İçeriğe geç

Suriye kimin umurunda!

Dünya sistemi çıkmazda. Bunu bir veya birkaç devletin krizi ile açıklamak mümkün değil. İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan küresel yönetim sistemi, “ilk” olduğundan ancak bu kadar başarılı olabildi.

Bir zamanların yükselen değerleri Dolar, BM, NATO … sorun çözmüyor; aksine sorun üretiyor.

Bunlardan kurtulmak gerekiyor.

Önce dolar, şimdilerde de EURO ölçüsüzce çoğaltılmaya başlandı.

BM, veto yetkisi olan ülkelerin elinde iyice itibarsızlaştırıldı.

NATO, özellikle SSCB sonrasında tasfiye edilsin diye herkesin görebileceği kadar büyük yanlışlara alet edildi.

Bu yetmiyormuş gibi NATO’nun en büyük askeri gücü olan ABD, Irak ve Afganistan’da akıl dışı operasyonlarla hem kendini hem de NATO’yu tasfiyenin eşiğine getirdi.

SSCB sonrası yaşananlara dikkatle bakanlar, bir merkezin dünyada sürekli krizler ürettiğini görecektir. Yaklaşık 20 yıldan beri sürekli yanlış yapan dünya sistemini kontrol edenlerin bir tek amacı olabilir:

Bu küresel düzen değişecek.

Dünya savaşı koşullarında kurulan ilk küresel düzen, değişecek; bu krizler ancak böyle okunabilir.

Dünya sisteminin yenemeyeceği güçlü düşmanları mı var, sorusuna “Hayır, görünürde düşman falan yok” derim.

Bir akıl tutulması mı yaşanıyor, ne münasebet efendim!

Kıyamet mi yaklaştı? Daha neler!

Bilgisayar gibi çok hızlı ve çok fonksiyonlu teknolojilerin kullanıldığı bir çağdayız, o zaman sorun nerede, denebilir.

1945’te fiilen kurulan ve işletilmeye başlanan dünya sistemi, hatasıyla ve sevabıyla büyük ölçüde Arnold Joseph Toynbee (1889–1975) ekolünün eseriydi. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra sık sık revize edilen ilk küresel yönetim modeli, 1945’ten sonra da revize edile edile bugünlere geldi.

Gelinen nokta şu:

Bu sistem sık sık yapılan tadilatlarla yaşatılamayacak kadar eskidi ve verimsizleşti. 

Dünya sisteminin merkez ülkesi ABD ve AB ülkeleri, bu sistemi taşıyamıyor.

Bu sorun yeni mi fark edildi, denecek olursa, buna katılamam. En azından projeksiyonlarla 30 yıl öncesinden önlemler alınmaya başlanmış olması gerekir, diye düşünürüm.

Henry Kissinger, 1982’de yapılan bir söyleşide Çin’e 40 kez neden gittiğini anlatıyordu. 1978’de Rahmetli Erol Dallı Çin’e gitmiş, kapalı kutunun kapağı açılabilir mi, diye bir şeyle sezmeye çalışmıştı.

Bugün Çin dünya sisteminin üretim merkezi olduysa bunun kararı en az 40 yıl öncesinden alınmış, ona uygun politik altyapısı kurulmuş, finans desteği ve geri dönüş garantileri taa o günlerde alınmış olmalıdır.

Çin’e sağlanan iki trilyon dolarlık finans desteği, eski dünya ekonomisinin dengesini bozmaya yetmişti.

Yeni dünya sisteminin üretim merkezi olarak Çin, çok başarılı bir şekilde kuruldu, bunda kuşku yok!

Kısa geçelim, dünyanın ofis ve kırtasiye merkezi de Hindistan’da kuruldu, duyanlar duymayanlara iletsin!

ABD ve NATO’nun askeri gücü akıl dışı yollarla tasfiye edildi; kimse bunu engelleyemedi veya engellemeye gücü yetmedi.

Soru şu:

Dünyanın yeni askeri güç merkezi hangi ülke ve hangi birlik olacak?

Dolar ve EURO, tasfiye öncesi son virajda. Yeni para ne olacak, en çok sorulan soru da bu:

Dolar’dan sonra EURO da krize girdiğine göre, yeni uluslar arası paranın sadece “itibari kıymeti” olan kağıt paranın olmayacağını rahatlıkla söyleyebiliriz, artık.

Yakın vadede, kısa da olsa “itibari kıymetiyle işlem gören ulusal paralar” dönemi yaşanacak, ardında eski alışkanlıkları da tatmin edecek şekilde “zati ve itibari kıymeti olan kağıt mal senetleri” para olarak tedavüle girecek, buna az kaldı. Bu para da yerini çok geçmeden uzun süre işlem görecek “dijital para”ya bırakacak.

Suriye krizi bu gelişmeler içerinde ne kadar önemli, sorusunun yanıtlanması gerekiyordu. Bunu da izninizle bir sonraki yazıya bırakalım.

————————————–

Tarih:2012

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir