Yeniden yeni CHP! Nereden nereye… (8)

Yeniden yeni CHP! Nereden nereye… (8)

1945 koşullarında masa başında İnönü ile Bayar’ın stratejisini birlikte belirlediği Amerikancı DP, 1953’te ABD’nin tepkisini çekmeye başlar. Hatta DP’nin 1953’de gözden çıkarıldığı bile söylenebilir. Özellikle 6-7 Eylül 1955’de Rumlara karşı yaptırılan provokatif  eylemlere Yahudilerin ve Ermenilerin de dahil edilmesi ve Menderes, Zorlu ve Polatkan’ın olaylarla ilgisinin olduğu yönündeki düşünceler, DP’nin sonunu belirler.

 

1953’te aldatıldığını düşünen ABD’nin, 1960’a kadar sabretmesi şaşırtıcı gelebilir: 1945’te Süper Güç olduğunu dünyaya ilan eden ve ülkeleri büyük elçilikler düzeyinde İngiltere gibi eski sahiplerinden bir bir devralan ABD, peykleri idare etmenin hiç de kolay olmadığını kısa sürede görür. Birçok ülkede zorluklarla karşılaşır. Türkiye bu ülkelerden biridir ancak durum diğerlerine göre örneğin Mısır, Irak, Suriye gibi Ortadoğu ülkelerine göre çok vahim değildir! 

 

27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi, ABD’de eğitilen subaylar tarafından yapılmıştır. İsmet Paşa ve yakın çevresi, 12 Ocak 1959’daki 14. Kurultay’da ilan ettikleri “İlk Hedefler Bildirisi” ile darbe ideolojisine daha 1,5 yıl öncesinde açık destek vermişlerdir. Darbenin olacağı günü heyecanla bekleyen CHP, süreci hızlandıracak eylemlere destek vermekten geri durmaz. Dönemin muhalif basını ise tam bir felakettir! Nihayet darbe olur ve CHP iktidar olacağı günü sabırsızlıkla beklemeye başlar!

 

15 Ekim 1961’de seçim yapılır, CHP ve AP, Meclis ve Senato’da birbirine yakın oylar alırlar! ABD’nin aradığı lider, gerektiğinde namaz kılan ama ABD’nin çıkarlarını korumak konusunda da hassasiyet gösteren kişidir. Süleyman Demirel henüz arz-ı endam etmemiştir. AP’nin başında Suat Hayri Ürgüplü vardır. Boşluktan İsmet Paşa yararlanır ve yıllardan beri ABD’ye verdiği sıcak mesajların karşılığını alır. 10 Kasım 1961’de hükümeti kurmakla görevlendirilir.

 

Tek adam ve şeflik düzeninin kudretli İsmet Paşası, başbakan olur olmasına da, 14 Mayıs 1950’de bıraktığı Türkiye’yi bulamaz! “Bu ülke ne hale gelmiş, bıraktığımda böyle değildi!” demekten de kendini alamaz!

 

CHP, 1950’den sonra sık sık “Bu anayasa değişmeli” demeye başlar. Bu anayasa dediği de Atatürk anayasasıdır, hatırlatmaya gerek var mı bilmiyorum! 1961’de yepyeni bir anayasa gelmiştir, tam da CHP’nin istediği gibi! Çünkü yeni anayasa CHP’nin 12 Ocak 1959’daki 14. Kurultayında ilan edilen “İlk Hedefler Bildirisi”ne çok uygundur.

 

Ancak bir sorun vardır, çok küçük bir sorun: CHP Türkiye’yi demokrasi ile idare etmeye alışık değildir!

 

CHP Atatürk İnkılapları”nı, kurduğu koalisyon hükümetinin programında “Atatürk Islahatı” olarak sıradanlaştırır. CHP, değişmeye karar vermiştir bir kere! Bundan dönecek değildir!

 

İnönü hükümeti idare etmekte birçok güçlükle karşılaşır. Çünkü rejim değişmiş, İsmet Paşa değişememiştir! Demokrasi ile ne hükümeti ne de partiyi disipline edebilir! Bir süre sonra CHP’nin Atatürk ilkelerinden çok ödün verdiği gerekçesiyle Yakup Kadri ve Falih Rıfkı gibi kimi önemli CHP’liler partiden bir bir istifa etmeye başlarlar.

 

Dağılma süreci başlayınca İsmet Paşa sonunda patlar:

CHP’ye fitnenin 1945’ten sonra demokrasiyle girdiğini, sonraki yıllarda bazı CHP’li üst düzey yöneticilerin DP ile, bazılarının da darbecilerle işbirliği yaptığını… söyler. Çünkü parti içinde kargaşa büyümüş özeleştiri kaçınılmaz olmuştur!

 

Kıbrıs sorunu alevlendiğinde de 5 Haziran 1964’te ünlü Johnson Mektubu’nu alan İnönü, tam bir hayal kırıklığı yaşar. İnönü Time dergisine verdiği demeçte Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahalesini ABD’nin engellediğini ve “İttifak içinde Amerika’nın önderliğine inanıyordum, şimdi cezasını çekiyorum” der.

 

ABD’nin aradığı lider, gerektiğinde göstermelik de olsa namaz kılarak geniş halk kitlelerine muhafazakarlık mesajları veren ve ABD politikalarına içtenlikle inanan kişidir. Sonunda o da bulunur. Süleyman Demirel, geç de olsa bulunan lider olur!

 

İsmet Paşanın 10 Kasım 1961’de başlayan hikmet-i hükümet macerası, 13 Şubat 1965’e kadar üç koalisyon hükümetini zar zor yürütür, sonunda bütçe oylamasında yeter oyu alamadığı için son bulur!

 

İsmet Paşa pes edecek değildir! Ve şark kurnazlığından ise hiç vazgeçecek değildir!

 

Vatandaş ne olduğunu anlamadan İsmet Paşa, CHP’yi devletçi, laik ve halkçı olduğu için “ortanın solu”nda ilan eder! Bu karar Türkiye siyasi tarihinin en önemli kararlarından biridir. Bunun şaşkınlığını yaşayan vatandaş, Atatürk’ün partisi CHP’nin nerden nereye geldiğini ve daha nerelere gideceğini tahmin edemez olur.

 

Paşa hazretleri hızını alamaz, belki de son kurnazlığını yapmak ister: Sabit kalemle saman kağıda yazdığı isim listesi ile kısa adı TİP olan Türkiye İşçi Partisi’nin kurulmasına öncülük ederken, aşırı solu da legalize etmeye çalışır!

 

Ortanın soluna sapmış CHP, yeni seçime hızlı hazırlanır. Vaatler havada uçuşur ve 10 Ekim 1965’te seçim olur:

Süleyman Demirel’li AP %52,3

CHP %28,7

TİP ise %3 (14 vekil) oy alır.  

 

Yeni CHP ve İnönü, “Ortanın Solu” programından beklediğini alamaz ve seçim sonuçları tam bir hezimet olur. Buna rağmen İnönü CHP Genel Başkanı olarak 19 Ekim’de “Bu yoldan dönersek bir hiç oluruz!” der. “Bu yoldan” dediği de ortanın soludur! (Devam edecek)

Bir cevap yazın