İçeriğe geç

Kamusal yetkilerin kaynağı

Kur’an’da Allah’ın iki anlamı vardır:

Biri, bilgisiyle ve gücüyle her şeyi yaratan, eşi ve benzeri olmayan yüceler yücesi olandır. 

Diğeri de ordusu ve bütçesi olan “topluluk”tur.

Allah, zatı ile insanların erişemeyeceği kadar yücedir. Eşi ve benzeri de yoktur.

Diğeri de topladığı vergi ile insanların can ve mal güvenliğini sağlayan ve adaleti tesis etmek için ordusu olan “topluluk”tur.

Kur’an’da el-Emr, “yürütme” demektir. Dördüncü ayette “Yürütme yetkisi topluluğa aittir” denmektedir. Yani yetkiyi toplumdan alan organdır.

Bu ibare, yasama, yürütme ve yargı yetkisini elinde bulunduran sultanlara ve krallara net bir uyarıdır. Kur’an’ın diğer ayetleri de incelendiğinde kuvvetler dengesinin var olduğu görülür.

Denge; yasama, yürütme, yargı ve denetleme yetkilerinin kullanılmasıyla ilgilidir.

Uzun zamandır Müslümanlar; yasama, yürütme, yargı ve denetleme yetkilerini kral, sultan, diktatör veya emir gibi “Allah’ın gölgesizillullah” olduğunu iddia eden liderler tarafından kullanıldı.

Allah; zatı ile insanlar arasına karışıp kendisini kral ilan etmediğine, yasama, yürütme, yargı ve denetleme görevlerini tek başına üstlenmediğine göre, topluluğun düzeni ve işleri nasıl yürütülecek?

Ya her bir kuvvetin yetkiyi topluluktan aldığı dengeli bir düzen kurulacak ya da biri adamlarıyla zor kullanarak kendisini tek yetkili ilan edecek!

***

Dördüncü ayette “Lillahil emrü” ibaresi demektedir ki;

Rûm beldelerinde yönetim; kuvvetler birliğine dayalı emirlerin, kralların, diktatörlerin, partilerin… elinde olduğu sürece bu coğrafya halklarının iflahı mümkün olmayacaktır.

Küçük bir azınlığın refah içinde yüzmeleri sizi aldatmasın; halkların dipteki sefaleti devam edecektir.

***   

Rûm beldelerinde, kamu adına kullanılan yetkiler adil ve tarafsız seçimlerle belirlenmiyorsa…

Toplumun bütün kesimleri siyasal tercihlerini baskı altında kalmadan özgürce kullanamıyorsa…

Seçim sonuçları her seçimde başka bir adaletsizlikle manipüle ediliyorsa…

Geniş Rûm coğrafyasının kaderi asla ve kat’a değişmeyecektir.

Diplerde kaldıkça kalacaklar.

Birbirlerini yedikçe yiyeceklerdir.

***

“…Topluluğa ait işleri yapanlar yetkiyi ancak topluluktan alabilirler. Önceden böyleydi, sonra da böyle olacak. Bu yasa hiç değişmeyecek…” Rûm-4

Rûm beldelerinde, topluluğa ait yetkilerin kaynağı, belde halkı değilse, beldenin sefaleti değişmeyecektir. 

Ama gün gelecek, bütün kuvvetleri elinde bulunduranlar bir bir gidecek, bütün yetkiler halkın seçtiklerinde olacaktır.

Ve işte o gün geldiğinde Müminler düğün, zafer sevinci yaşarlar”. 

Kur’an Mümin’i iki anlamda kullanır.

Birincisi; var ve bir olan, eşi ve benzeri olmayan Allah’a inanan kişi.

İkincisi ise; en çok göz ardı edilen anlamı ile kuvvetler dengesi rejimini kuran ve koruyan askerler, güvenlik güçleri demektir.

Örneğin, bedel ödeyip askere gitmeyenler, her kim olursa olsun Mü’min değiller; olamazlar da.

Devletin ve kamu düzeninin temeli, asker olmayı kabul edenlerin yani Mü’minlerin yetkisindedir.  

Veyl olsun, bu düzeni bozanlara!

Kategori:2018

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir