Türk kim, Türkçü kim?!

Türk kim, Türkçü kim?!

Bazı kavramların tartışmaya açılması bizleri dünya kamuoyunda bazen gülünç bazen de zor durumda bırakabilir.

Türk kavramı da bunlardan biri. 

Türk; Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sözleşmesi olan Lozan Antlaşması’na taraf devletlerce karara bağlanmışsa bunu tartışmaya açmak doğru olmasa gerek.

Lozan Antlaşması’nın hükümleri, buna anayasa da dahil, iç hukukun bütün metinlerinin üstündedir.

Bu nedenle Türk hukuk mevzuatında hiçbir madde Lozan Antlaşması’na aykırı yorumlanamaz.  

Lozan Antlaşması’nın “Akalliyetlerin Himayesi” başlığı altında 38-44. maddelerinde asli unsur ile azınlıklar ayrımı yapılmış ve azınlıkların Antlaşma’dan doğan hakları belirtilmiştir.  

***

Asli unsur Türk, azınlık ise Gayrimüslimdir.

Lozan’ı öyle gereksiz tartışmalara konu yapıyoruz ki “asli unsur”un kim olduğu iyice belirsizleşiyor.

Siyasal gündemimiz tıkandıkça eski defterler karıştırılıyor, sonunda “Türk kim”, “Türkçü kim”diye bir tartışma tekrar gündeme geliyor.

İnsanları her geçen gün biraz daha gerçeklerden uzaklaştıran tartışmalardan en büyük zararı da Balkanlar’da kalmaya devam eden Müslümanlar görüyor.

Hala devlet erkanı Türk ile Türkçü’nün kim olduğunu bilmiyor!

***

-1800’lü yıllarda Çarlık Rusyası’nda yaşayıp gazete, dergi ve kitap yayımlayan…

-Yayınlarıyla Müslüman alemde büyük etkiler uyandıran…

-Osmanlı’nın son dönemi ile Cumhuriyetin ilk dönemine önemli katkılar yapan Türkçülerin tamamı Türk ve Türkçüyü “Müslüman” ve “İslamcı” diye anlattılar.

Müslüman olmayanı da Türk ve Türkçü’den saymadılar.

Kuzey Türklerinin Osmanlı’da en çok etkiledikleri Namık Kemal, Ziya Paşa, Ziya Gökalp… gibi düşün insanlarıydı.

İsteyen ünlü Azeri düşünür Hüseyinzade Ali’nin, Türkleşmek, İslamlaşmak ve Batılılaşmak eserine bakılabilir.

Ziya Gökalp’in Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak adlı eserine de bakılabilir. Her iki düşün insanı da İslam’ı bir İslamcıdan daha ileri düzeyde savunmuşlardır.

Günümüz Türkiye’sinde Hüseyinzade Ali ve Ziya Gökalp düzeyinde bir İslamcıya ve Türkçüye rastlanmaması ilginç olmalı.

***

Milli Mücadele yıllarına dönersek..

Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerinin sözleşmelerinde öncelik, Hilafeti ve İslam topraklarını düşman işgalinden kurtarmaktı.

O yüce insanların ırkçılık gibi bir amaçları yoktu.  

Milli Mücadele, işgalci Hıristiyan devletlere karşı verildi. Mustafa Kemal Paşa da “Anadolu toprakları Rumlar ve Ermeniler arasında pay edilecek, buna topyekün karşı koymalıyız” diyerek Müslüman halkı mücadeleye çağırdı.

1071’den önce Anadolu’ya yerleşmiş, o günden beri Anadolu’da yaşayan yaklaşık 250 bin Peçenek Türkü, Kuva-i Milliye’yi desteklemelerine rağmen, sadece Rum oldukları için mübadele ile Yunanistan’a gönderildiler.

Papa Eftim, İsmet Paşa ve Gazi Paşa’ya başvurarak, Türk Rumlar için mübadelenin doğru olmadığını anlatmaya çalıştı ama bir sonuç alamadı! Bu konuda İsmet Paşa ve Gazi Hazretlerinin cevabı aynı oldu:

“Türksünüz, Türkçe konuşuyorsunuz, Milli Mücadelede de bizi desteklediniz ama MÜSLÜMAN değilsiniz!”

Türkçe konuşan Gagavuz Türkleri, Müslüman olmadıklarından Türkiye’ye kabul edilmediler!

Türkçe  bilmeyen ama Müslüman olan Boşnak, Pomak, Makedon, Arnavut…lar  mübadele kapsamında “Türk/Müslüman” diye Türkiye’ye kabul edildiler.

Mübadele, 24 Temmuz 1923’de Lozan Antlaşması imzalandıktan sonra yapıldı ve “ asli unsur TÜRK” ifadesi, Kürtler de dahil, bütün Müslümanları kapsadı.

Lozan’a göre Kürtler de Türktü. Çünkü Kürtler, Müslümandı.

1926’da çıkan Türk Ceza Kanunu’nun 159. Maddesindeki “…Türklüğü tahkir…” suçu, Atatürk, İnönü, DP, 1960, 1971, 1980’de değişmeden İslam dinini aşağıladığı iddia edilen Gayrimüslimlere uygulandı.

1990’lı yıllara kadar sayısız ihbar ve suçlamaya rağmen bir Müslümana, Türk ırkına hakaret ettiği için dava açılmadı!

Mahkemelerin sayısız davalar için verdiği kararların hepsinin ortak noktası, “Türk”; bir ırkın değil, Müslümanlığın adıydı.

***

Türk’ü İslamsızlaştıranlar, ya Doğu Avrupa ve Balkan kökenli aydınlardı ya da onların devşirdikleriydi.

Atatürk’ün ölümünden sonra İslamcı Türkçülerin sesi kısıldı; ortama İslamsız Türkçüler egemen oldu.

Kürt sorunu da İslamsız Türkçülükten doğdu.

Türküm ama Türkçü değilim” görüşünü savunanlar, Tekin Alp gibi İslamsız Türkçülerin etkisinde kalanlardı.

***

Türkü, Kürt gibi bir ırk olarak tanılayanlar diyorlar ki, Kürt sorunu nasıl çözülecek?

Cahillik bu düzeyde ise Kürt sorunu çözülemez!

Vallahi de çözülemez, billahi de çözülemez!

Önce Türkü ırk, Kürdü de ayrı ırk gibi tanımlayanlar, sonra da “Türk-Kürt çatışması var!” demeye başladılar!

Vatandaşa Türkün Müslüman anlamına geldiği öğretilseydi kim, hangi cesaretle “Türk-Kürt” diyebilirdi?

Kimse diyemezdi ve Türk-Kürt ikilemi de asla olmazdı!

Lozan’da açıkça yazılmış:  “Türk-Gayrimüslim” diye!

Siz hiç Kürt-Gayrimüslim ikileminin kullanıldığı bir cehalet metnine tanık oldunuz mu?

Olamazsınız!

Kürtlerin cahil olduğu doğrudur(!) ama Kürtler bile Kürt-Gayrimüslim ayrımı yapacak kadar cahil değiller!

Türk Milleti, Müslüman Millet demektir.

Karşıtı da Gayrimüslimdir.

Bir cevap yazın