İçeriğe geç

Yalanın gücü

Kimse yalana maruz kalmak istemez. 

Malının bir şekilde çalınmasını veya elinden alınmasını da istemez…  

Herkes ister ki insanlar ahlaklı olsun. Kendisi olmasa da insanlar ahlaklı olsun, bunu ister!

Aldatılmaktan, kandırılmaktan hoşlanmayanlar iftiraya maruz kalmayı da Allah korusun istemezler. 

Kendimize yapılmasını istemediklerimizi neden başkasına yaparız? Bunu anlamak zor!

Hayvanlar yalan söylemez, iftira da atmaz! 

Biliriz ki hayvanlar, yalanı gerçek gibi sunup milyonlarca insanı gerçek dışı görüşlere inandırmaya çalışmazlar! 

Peki dostlar, insan olmanın şanından mıdır yalan söylemek? 

Yoksa yalan, hile ve kurmazlıkla övünme halimiz “hayvandan da aşağı” olduğumuzu mu kanıtlar? 

Fiziksel olarak “en güzel şekilde yaratılmış” insan yalan söyleyerek, hakikatleri çarpıtarak, masumları suçlu ilan ederek kalıcı hangi başarı sağlayabilir? 

Bizi yalana, hileye ve kurnazlığa yönelten nedir?

Yalanın geçici bir rahatlama yarattığı doğrudur! Uyuşturucu gibi.

Geçici; kalıcı değil! Sakinleştirici, kısa da olsa bir süreliğine acıyı dindirici..

Oysa biliriz ki bitkiler, hayvanlar ve bütün cansızlar yalanın, iftiranın, hırsızlığın ve yolsuzluğun en sağlam tanıklarıdır. Herkesi kandırır ama bunları kandıramayız! 

Karşısında ifade verdiğimiz kişiler… büyük kalabalıklar… hatta milyonlar yalanlarımıza bir an için inanabilirler.

Çok geçmez yer, gök, dağ, taş, bitkiler ve hayvanlar alçaktan başlayan itirazları ile harekete geçerler! Bu itirazlar zaman geçtikçe tahammül edilemez bir uğultuya ve gürültüye dönüşür! 

Allah’ın bir ismi de “HAK”dır. 

Cenab-ı Hak varsa, günü geldiğinde yalanlar bir bir ortaya çıkar. 

Beyni; yalanla gerçeği ayırt edemeyecek kadar kirlenenler, hiçbir zaman yalan ile gerçeği, inkar ile hakikatı ayırt edemez. 

Uzun süre aldatılan insan gerçeği, bitki ve hayvanlardan sonra anladığında bu kez de “Aman Allah’ım!” nidalarıyla, araya karıştırılmış yalanları gerçek sanmaya başlarlar! 

Doğruyu doğru, yalanı yalan olarak anlamak herkese nasip olmaz! 

Vahim olan şudur; Kur’an’ın dediği gibi insanların çoğu gerçeği gerçek, yalanı da yalan olarak öğrenmeden ahirete intikal ederler. 

Yazının başına dönersek..

Yalanın bir gücü var, buna güç denebilirse. Tıpkı ağrı kesicinin gücü gibi! 

Çok geçmez yalana itirazlar başlar. Bunaltıcı itirazlar başlayınca, yeni yalanlardan imdat dilenir! 

Çare midir; değil! 

Tek seçenek kalır geriye: 

Ya gerçeği itiraf edip kenara çekilmek ya da yeni yalanlara başvurup yalanlarında boğulmaktır. 

Tarih:2020

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir