İçeriğe geç

Kategori: 2014

KAYIP YILLAR

Ülke gündemi neleri tartışıyor, ben ise neler yazıyorum. Böyle köşe yazarlığı mı olur, demeyin! Olur! Hem de çok iyi olur. Sel gidip kum kaldığında son haftalarda yazdıklarımın önemi çok daha iyi anlaşılacak. O gün geldiğinde, iş işten geçtikten, ömürler tükenip kaynaklar israf edildikten sonra yine ben haklı olacağım! Bundan eminim!…

Yaşadığım günler

Türkiye gerçek gündemi ile bir türlü yüzleşemiyor. Herkesin kendine göre bir şikâyeti var! Lütfen insafla bakmaya çalışalım; bu sorunların hangisi Türkiye’nin geleceğiyle ilgili? Önce şuna bir karar verelim: Bugün konuşulanların hangisi 10 yıl sonra önemli olacak? Sözüm, ileri görüşlülüğüne güvenenlere.. 20 yıllık projeksiyonlar yapsınlar, bugünün hangi sorununu 20 yıl sonra…

On yılların gündemi

Türkiye sahip olduğu genç nüfusu bir türlü istenilen düzeyde istihdam edemiyor. Bu, son zamanlarda ortaya çıkan bir sorun değil. Sanki tarihsel bir sorun gibi ortada duruyor! Savaş yıllarında askere alınanlar hariç, bu topraklarda “tam istihdam” ne zaman oldu? Bilen var mı? Birileri çıkıp “Hiç olmadı ki!” derse, buna tatmin edici…

Dağ taş işletme!

Avrupa’nın en genç nüfusu bizde. 20 yıl sonra ise yaşlılar kervanına katılan ülkelerden olacağız.  Önümüzdeki sorun ciddi: Genç nüfusu katma değer yaratabilecek alanlarda çalıştıramazsak, 20 yıl sonra ülke ekonomisinin ve yaşlılarımızın durumu içler acısı olacak! Bunu şimdiden görmek ve o günleri hedefleyen “çok geç kalınmış” önlemleri bir an önce almak…

Herkese iş mümkündür!

Öncelikle Sayın Başbakan Prof.Dr. Ahmet Davutoğlu’nun, G-20’nin dönem başkanı Sayın Ali Babacan’ın ve Çalışma Bakanı Sayın Faruk Çelik’in istihdam konusundaki çabalarına inandığım için dikkatlerini çekmek isterim: Herkese iş bulmak mümkündür! Şöyle ki; İstihdam dendiğinde ilk akla gelen sektör imar olmamalıdır! Ama “İşsizlik var!” dendiğinde de ilk akla gelen sektör, öncelikle…

Çağrım, oy kullanma yaşındaki herkese!

Tembellik suç olmasa da bir başkasının emeğine mazeretsiz ortak olmak onurlu bir yaşam değildir! Bunu belirtmek gerekir. Herkesin emeği onuru da olsa, şu da bir gerçek ki, zor olan insanın içinde çalışma isteğini uyandırmaktır. Bunun ne anlama geldiğini Türkiye gibi bir ülkede anlatmak zordur. Çünkü şaşılacak bir istek ve arzu…

Açılım sorunu ve siyasal aklın iflası

Yabancıların yüzyılı aşkın bir süreden beri ısıttığı Kürt sorunu, “İslamsız Türkçülerin” katkısı oluncaya kadar ciddi bir gelişme gösteremedi. Cumhuriyet tarihinde Kürt İsyanı diye iddia edilen 19 veya 27 isyanın hiçbiri Kürt İsyanı değildi. “Bu ülke bizden sorulur” diyen İslamsız Türkçüler, Kürtlere sürekli “Aslında siz ayrı bir devlet kurmak istiyorsunuz!” telkin…

12 Eylül Türkçesi

İhtilal komitesinin başkanı Kenan Evren, iyi hazırlanmış konuşma metinlerine kendi müdahalelerini de yaparak halka sesleniyordu. Türkçesi, hakikaten muhafazakârdı. Askeri okulların ders kitaplarında kullanılan Öz Türkçeden de çok uzaktı. Öz Türkçe denebilecek bir sözcük kullanmadan 10 yıl konuştu. Cumhuriyet geleneğinin alışık olmadı bir üslupla Erbakan’ı da geride bırakacak kadar dini terimlere…

İdeolojik Türkçe

İnönü’nün konuşmalarını halk anlıyordu; bir türlü kurtulamadığı askeri üslubu ve ses tonu demokrasiye geçildiğinde ayak bağı oldu.  1950’li yılların başbakanı Menderes, köylüydü ama okumuştu. Kadife sesliydi ve akıcı bir Türkçeyle konuşuyordu. Halkla kurduğu iletişim ve halktan aldığı destek, çok yüksekti. Cumhuriyetin kurucu kadrolarının önemli kısmı hayattaydı ve Menderes karşısında çaresizdi. …

Cumhuriyetin politik Türkçesi

Cumhuriyete gelindiğinde, kurucu kadro, 1839’da Tanzimat’la başlayan modern kurumların, Islahatların, I. ve II. Meşrutiyetin resmi ve en az bunlar kadar etkili sivil girişimlerin etkisi altında yetişmişlerdi. Her biri birer modern Osmanlı paşası, bürokratı, siyasetçisi, alimi, gazetecisi ve münevveriydi. Cumhuriyetin kurucu kadrosunun Osmanlı’dan tek farkı, Gayrimüslimleri dışlamış olmasıydı. Kurucu kadro şaşılacak…