CHP’nin şifreleri

CHP’nin şifreleri

Türkiye, İkinci Dünya Savaşı’nın galibi ABD’nin baskısı ile demokrasiye geçerken, şarkın kendine özgü kurnazlıklarını da yeni sisteme eklemlemeyi ihmal etmedi. İsmet Paşa “Bizim de bir oyunumuz var” dedi ve muvazaalı ABD’ci bir kadronun önünü açarak demokrasiye geçti.

 

İsmet Paşa da iyi biliyordu ki, ABD mandacılığı kendisine daha çok yakışıyordu ama Milli Mücadele yıllarında koşullar öyle gelişmişti ki, beğenmese de üzerindeki İngiliz kumaşını giymek zorundaydı. 1923’ten beri giydiği kumaşı, bir gecede terzisiyle beraber değiştiremezdi. ABD kesimi konfeksiyon Celal Bayar ve arkadaşlarına daha çok yakışıyordu!

 

1945’de dünya bayağı değişmişti. 24 Temmuz 1923’lerdeki konjonktürden geriye çok az şey kalmıştı.

 

1946’dan 14 Mayıs 1950’ye kadar geçen süre neyin olgunlaşmasıydı denecek olursa;

-Bir görüşe göre Türkiye’yi ABD’li yıllara hazırlamak, ona uygun yasal düzenlemeleri yapmak CHP’nin göreviydi. 

 

-Diğer rivayete göre ise demokrasinin sağlıklı bir zemine oturması için DP’nin de CHP kadar halk katmanlarına, köylere hatta yaylalara kadar duyurulması ve örgütlenmesi gerekiyordu. 1946’dan 1950’ye kadar geçen sürede bunlar yapıldı.

 

Özetlersek; demokrasinin ilk 4 yılı, CHP’nin son görevini ifa, DP’nin de göreve hazırlanma yıllarıydı, diyebiliriz.

 

1945’de karara bağlanan ve 1950’de uygulamaya geçilen Türkiye’nin yeni demokratik düzeninde, bir şeylerin değişmediğini görmek kimseyi şaşırtmamalı!

 

CHP, 24 Temmuz 1923’de Batılı anlamda kurduğu “Modern Türkiye” düzeninde hem düzeni kuran hem de işleten partiydi.

 

1945’de başlayan yeni “Demokratik Türkiye” düzeninde ise CHP dört yılda “hazırlayıcı”, 1950’den sonra da “Modern ve Demokratik Türkiye’yi denetleyici parti”si oldu.

 

Yeni dünya düzeninde Türkiye’ye bir rol biçildiyse CHP’ye de biçildi ve “Türkiye batı standartlarında ve izin verildiği kadar gelişirken…” CHP’ye de bunu içeriden denetlesin görevi verildi.

 

CHP’nin istese de değiştiremeyeceği misyonu, “denetçi” olmaktır. İktidar olmamak için de her koşulda halkın din, töre, gelenek, kültür ve medeniyet köklerine bakışı anlayışsız ve eleştirel olmalıydı. Bundan dolayı CHP, iktidar olmak yerine sadece “patinaj” yapabilirdi. 

 

Bazı illerde elde ettiği mahalli idare başarılarını, misyonunu doğrular ve pekiştirir nitelikte kötü kullandı. Halk ısrarla CHP’ye oy verdi, CHP de başarısız olmak için elinden geleni yaptı.

 

Eski CHP ile yeni CHP arasındaki nüans, bugün de korunmaktadır: CHP muhalefet, sağ ama mutlaka dindar bir parti de iktidar olmaktadır!

CHP eleştirecek, her yapılanı doğruluğuna veya yanlışlığına bakmadan eleştirecektir! Gülünç de olsa bir neden bulacak veya uyduracak barajlar, köprüler, oto yollar, tüneller, tüp geçitler, sanayileşme, nükleer enerji… her zaman eleştirilecektir.

Gün gelir sağ iktidar partileri rüzgar veya güneş enerjisi yatırımlarına kalkışabilir… CHP’li belediyeler bu kez de kuşları, çiçekleri ve böcekleri bahane ederek yine karşı çıkacaktır!

Bütün bunlar, hayatın akışının enerjiye endekslendiği bir çağda yapılacaktır.

 

İşi biraz daha ileri götürecek olursak:

 

CHP’li bazı belediyeler uzun bir direnişten sonra örneğin rüzgar enerjisi yatırımına bir şekilde ikna edilecek olursa, bu kez de genel merkezden gelen talimatlar doğrultusunda belediye meclisindeki oylamayla reddedilecektir.

 

Her hangi bir örneğe gerek duymadan şunu söylemek istiyorum:

 

CHP’den başarılı icraatlar bekleyenler, kusura bakmasınlar, daha çok beklerler!

Eskişehir örneğini çoğaltmaya çalışanlar da boşuna bekliyor!

ANAP-DSP karışımı bir liderliğin CHP misyonu ile örtüşemediği ortada!

Örtüşseydi İzmir’de hiçbir fani partiye nasip olmayan 30 belediyede bir nebze de olsa Eskişehir’in izi olurdu. Bu olmuyorsa, olamıyorsa asla tesadüflerle açıklanamaz.

 

İzmir’deki 30 belediyede 10 yıllık bir iktidarda görülmeye değer bir yatırım yapılmamışsa, bu utanç Eskişehir’e otobüs turları düzenlemekle kapatılamaz!

Biraz değil, azıcık düşünmek yeterli!

 

Modern ve kentli olmakla CHP’ye oy vermek arasında nasıl bir mecburiyet bağı kurulabilir ki!

 

Muhafazakâr bir partiye oy vermekle modern olmak neden çelişsin ki!

 

Allah billâh aşkına!

CHP İzmir’in yakasını bıraksın, biraz da Konya’yı idare etsin!

Eğer İzmirli seçmen CHP’li belediyelere hala bir şeyler yapması için ısrarla oy verecek olursa yandık ki, ne yandık!

Bu afet bize yeter!

 

Bir cevap yazın