Hacda neler oluyor?

Hacda neler oluyor?

Hacda her şey olabilir, çünkü hac, Kur’an’da yüklenen anlamını çoktan yitirdi. Anlam kayması sadece hac konusunda olmadı; hemen her konunun yeniden ele alınması ve yerli yerinde icra edilmesi gerekir.

Konu hac ise;

            1-Kuran’a göre hac bütün “insanlar”ın katılabileceği bir organizasyondur(Al-i İmran, 97, Hac, 27).

Suudi Arabistan, hac ve umre için Harem-i Şerif’e gelmek isteyenlere Müslüman değilse vize vermiyor. Suudlar, bu yasağın İslâm’a uygun olduğundan o kadar eminler ki, Harem-i Şerif’in giriş yerlerine “Müslüman olmayan giremez!” tabelalarını asmışlar. Hiçbir Müslüman ülke de buna bir tepki göstermiyor!

1-Hac ibadeti akıl ve beden sağlığı yerinde olan(Al-i İmran, 97) zengin Müslümana bir kez farz kılınmıştır.

Suud yönetimi, hacca gidenlere kota uyguluyor. Gitmek için başvuranlar en yaşlıdan gence doğru sıralanıyor. Örneğin Türkiye’nin kota politikası böyle. Kotayı hep yaşlılar dolduruyor. Ayetin hükmü “akıl ve beden sağlığı yerinde olanlara” vurgu yapsa da hacca gençler değil de yaşlılar gönderiliyor. Kalabalık hac organizasyonunda gençlerin bile zorlandığı bir ortamda, hasta ve yaşlı hacıların “farzları” yapması mümkün değil. Hacı oldum diyenlerin çoğu, ibadetlerini tamamlayamadan geri geldiklerinin farkında bile değiller.

3-Hac ibadeti “aylar” içinde yapılır. (Bakara, 197; Maide, 2)

Haccın “günlere” sığdırılması, birçok sorunun ana nedeni. Çoğu yaşlı ve hasta olan hacıların “günlere” sığdırılan ibadetlerini yapmaları hemen hemen imkânsız gibi. Hasta, yaşlı ve yol yorgunu hacıların sıcağa intibak etmeden yoğun bir hac programına katılmaları hakikaten çok zor ve aynı zamanda büyük risk. Bu işkenceye son verilmeli!

4-İhramlı hiçbir hacıya “vip – ayrıcalık” yapılamaz. 

Kur’an’ın hiçbir şekilde onaylamadığı ve Peygamberlerin tamamının yaşamları boyunca mücadele ettiği “vip-protokol-ayrıcalıklı dindar olma” istekleri, ne yazık ki, bütün İslâm ülkelerinde ve hacda en acımasız şekilde uygulanmaktadır. Suud hanedanına, ıdısına dıdısına, yabancı devlet adamlarına ihramlı iken ayrıcalık uygulanması adet haline getirilmiş. Hac sırasında, en kalabalık saatlerde veya değil, farketmez, uygulanan ayrıcalıklı muamele, her defasında yaşlı ve bitkin hacıların ayaklar altında ezilmesine neden olmaktadır.

5-Hac organizasyonu sadece ibadet için yapılamaz!

Hacca bütün insanlar davet edilir, isteyenler ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel, sportif faaliyetler gösterebilir, isteyenler de buna ek olarak hac ibadeti yapabilirler. Hac böyle bir organizasyondur(Bakara,189). Haccı sadece yaşlı ve hasta Müslümanların büyük bir yorgunluk ve bitkinlik içinde birkaç gün içinde yapmaya zorlandığı bir ibadet olarak düşünmek, haccı Allah’ın emri olmaktan çıkarmaktadır.

6-Hac organizasyonunun yönetimine bütün devletler gönüllü olarak katılabilmelidir.

Hac insanlığın yani her dine inanan insanın katılabileceği bir organizasyon (Bakara,189) iken, bunu yaşlı Müslümanların ibadetine dönüştürmek, ibadetin dışındaki diğer etkinlikleri yasaklamak… asla kabul edilemez. Harem-i Şerifin yönetimi Suudlara bırakıldığından, onlar da ancak bu kadarını yapabiliyorlar veya yapmak istiyorlar. Haccı hangi devlet ben tek başıma Suudlardan daha iyi yaparım diyorsa buna inanamayız. Bu bir devletin yapabileceği bir organizasyon değildir. Bunun iyi bilinmesi gerekir.

7-Hac vekâleten de yapılabilir.

Namaz ve oruç vekâleten bir başkasına yaptırılamaz ama hac yaptırılabilir. Yaşlı ve hasta zengin Müslümanlar, farz olan haccı akıl ve beden sağlığı yerinde olan Müslümanlara yaptırabilirler. Bu caizdir. Bütün kotayı hasta ve yaşlılara kullandıranların vekâleten hac konusunda suskun kalmaları anlaşılır bir durum değildir. 

8-Hacı sabırlı olmalıdır!

Dünyanın en geri kalmış ülkelerinde bile otel müşterileri yerlerde yatırılmazken Mekke’de hacılar otellerde para karşılığında yerlerde yatırılıyor. Bu yapılabilecek en aşağılayıcı muameledir. Çoğu hasta ve yaşlı hacıların kadın erkek yerlerde yatırılmasını normal karşılayanlar da bu aşağılanmanın sorumlularından biridir. Hacı sabırlı olmalıdır ama hacılara hizmet verenlerin de insan olması gerekir. Hacıların para karşılığında yerlerde yatırılması Müslümanlığımızın hangi seviyelerde seyrettiğinin somut bir göstergesi olmalı. Hizmet kusurlarını gündeme getirenleri “Hacı sabır!”la yatıştırmak da başka bir sahtekârlıktır. Diyanet’in ve İlahiyat Fak.lerinin suskun kalması ve bunun hesabını soracak kimsenin çıkmaması, hangi günlere kaldığımızı göstermektedir.

9-Her hacı en az bir kurban kesmektedir. (Bakara, 196, Maide, 2, Hac, 28)

Suudi Arabistan, Harem-i Şerifte kesilen kurbanları kavurma, parça veya bütün et halinde soğuk hava depolarında vakumlayıp şoklayarak etlerin yenme süresini uzatabilir. Kâbe etrafına 7 yıldızlı otellerde vip hacı ağırlayanların, bu etleri insanlığın yararına dağıtmalarını beklemek saflık olacaktır. Bu yardımlar propaganda için de yapılmamalıdır; Allah’ın emri ve israfın önlenmesi için uluslararası bir yardımlaşma ve dayanışma örneği olarak insanlığın yararına organize edilmelidir.

10-Kazanç için Harem-i Şerife gidenler, bu arada hac da yapabilirler.  (Maide, 2, Hac, 28)

            Zilhicce’nin 9. Günü yani Kurban Bayramı Arifesinde hac ibadeti yapmak isteyen Müslümanlar Arafat’ta toplanıp ibadet ve dua ile meşgul olurlar. Tavaf (…) yaptıktan sonra ihramdan çıkanlara dinen konan yasakların tamamı kalkar. Bundan sonra hacılar normal hayatlarına dönerler. İsteyen ticaret, isteyen, bilgi alış-verişi, tartışmalı müzakerelere, sergilere, yarışmalara… katılabilirler. Hac için Harem-i Şerife gidenlere ticareti veya para kazanmayı yasaklayanlar veya ayıp görenler, hacıların Çin, Hint, Tayvan… tesbih, takke, seccade vs. satın almalarına nedense sessiz kalmaktalar…

Bu maddeleri daha da artırabiliriz. Ekleyeceğimiz her bir madde haccın “farz” olmaktan çıktığını ortaya koyacaktır. Müslümanlar kendi farzlarına bu kadar duyarsız kaldıkları ve bilgisizce yaklaştıkları sürece diğer sorunlarını da çözemeyeceklerdir.

Bundan emin olmalıyız.

 

Bir cevap yazın