İçeriğe geç

On yılların gündemi

Türkiye sahip olduğu genç nüfusu bir türlü istenilen düzeyde istihdam edemiyor. Bu, son zamanlarda ortaya çıkan bir sorun değil. Sanki tarihsel bir sorun gibi ortada duruyor!

Savaş yıllarında askere alınanlar hariç, bu topraklarda “tam istihdam” ne zaman oldu?

Bilen var mı?

Birileri çıkıp “Hiç olmadı ki!” derse, buna tatmin edici karşı yanıtı olan var mı?

Yaşadığımız yapay krizlerin çoğu “Boşta gezen eğitimsiz ve deneyimsiz işsizler, bir o kadar da düşük gelirliler” dikkate alınarak çıkarılıyor.

Küçük bir odak, kriz üzerinden “servet mi transfer etmek istiyor” ya da “iktidar mı devşirmek istiyor”  bunun çalışmasını, işsizler ve geçim sıkıntısı çeken dar gelirliler üzerinden yürütüyor.

Muhalefetin çok iyi bildiği “hükümetlerin savunmasız yumuşak karnı”nı bir güzel istismar ediyor, iktidara gelince de ilk ihmal edilen konu oluyor!

Konu;

Kızlar, oğullar, damatlar, gelinlere…

Eş, dost, akraba, tanıdık, tanıdığın tanıdığına…

Köylü, kasabalı, hemşehriliye…

Partili, partilinin partiliye tavassutuna… gelince bir yoğunluk, bir vefa, bir halkçılık, bir şu, bir bu… başı kaşıyacak zaman kalmıyor!

Bunlara kamuda bir yer, makam bulmaya çalışılırken sanki işsizlik çözülüyor gibi oluyor. İnsan bu ortamda ister istemez bir şeyler yapıyoruz duygusuna kapılıyor. Çünkü ricalardan, baskılardan, duygusal ilişkilerden baş kaldırılamayacak kadar bir yoğunluk yaşanıyor. Bu ilişkiler öyle bir düşünce yoğunluğu ve ağırlığı yaratıyor ki, sanki işsizlere iş bulmaktan başka bir iş de yapılmıyor gibi oluyor.

Gün geliyor, sokaklar hareketleniyor, manşetler sertleşiyor!

Ve sonunda zil çalıyor!

Hayret etmemek mümkün değil!

Kapı önünde biriken göz alabildiğine bir kalabalık “İş!” “İş!” diye haykırıyor! Sanki yer gök inliyor gibi!

Hükümetlerin elini kolunu bağlayan “tavassut” yoğunluğu ile aslında hiçbir sorunun çözülmedi, geç de olsa anlaşılıyor!

Hayret uyandıracak olayların ardı arkası kesilmez oluyor!

Devletin kapısından başını sokmasına yardım edilenler, bir de ne görülsün, küçük bir odağın kapısında kuyruk olmuş, terfi sırası pazarlığı yapıyor!!!

Meğer “tavassut”la halledilen işler, katma değer üretiminden çok; amir-memur kavgasıymış! Eskilerin tabiriyle makam mevki itişmesiymiş!

İktidarı korumak ve uzatmak, bundan maksat “hizmet” yapmak ise gerçekler ve sorunlar apaçık ortada!

İş ve aş!

Özel sektörde!

Yeni yeni yaratıcı sektörlerde!

Çalıştırdığı işçi sayısına göre kredi desteği ve faiz oranı…

Çalıştırdığı iş sayısına göre vergi muafiyetli veya vergi indirimi…

Kamu destekli dağların ağaçlandırılması…

Kamu destekli verimsiz toprakların tarıma açılması…

Turizm teşvikleri ve vergi muafiyetleriyle 5.000, 10.00, 15.000, 20.000, 25.000 ve 30.000 kütük evden oluşan, içinde her türlü sosyal etkinliğin yapılabildiği ve her ihtiyacın karşılanabildiği yazlık siteler, mahalleler ve ilçelerin kurulması…

İlk akla gelen istihdam alanları olabilir.

——————————–

Kategori:2014

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir