağın
Çok uzak bir ülkedeyim

 

ARAF’TA ÖLÜM

Gördüm 
Beynimi eritmişler 
Yüreğime kurşun diye dökmüşler
Uyanmasız
Derin bir uykuda 
Tabipler terk etmiş
Kahinler başucumda

Ölüm öyle bir şeymiş 
Neden ve çığlık bırakarak arkada 
Oysa ben ölmüşüm 
Ne ses ne çığlık var arkada 

Kahinlere bakılırsa 
Akıl pusulam Kuzeye 
Gönlüm ise Kabeye bakmakta 
İkisi de aynı potada 

Çaresi yok
Konu taşınmış 
Azrail sofrasına 
Neden olurmuş 
Nedensiz ve çığlıksız ölüm 
Ademoğlunda 
Ruhu Kabeye 
Bedeni Kuzeye sarkan aşık 
Arafta ölürmüş 
Tek beden olunca 
Tanrım!
Ruhumda sızı
Bedenimde hasret 
İman ve günah 
Bende iki ayrı pusula 
Anladım
Arafta öleceğim 
Tek beden olunca 

REJİSÖRÜN ÖLÜMÜ

Bilgeler çağı kapandı gülüm 
Aşklar beyaz perde kadar gerçek 
Bir matine kadar uzun mu uzun 
Mendiller kirli, sevdalar hediye paketinde


Ey Hollywood çağının metropolü 
Vizyonda kirlettiğiniz perdede 
Işıklar bir kez daha yandı 
Bir şans daha doğdu size 
Ehramların kin tutmaz kahramanları 
Sevda yeşili güzelleri 
Kurban ettiniz mi 


Harlasın ateşler 
Solusun soğu sıcak nefesler 
Kör, sağır 
Laf anlamaz laf söyler 
Ey Zebaniler 
Rejisörün ölümü 
Törensiz olur mu 

 

YOLDAŞ

Ey kahinler 
Tabiriniz nedir 
Akrebin tilkiyle yoldaşlığı 
Neye işarettir 


Kadınsız köylerde 
Timsahlar çifte koşulmuşsa 
Neden karıncalar dallara yuva yapsın ey kahinler 


Geceler neden karanlık 
Gündüzler rüya kadar kısa ve aydınlık 
Söyleyin, ey kahinler 
Akrebi tilkiye yoldaş yapan 
Hangi gecedir 


Tilki tuzağını timsahın ağzına kurmuşsa 
Akrebin tilkiyi sokması yoldaşlık mıdır 
Hayat yiyen ölüm yüreğe konmuşsa 
Akrep tilkiye neden hayat versin 


Ey kahinler tabiriniz nedir 
Bu rüyadan uyanmak elde midir 

 

Harun Özdemir
Yazar - İlahiyatçı - Kamu Yönetimi Uzmanı- Öğrenme Pedagojisi Uzmanı