İçeriğe geç

Yaşam Karşıtları

Bu ülkede en zor konulardan biri de hayatın ölümden çok daha değerli olduğunu savunmaktır. Hayatta kalmayı savunmak gerçekten çok zor.

Yaşamak neden bu kadar değersiz acaba?

Yaşamın kendisi mi değersiz yoksa ölümü öğütleyen etkiler mi daha güçlü kültürümüzde?

Veya;

Yaşayanlar neden bu kadar değersiz ve önemsiz? Bir an önce ölmemizi gerektiren ne var? Hangi ulusun kültüründe bu kadar ölümü ve ölmüşleri kutsayan metin ve ağıt var? Araştıran oldu mu?

Dünyanın hangi ülkesinde ölüler dirilere bu kadar örnek?

Üç tanesine, beş tanesine tamam ama bu kadarına da “Pes!”, “Yeter artık!” demek yok mu?

İşte önümüzde Deniz Gezmiş (1947-1972), Yusuf Aslan (1947-1972) ve Hüseyin İnan (1949-1972) örneği. Bu üç zavallı genç, 16-17 yaşlarında ölüm oyununa alınmış, 23-25’lerinde idam edilmişler!

Yazık değil mi bu gençlere?

Yazık!

Yazık!” ifadesi vicdanlardan süzülüp dudaklardan dökülürken neden “Yazık!” dendiği sorgulanmıyor.

Bu üç genç, hiçbir şeyden anlamadıkları yaşta hoyratça, kabaca, aptalca kandırılmış, ölünceye kadar da ezberletilmiş sloganları mütemadiyen tekrar ede ede idama götürülmüşlerdir.

Biri çıkıp Allah aşkına söylesin:

Dar gelirli, sade, mütevazi ailelerin çocukları 16-17 yaşlarında hangi ulvi gerçekle tanışmışlardı, hangi sırlara vakıftılar, hangi buluşların mucidiydiler ki, sürekli gaza basarak yaşamlarını idamla sonlandırdılar?

Haydi diyelim bu çocuklar söz dinlemediler eylem yaptılar, slogan attılar.

Henüz manga bile idare edemeyecek yaşta Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu’nu kurdular!

Bütün becerileri FKO’nun el-Fetih kamplarında 20 gün tatil yapmaktan ibaretti!

Düşünebiliyor musunuz, bu sabiler oyun oynar gibi ordu kuruyorlardı, “Bu ne saçmalık!” diyen de yoktu ki, gençlerin kurduğu orduya on binlerce yüz binlerce genç katılıyordu. Daha doğrusu katıldıklarını sanıyorlardı. Bunları da ölmek, öldürmek, işkence, hapis, daha nice acı sonlar bekliyordu…

Bütün bunlardan utanç duyan olmadı! Hala gençliğe bu üç genci örnek göstererek ölüm oyununa yeni gençleri katmaya çalışıyorlar!

Neden bu gençleri idam edenler kadar, kandıranlar da kınanmıyor!

Bu ülkede hainlik bu kadar mı itibarlı!

Yazıklar olsun!

Neden hatalar, kandırılmışlıklar, zavallılıklar gündeme gelmez de, yalanlar yüceltilir!

Beyler, bu çocuklar hangi konuda doktora yapmışlardı, kurdukları hangi cümlenin ne anlama geldiğini biliyorlardı?

Neden bir kişi çıkıp da  “Biz okuduk doktora yaptık, doçent ve profesör olduk, yazdıklarımız ve konuştuklarımız işe yaramadı ama bu gençlerin sloganları ve ölümleri hala meydanların yükselen değeri” demiyor.

Yazıklar olsun!

Gerçekten yazıklar olsun!

Hiç mi düşünmediniz, çevrenizdeki 16-20 yaş grubu gençleri…

Bu gençler ne düşünüyor, sizlere neleri öğütlüyorlar… bu öğütler için ölmeli miyiz, öldürmeli miyiz… hapse girmeye, işkence görmeye, işten güçten olmaya değer mi…?

16-20 yaş grubu gençler neleri biliyor…

Hangi sırlara vakıflar?

Hangi yüce gerçekleri kavramışlar?

Yazıklar olsun bu ülkeye!

Gel de kızma!

Gel de sinirlenme!

Veyl olsun, bu kadar yıldır kutladığımız 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramına!

Hiçbir işe yaramamış!

Örnek gösterebileceğimiz bir gencimiz yok!

Dönüp dolaşıp geldiğimiz nokta Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan. Sağını solunu, önünü arkasını göremedikleri ilişkiler içinde yitip giden daha nice gencecik yaşam…

Beyler!

Çevrenizdeki yaş grubuna ne kadar değer veriyorsanız Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’a da o kadar değer verin.  

Bu gençlere acıyın ama asla örnek göstermeyin!

Biz bu kadar zavallı değiliz!

Bilim çağında elde pankart yürüyecek kadar da sapıtmadık!  

———————————-

Kategori:2012

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir