Meşrutiyet Türkçesi

Meşrutiyet Türkçesi

Tanzimat’la başlayan süreçte modern yerli ve yabancı okul, gazete, dergi ve edebiyat eserlerinde adeta patlama oldu. Bir de Padişah karşıtı gizli yayınlar vardı ki, bunların sayısı Abdülhamit döneminde serbest yayınlardan fazlaydı. Her dilden ve hurufattan matbaanın ve yayının serbest olduğu bir dönemde, yasak yayınların posta teşkilatı tarafından en ücra adreslere kadar iletilmesi ilginçti.

 

  1. Abdülhamid iktidarı boyunca açtığı binlerce ilk, orta ve liselerle övündü. İktidarının yirminci yılına geldiğinde erkek çocuklara 3.388, kızlara 303, kız-erkek karışık okuyanlara da 3.750 ilkokul açmıştı. Ayrıca binlerce ayrı ve karışık ortaokul, genel ve meslek lisesi açmıştı.

 

1920’de bugünkü Türkiye sınırları içindeki yabancı okul sayısı 6.500’den fazlaydı. Yabancı okullarda eğitim gören Müslim ve Gayrimüslimler ile Modern Osmanlı Okullarında yabancı dil eğitimi alan ve Latin Alfabesini bilenlerin sayısı oldukça fazlaydı.

 

Sayıları ve etkileri hızla “azalan” medreseler ise doğal süreç içinde kapanmaya doğru gidiyordu. Geleceğin, yabancı dil ve Latin Alfabesinden yana olduğu belliydi. 

 

Batı’da olgunlaşmış yöntemlerin ve araçların belki de hepsi, önce Osmanlı’da sonra da Cumhuriyet döneminde uygulandı. Yeni bir ulus yaratmanın etkin araçlarından biri, yaygın eğitim, yeni bir dil, alfabe ve edebiyat ise bunları hızla yaygınlaştıran ikinci araç da gazete ve dergiydi. Bunun için iletişim dilini “herkesin anlayabileceği düzleme” oturtmak gerekiyordu. Bu nedenle Klasik Osmanlıca ile modernleşmek mümkün değildi.

 

Osmanlı Devlet ricali, medeniyet tercihini Karlofça Antlaşmasından sonra Avrupa’dan yana yapmıştı. Bunun için de yeni yöntemler ve araçlar gerekiyordu. Hedef kitle değişmişti; cemaatler ve milletler bir yana, yeni hedef “birey”di. Modern toplum ancak böyle inşa edilebilirdi. 

 

Meşrutiyet döneminde Türkçenin şekillenmesinde, çok canlı yayıncılığın ve İslamsız Türkçülerin önemli etkisi oldu.

 

Bir cevap yazın