Yeniden yeni CHP! Nereden nereye… (III)

Yeniden yeni CHP! Nereden nereye… (III)

CHP yönetiminin ve devleti idare ettikleri rivayet olunan zevatın hayran olduğu lider, sanıldığı gibi Atatürk değildi! Buna inanmakta güçlük çekenler olabilir. Gerçeği öğrenmek bana tanınan bir imtiyaz değilse isteyen İzmir Kent Müzesi’ne gider, örneğin yayın çizgisine güvenilen Cumhuriyet Gazetesi’nin özellikle Latin hurufatıyla yayımlanan sayılarının (1929-1938) tamamını olmasa da bir kısmını gözden geçirebilir! Bundan tatmin olmayan da, dönemin yayımlanmış fotoğraflarını istediği albümden inceleyebilir. 

 

Atatürk, sanılanın aksine, dönemin basınında az yer almıştır. Ayda veya iki ayda bir, kısaca “Gazi Hazretlerinin yurt gezisine çıktığı istihbar olundu” veya “Gazi Hazretlerinin dün falan devletin büyükelçisini kabul ettiği istihbar olundu” şeklinde haber olabilmiştir. Uzun konuşmayı seven Gazi Hazretlerinin her hangi bir konuşmasına basında rastlamak, istisnai bir durumdur. Kütahya konuşması 52 sayfa, Adana konuşması ise 6 saat 20 dakikadır.  

 

Oysa Mussolini ve Hitler’in demeçleri, dönemin gazetelerinde sık sık yer almıştır. Atatürk Türkiye’de en güçlü olduğu günlerde hiç yaşamıyormuş gibi basında çok az yer alırken, faşist liderlerin demeçleri, birinci sayfalarda ve süslü çerçeveler içerisinde yer alması o günlerden sıradan bir durumdur.

 

Bilindiği gibi Atatürk, hayatının hiçbir döneminde “adem bıyık” bırakmamıştır. Atatürk hariç bıyık bırakanların kahir ekserisi Hitler bıyıklıdır.

  

1932’de Faşizmi incelemek üzere İtalya‘ya gönderilen CHP Genel Sekreteri Recep Peker, dönüşünde bir rapor yazar ve TBMM üzerinde bir “Faşist Konsey” kurulmasını önerir. İnönü raporu imzalayıp Atatürk’e gönderir. Atatürk şaşkınlık içinde “Başvekil hazretleri anlaşılan yorgunluktan önüne gelen raporları okumadan imzalıyor!” der ve kararı reddeder. İnönü buna “Koskoca memleket rakı sofrasından mı idare edilecek?” diye tepki gösterir.

 

Şunu da belirtmekte yarar var: 1926-1942 tarihleri arasında ayın yapan gazete ve dergilerin tamamı CHP yanlısıdır, bu dönemde herhangi bir muhalif gazete veya dergi yayın yapamamıştır. Bu koşullarda 1942 sonbaharına kadar yayın yapan Türk basınında Hitler ve Mussolini hayranlığı asla göz ardı edilemez. Özellikle Atatürk’ün öldükten sonra hepten gündemden çıkarılması, CHP’nin ilk dönemi açısından oldukça önemlidir. 

 

Bu arada İsmet İnönü’nün 25 Nisan – 10 Mayıs 1932’de Odesa, Moskova, Leningrad ve Harkov’u kapsayan SSCB resmi gezisi de dikkate alındığında 1929 Dünya Ekonomik Krizi, Türkiye’yi idare edenleri kriz günlerinde nasıl bir arayışa sürüklediğini göstermektedir. Bu arada asıl konumuz olan CHP’nin ilk döneminde, nasıl bir ideolojik arayış içinde olduğunu anlamak için bu tür olaylar önem arzetmektedir.

Atatürk dönemine ait pek tartışılmayan konulardan biri de şudur: Uzun müzakereler sonunda 1928 yılında Fransız bankerlerle imzalanan Duyun-u Umumiye ve Borçlarla ilgili antlaşma Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kurulmasına sebep olmuştur. İnönü, bir kısmının silinmesi karşılığında borçların altına dönüştürülmesine karşı çıkar. Ama antlaşmanın yapılmasına engel olamaz. 1929 krizi altın fiyatlarını anormal yükseltince Başbakan İnönü, anlaşmayı uygulayamayacağını ilan eder.

  

Bu gelişmeler ekonomik olduğu kadar siyasidir de. Fransız bankerler İnönü’yü istemediklerinden Atatürk, Fethi Beyi yeni bir parti kurmaya teşvik eder. İnönü bu gelişmelerle gözden çıkarıldığını düşünür. Buna önlem almaya karar verir. Kullanılan argüman tabii ki “irtica”dır. Çok geçmez Atatürk, Fransız bankerlerle yaptığı antlaşmanın yanlış olduğunu görür ve demokrasiye geçişten geri adım atar ve SCF’yi dolaylı olarak kapattırır. Fakat İnönü, hazırladığı planı sonuçlandırmakta kararlıdır. Sonunda 23 Aralık 1930’da Menemen Olayı patlak verir. Atatürk olayı beş koldan araştırır ve olayın tertip-komplo olduğunu görür.

 

Atatürk, Menemen Olayı’nın İnönü’nün komplosu olduğunu öğrendikten sonra 25 Ekim 1937’ye kadar İnönü’den kurtulmanın fırsatlarını kollamıştır.

 

Atatürk – İnönü anlaşmazlığının kaynağını araştıranların Menemen Olayı’nı göz ardı etmeleri, yakın tarihin bazı önemli olaylarının üzerindeki örtünün kalkmasını zorlaştırmaktadır.

 

Bir cevap yazın