Demokratikleşememe sorunu

Demokratikleşememe sorunu

Demokrasi hala siyasal pratiklerin en iyisidir. Akla demokrasiden çok daha iyi rejimler gelebilir ama pratiği olmadığından tercihimizin demokrasi olduğunu söyleyebiliriz.

 

Bu arada bazı yanlış anlamaları baştan önlemek gerekir:

Demokratik hak diye sunulan birçok hak, aslında her rejimde bulunabilecek haklardan olabilir. Konuyu noktasal başlıklar şeklinde ele aldığımızda, birbirinden çok farklı rejimler arasında bile birçok kesişim kümesi bulunabilir. 

 

Bu nedenle, demokratikleşme dediğimiz konunun, noktasal konular yerine “birbiriyle çelişmeyen değerler sistemi” olduğunu belirtmemiz gerekir.

 

Demokrasinin herkesi ikna edebileceğimiz pratikleri İsviçre, İngiltere, ABD, Fransa, Hollanda, Almanya gibi devletlerde bulunabilir. Bu ülkeler arasında da bir eleme yapmamız gerekiyorsa benim son ve tek örneğim İsviçre’dir.

 

***

 

Türkiye’nin 2013 yılı demokratikleşme sorununun, kendi içimizdeki ilginç paradoksları ve tuhaflıkları barındıran bir tartışma konusu olduğunun ne kadar farkındayız? 

 

Saltanatın kaldırılması ve hilafetin cumhuriyete ve hükümete devredilmesi dışında Türkiye 100 yıl öncesine göre kaç başlıkta daha iyi durumda?

 

Gündeme gelen veya getirilmesine cesaret edilemeyen nice hak, 100 yıl önce vardı! Öyle ki, bu haklar hiçbir Batı Avrupa ülkesinde yokken Osmanlı Devleti’nde başından beri vardı.

 

Azınlık hakları açısından Osmanlı Devleti insanların hülya sığınağıydı! Yabancılar ve gayrimüslimler, laiklik ve demokrasi olmadan da Batı Avrupa’dan çok daha avantajlı haklara sahiptiler. Bu hakların hiçbirini Batı Avrupa ülkeleri Osmanlı vatandaşlarına tanımazken Osmanlı tek taraflı tanımıştı.

 

Anti parantez, Osmanlı Batılıların baskılarından dolayı bu hakları tanımıştı diyenlere hiçbir sözüm yok! Onların tarih ve İslam hukuku okumalarına da gerek yok! Ne isterlerse yiyebilirler! Artık kimseye “Bilmiyorsan şu şu kitapları da oku!” demek istemiyorum.

 

PKK ve uzantısı BDP gibi örgütlerin yıllardır silah kullanmayı “konuşmak ve yazmaktan daha etkili, insani ve demokratik” olduğu iddiasıyla ağızlarında geveleyip durdukları “demokratik haklar”, Osmanlı’da Yavuz’un Türk, Kürt, Sünni, Alevi beylere tanıdığı haklar düzeyinde bile değil!

 

Ak Parti’nin başörtülülere tanığı özgürlük de Osmanlı’da okuyan ve çalışan kadının sahip olduğu haklardan fazla değil; bir tek seçme ve seçilme hakkı dışında.

 

CHP’nin şimdiye kadar çıkarılan demokratikleşme paketlerine gösterdiği tepkilerin hiçbiri yakın tarih bilgisiyle açıklanamaz! CHP, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran bir parti değildir ama kendisini “kuran tek parti” gibi sunuyorsa ve bununla da bir avantaj sağlamak istiyorsa, yakın tarihin öfkesiz ve hainsiz bir özeleştirisini yapmak zorundadır.

Bu CHP’ye bir samimiyet ve inanırlılık kazandıracaktır. Aksi halde bundan sonraki demokratikleşme paketleri de CHP’nin yarattığı sorunları gideren paketler şeklinde anlaşılacaktır.

Buna gerer yok!

 

Bu ülkenin yanlış laiklik anlayışından en çok zarar gören kesimi Alevilerdir.

CHP bunu hiç konuşmak istemez! Konuşanı da vatan haini ilan eder!

1925’de kaybedilen hakları Alevilere yeniden vermek, deveye hendek atlatmaktan hakikaten zordur. 1925’den beri nice deveye hendek atlatılmıştır ama Aleviler konusunda bir arpa boyu yol alınamamıştır!

Mesela CHP bununla da övünebilir!

 

Aleviler örneği bile Türkiye’nin laik ve demokratik bir ülke olma konusunda neden 100 yıl geride olduğu görüşümüze az da olsa açıklık getirmektedir.

 

MHP’ye gelince tuhaf duygulara kapılıyorum:

Sayın Bahçeli, Türklerin güzel bir sözü vardır “Veren el alan elden üstündür!” diye. Siz neden 100 yıl önce Türklerin din ve ırk ayrımı yapmadan verdiği hakların, yani “veren el”in yanında değilsiniz?!

 

Neden her insani hakkı “PKK ve APO’nun gücüne” tahvil ediyorsunuz?

 

Siz “Türk milleti” derken yoksa Yakutları kastediyorsunuz da biz mi sizi yanlış anlıyoruz?

 

Tarihe mal olmuş “Büyük Türk Milleti” kavramındaki büyüklüğü neyle açıklıyorsunuz?

Verenle mi yoksa alan elle mi?

Himaye edenle mi yoksa himaye görenle mi?

İdare edenle mi yoksa idare edilenle mi?

 

Sayın Bahçeli’nin Türklük diye bir kaygısı varsa, -ben var olduğu kanısındayım- PKK’da moraller eksilerde iken bile

-“PKK kazandı”,

-“Hükümet PKK’ya teslim oldu”,

-“Türkiye bölündü”,

-“Bu iş bitti”… türü moral ve motivasyon yayınından vazgeçmeli!

 

CHP özeleştiri yapmadıkça, BDP silahı unutmadıkça ve MHP de PKK’ya moral ve motivasyondan vazgeçmedikçe Ak Parti Türkiye’yi daha fazla demokratikleştiremez!

 

Bu da benim iddiam!

 

Bir cevap yazın